5 Kasım 2010 Cuma

Rhapsody in Blue


Dün yazdıklarımla birebir ilgili bir video var.. Aslında Fantasia 2000 adlı Disney yapımı bir animasyondan  parça.. Bu animasyon 1940'larda yapılmış Fantasia'nın, 2000 senesi versiyonu.. Her ikisi de çok güzeller.. Gershwin'in "Rhapsody in Blue"su üzerine yapılmış kısım beni en çok etkileyenlerden.. Ana fikri elbette sizi mutlu eden şeylerin peşinden gidin:))
Eğer bulabilirseniz her iki Fantasia'yı da izlemenizi şiddetle öneririm:) İyi seyirler..

4 Kasım 2010 Perşembe

Yorgunluk Sevilir:)

Yorulmayı sever misiniz sizde?? Ben seviyorum.. Ordan oraya koşturmayı, listeler, notlar içinde kaybolmayı, arada bir şeyleri unutmayı, son anda hatırlayıp güç bela yetiştirmeyi, hatta yoğunluktan faturaları ödeyememeyi, dvd'nin iade tarihini geçirmeyi seviyorum.. 

Bugün öyle günlerden biriydi.. Nerdeyse hiç oturmadan geçen bir gün.. Bu gün tarihe geçsin; biz metagenomik çalışmalarına başladık:)) Saat 17:10 civarında kültürlerimizi 30 dereceye koyduk:)) Hafta sonu çalışmaya devam edicez.. Bizim için çok önemli bir gündü..

Bu akşam karşıya geçicektim sevgili A ile buluşacaktık.. Yoğunluktan olmadı.. Ben de kuaföre gittim.. Böyle günlerde şımarmak lazım.. Kuaförde ki o ciddi kız bile bugün bambaşkaydı.. Kocasını anlattı komik komik.. Temizlikten bahsetti.. Yoğunluğundan.. Ama mutluydu o da.. Çünkü hayatı anlamlıydı, doluydu.. Bir işi vardı.. Eve dönünce uğraşması gereken şeyler.. Yönetmesi gereken bir hayat..

Ya buna sahip değilseniz.. Her gün birbirinin aynıysa... Her gün kendinize sözler verip tutamıyorsanız.. Yeni bir dil öğrenicem, spor yapıcam, yeni bir hobim olacak vs.. Öğlene kadar uyuyor, sabaha kadar oturuyorsanız.. Haftaiçi ya da haftasonu bir fark yaratmıyorsa..Yapacak bir şeyiniz yoksa.. Her günü bezdirici bir aymazlık içinde geçiriyorsanız.. Hayat geçip gidiyor ve siz bir yerinden onu tutamıyorsanız.. Sabah uyanmanız için bile bir neden yoksa.. Onca gün çalışıp ilk boş gününüzde saatlerce uyumanın tadını unuttuysanız.. Bir arkadaşınızla bir yerlerde oturmak öylesine bir olaysa.. Akşam ayaklarınızı uzatıp güzel bir kitap okumak bulunmaz bir nimet gibi gelmiyorsa.. Her şey sıradansa.. Ya da hep erteliyorsanız bir şeyleri.. "Şu" da olsun mutlu olucam, hayatımı "şu"ndan sonra düzene sokucam.. Ve "şu" denen şey gerçekleşmiyorsa bir türlü.. Günler öyle geçip giderken siz hala "şu"nun peşindeyseniz belki de boş yere..

Ne kadar şanslı olduğumu anlayınca içimi bir sıkıntı kapladı.. Ne çelişki ama!! Eve döndüm.. Canım bir şey yapmak istemedi.. Öylesine atıştırdım.. Sıkıntımı gidermem gerekiyordu.. Neyse ki haftasonu alınan A'nın hediyeleri vardı:))





Okumak beni daima sakinleştirir.. Bunalımlı dönemlerimi böyle atlatırım..  Çay yapar (Siyah çay, adaçayı, ıhlamur) Agatha Christie, Sherlock Holmes okurum..




Porsuk Ağacı Cinayeti bitti:) Şarkı listemde hep aynı şarkı döndü.. Çaylar içildi.. Çoook uykum geldi.. Yorgunluk iyice çöktü.. Hayatı ertelemediğime sevindim.. Her şey yoluna girerdi.. Ama geçen bir tek anı geriye alamazdım.. Kendime hatırlattım.. Size de hatırlatayım istedim..

Yatağımı anca bulurum artık..Güzel bir sabaha uyanalım hepimiz.. Dün bir arkadaşımın dediği gibi gerçekleri az bir dünyaya uyanmanızı diliyorum ben de..

2 Kasım 2010 Salı

Belki İşinize Yarar

Eskiden Saatli Maarif Takvimi'nde, gazetelerde vs püf noktası diye bir köşe olurdu.. Hatta gazeteler küçük kitabımsı ekler verirlerdi.. Şimdi, bu yaşımda ne kadar değerliymiş onlar anlıyorum.. Biriktirseymişim keşke, kesip kesip saklasaymışım.. Nedendir bu yakınmalarım? Hatırlarsınız bir bit pazarı maceram olmuştu yakınlarda.. Ve oradan şu şahaneyi almıştım..



Ve fakat kendisini temizlemeden kullanmam mümkün değildi.. Bu sırada imdadıma sevgili A yetişti.. Kendisi de yakınlarda deri ceketini yaptırmış ve dericiden öğrenmiş.. Çantayı tuttuk çamaşır makinasına attık.. Deterjan gözüne de en fazla yarım çay bardağı bildiğiniz şampuan (saçımızı yıkıyoruz ya onu diyorum:) koyduk.. Soğuk suyla, sıkmayı da iptal ederek yıkadık.. E çıktığında sırılsıklamdı ve bol köpüklüydü.. Biraz da küvette yine soğuk suyla duruladık.. Bir süre süzülmesini bekledik.. Sonra 2 gün kadar kuruttuk.. Sonuç harika.. Tertemiz oldu.. Üstelik derisine zarar gelmeden:)))


Belki işinize yarar kimbilir? :))

1 Kasım 2010 Pazartesi

Bale Sever misiniz?

Ben severim.. Dansın her türlüsünü seven biriyim zaten.. Ama balerinler/baletler bana sıradışı gelirler.. Dolayısıyla bale de.. Neden mi? Her şeyden önce disiplinleri sanırım.. Benim asla sahip olamadığım ve belki olamayacağım bir disipline sahipler, sahip olmak zorundalar.. Yıllarca bu disiplinle çalışmaları gerek ama küçük bir sakatlıkla her şey bitebilir de.. Ve sanırım hemen her günleri ağrılar içinde geçiyor.. Üstelik bana insan vücudunun ne kadar güzel olduğunu hatırlatıyorlar..




Evet ne yapsak ne yapsak derken baleye gitmeye karar verdik.. Cumartesi Süreyya Operası'ndaki gösterime.. Yer bulmakta zorlanmadık (!).. Üçlü bir gösterimdi.. Concerto Barocco, Creatures, Mi favorita.. Concerto Barocco ile başlıyor gösteri.. Concerto Barocco ilk kez 1941’de Rio de Janerio’da sahnelenmiş.. Neoklasik balenin öncüsü George Balanchine’e ait olan bu eser 1948 yılında New York Şehir Balesi'nin  açılışında sergilenen üç eserden biriymiş.. Eserin müziği John Sebastian Bach'a ait..

İkinci olarak 5 çiftten oluşan "Creatures".. Klasik Türk müziğinden İran perküsyonlarına, müzikleri özenle seçilmiş (müzisyen Dhaffer Yousef).. İzleyeni kendi içine doğru bir yolculuğa sürüklediği iddia ediliyor.. Bu konuda bir şey diyemem ama tüm salonun en çok beğendiği eserin bu olduğunu söyleyebilirim.. Herkes heyecanlandı, büyülendi, hayran kaldı.. 

Creatures'dan bir sahne..

Son olarak ise Mi favorita.. Paris Operası'nın baş dansçılarından  José Martinez taradından ilk kez 2002 senesinde sahneye konmuş.. Müziği de Gaetano Donizetti’ye ait.. Klasik bir eser gibi görünüyor ilk başta.. Ama hafifçe gülümsemenize neden olacak nüanslarıyla özgünlüğü yakalıyor.. Bu eserde ki kostümler,  yine Paris Operası baş dansçılarından Agnés Letestu tarafından tasarlanmış ve tasarımda Versay Sarayı ile IV. Louis döneminden etkilenilmiş.. 

Ve tabii en güzeli Süreyya Operası.. 



 

Buna veya diğer etkinliklere gitmek isterseniz bilgi almak için Süreyya Operası'ndan, İnternet üzerinden bilet almak isterseniz, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Etkinlikleri için buradan ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Etkinlikleri içinse buradan yararlanabilirsiniz.. Ayrıca www.idobale.com adresi de size yardımcı olacak.. Telefon açmak istiyorum ben derseniz 0216 346 15 31/120.. Şimdilik tüm ihtiyacınız bu sanıyorum.. İyi seyirler..

30 Ekim 2010 Cumartesi

Bizim Ufaklıklar:)


Bu gördüğünüz ufaklıklar bizim üniversitenin girişindeki yavrular.. 1,5-2 aylık kadarlar sanıyorum..Tam 7 tane sevimli kardeş onlar.. Anneleri artık süt vermiyor.. Bizler besliyoruz.. Her sabah bölüme geçmeden onlarla oynuyoruz mutlaka.. 



 Şu aşağıdaki obez.. Bütün kardeşlerden daha şişko:)







 Bu aşağıdaki sanırım Serda'nın uykucusu:))





 Çok yaramazlar, çok oyuncular.. Pek çok sokak köpeğine göre çok şanslılar..



 Pazartesi olsa da oynasak biraz:)

28 Ekim 2010 Perşembe

Bugün...


Bugün hiç durmadan yağdı, yağmaya devam ediyor.. Ben ne çok severim böyle havaları.. Her havayı seviyorum ben aslında.. Güzel yaz gecelerini, bembeyaz karlı günleri ve geceleri, ılık ılık esen bahar günlerini, hatta sisli havaları bile severim; bana Orhan Pamuk'u hatırlatırlar nedense..


Bugün erken çıkıldı okuldan.. Havadan mıdır bilinmez çok uykum var.. Bu havalarda en güzeli çay demlemek; çayın yanına kurabiye almak ve battaniyenin altına girip film, dizi izlemek ya da kitap okumak.. O sırada da uyuya kalmak:)

Bu havaya uyacak sevdiğim bir iki şarkı da fonda olmalı mutlaka..
roads ve mad world

Huzurlu bir gün geçirelim hepimiz.. 

27 Ekim 2010 Çarşamba

45'likler-1


Bit pazarına gitmişken 45'lik dinlemeden olmaz.. 70'lerin şarkılarını çok seviyorum ben.. Sizlerle de paylaşmayı düşünüyorum ara ara..


İlk şarkı Funda'dan.. Siz bu şarkıyı bir reklam filminden hatırlayacaksınız.. 1976 senesinin şarkısı aslen.. Şarkıyı, Funda'nın kendisi 15 yaşında bestelemiş.. Ama hala zevkle dinletiyor kendini.. Öyle diil mi? Lay lalay lay lalalay laylalalay:))))))


Yine günlerdir uykusuzum.. Şunu yapayım yatıyorum, bir sayfa daha okuyunca uyuyacağım derken gece yarısını geçiyor saat.. Sabahın köründe zorla kalkıyorum.. Bu gece gerçekten erkenden yatıyorum ben.. Tatlı rüyalar bana.. :)