Tırtılı Kimi Zaman Bir Sıkıntı Basar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tırtılı Kimi Zaman Bir Sıkıntı Basar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2012 Perşembe

Durmak







Ben bazen dururum. 1,5 aydır olduğu gibi işte. Her şey mükemmel olsun isteyen biriyim. Bundan daha kötü bir huy olamaz. Her ne istiyorsam hemen olsun isterim. Bozulan fırınım hemen tamir olsun, ev hep temiz olsun, istediğim o kek kalıbını tam istediğim anda alayım bir saniye sonra bile değil, hep bakımlı kalayım, tüllerin eskidiğini farkettiğim anda hooop yenisi gelsin. Bu o kadar yorucu ve zor ki. Elbette her şeyin anında olması mümkün değil. Bazen zaman, bazen maddi imkanlar, bazen bambaşka şeyler engel oluyor buna. Ve ben böyle anlarda duruyorum. Sıkılıp bunalıyorum. Acilen değiştirmem gereken bir durum bu. Kaliteli geçirebileceğim tüm zamanı yiyor bu huyum. Böyle hissettiğim  anlarda diğer her şeyi bırakıyorum. Yemek yapmasam da olur zaten fırınım bozuk, saçlarımı boyamasam da olur zaten vaktim yok!!! 


Böyle bir dönemden yeni çıktım. Acilen yapılacak ve alınacak listesi yapmalı, hepsine zaman atamalı ve sakin olmalıyım. Hayat ne zaman dört dörtlük sanki öyle değil mi?


p.s. Şunca zamandır ne demeye yazmıyordun diyenlere gelsin bu yazı..


p.s. Bir de ne çok şey birikti anlatacak bilseniz:)

22 Kasım 2011 Salı

Geçen Hafta Noldu?

Beni twitter'dan takip edenleriniz varsa geçen hafta ne kadar sıkıntılı geçti biliyorsunuzdur. Daha önce şu postumda başıma gelen taciz olayından bahsetmiştim. Dava açıldı mı noldu bilmiyordum ve açılmadıysa da peşine düşmek istememiştim. Meğer bir dava açılmış. İlk duruşma üçüncü ayın ikisinde yapılmış. Ama bana tebligat gelmediği için haberim olmamış. İkinci duruşma geçen haftaydı ve benim bundan bir gün önce haberim oldu. O anda yaşadığım şoku anlatamam. Ben mahkemeye gidip o kişiyi görmek istemiyorum ama gitmek zorundasın diyorlar. Henüz avukatım bile yok ve saat 15:00. Koşa koşa dava dosyasını alıp bir avukata gösterdim. Gitme daha sonra gider ifade veririz dedi. Ama öyle kolay olmadı ve 2-3 günü son derece sıkıntılı geçirdim. Ayrıntıları artık önemli değil. 


Bu sırada yanımda olan kişilere ne kadar teşekkür etsem az. Yanımda olan, sıkıntımı dağıtan herkese, sadece ismini bildiğim, twitter üzerinden konuştuğum ama bana her gün gördüğüm pek çok kişiden daha yakın davranan herkese, ayrıca F'ye, G'ye ve S'ye :) çok çok teşekkür ederim. 

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Takıntı, Sıkıntı vs..

Rapor sunum derdi bitti ya temizliğe giriştim ben.. Bu defa bilgisayar detoksu yapıyordum.. Gereksiz tüm klasörleri kaldırıp geri kalanı doğru isimlerle dosyalamaktı amacım.. Oturdum dün gece güzel güzel bu işleri yapıyorum.. Derken birden bilgisayarımın wireless bağlantısı bozuldu.. Hadi yeniden yapılandırdım.. Ama olmuyor, düzelmiyor.. Ttnet'i ardım, görevliyle tekrar aynı şeyleri yaptık, olmuyor.. Dedi sorun bilgisayarda.. Cidden o zaman dikkat ettim ki artık wireless ışığı yanmıyor bilgisayarımın.. Neyse dedim buna sıkılmış olabilirim ama yapacak başka şeyler var.. Oturayım fotoğrafları atayım bilgisayara bir post gireyim, nasılsa kabloyla bağlanabiliyorum.. O da ne fotoğraf yüklememi sağlayacak program yok.. Tekrar kurayım dedim cd'den, CD yürütmüyor bilgisayarım.. DVD oynatıyor ama iş CD'ye gelince ıııh.. 




Bir an boğuluyorum sandım.. Ben böyle takıntılıyım.. Eğer bir şey bozulduysa, kırıldıysa yanlışlık varsa bırakmak isterim o şeyi.. Ya da hemen düzelsin sorunu neyse.. Gecenin o vakti olmasaydı bilgisayarcıyı hemen o anda arardım.. Dayanamadım anında kapadım bilgisayarı, kaldırdım gözümün önünden.. 


Bu nedenle maalesef "Ben Geçen Hafta" postu yapamıyorum.. Halbuki anlatacak kitaplar, filmler, gezilecek sergiler vardı.. Bak yine sıkıldım, bunaldım.. Ööööfff!!!


Ben şu sondan iki önce bağıran gibiyim işte:)

19 Nisan 2011 Salı

Sevgili Bahar..

Sabah telefonun alarmı çalıyor, erteleniyor.. Hava karanlık henüz.. Yine çalıyor alarm, bu defa kalkmak şart.. Bir 15-20 dk. esnemek lazım.. Hava sanki aydınlanıyor yavaş yavaş.. -Pofff +Somurtma haydi duşa.. 
Kalkıp geri yatağa düşmek işten değil bu havalarda..


Duştan çıkınca hava hala karanlık gibi.. Kahvaltıya oturmalı.. Dakikalar geçiyor hava aydınlanmıyor.. Güneş yok.. Sıkıcı, soğuk, boğuk, gri bir hava.. -Offf  +Somurtma, kahvaltını et..




Tabii canın hala yemek istiyorsa:((


Kahvaltıyı ettik, +Haydi giyinmeye.. Hava nasıl acaba?? Bir bakalım camı açıp.. -Hiaaaayyyy buzzz gibi yahu +Söylenme haydi giyin artık.. 


-Çoook eskiden bir sabah güneşliydi hava, sıcaktı.. O gün ben heveslenmiş hırkaları kazakları kaldırmıştım.. +Haydi  en kalınından bir hırka al üstüne de donma.. 






- Eee bu yağmurlu havalarda çizme giymek lazım, ama ben kaldırmıştım.. +Haydi indir birini de geçir ayağın..


Her gün havaya bakıp az kaldı ya bir iki güne güneş çıkar demekten, kendimi avutmaktan bıktım, yoruldum.. Somurtuyorum sık sık.. Yukarıda ki cümleler her sabah yaptığım kendi kendime konuşmalarım.. Ama yok artık bırakıyorum.. Güneş çıkana kadar somurtacağım bana ne!!


Sevgili bahar gelmezsen eğer hepimiz somurtmaya başlayacağız.. Zaten herkes depresif hep senin yüzünden.. Yok gelmeyeceksen hala küsüyorum sana.. Artık hiç gelme istemiyorum!!


Görseller

16 Mart 2011 Çarşamba

Ah bir nezle olsam!!

Pazartesi sabahı çok keyifli başlamıştı itiraf etmeli.. Okula en sevdiğim yoldan gitmeye karar vermiştim.. Vapur ve tren -iki en bayıldığım ulaşım aracı- ikisini de kullandım.. Yolda kahvemi içtim, gazetemi okudum.. Hava sıcacıktı, hatta küçük mavi çiçekler açmıştı.. Her şey pek güzeldi yani.. 

Gün aynı şekilde devam etmedi maalesef.. Ayrıntısı gerçekten çok önemsiz, düşünmeye bile değmeyecek (ben kendimi yedim bitirdim o ayrı:) bir şeyler oldu.. Ben çoook üzüldüm.. Ve evet pek çok ağladım.. Gece baş ağrısından uyuyamadım.. Ve sabahına berbat mor halkalı gözlerle uyandım.. 

Aslında dün daha önce bahsettiğim gibi evimde yapacağım ufak tefek değişikliklerin ilk adımını attım.. A ile alış verişe gittik.. Ama bu daha eğlenceli sohbetlerin konusu.. Sonra caddeye geçtik.. İkimiz de bayılıyoruz mağazaları gezmeye:) Ama öyle acıkmışız ki yemek yemekten mağaza gezmeye pek vakit kalmadı.. Lakin ben böyle güzel bir günü de uyuklayarak geçirdim.. 

Artık bugün kendimi iyi hissediyorum.. Ancak bu olayın iki tam günümü yemiş olmasına gıcığım..



Kendimi ne çok yorgun hissediyorum.. Bıktım doğrusu.. Böyle zamanlarda ah şöyle bir nezle olsam diyorum.. Çok ciddi bir şey değil yahu.. Hafif ama dinlenmeden geçmeyecek bir nezle.. Neden mi?


Basit.. Ben nezle olunca anneme giderim.. Orada TV karşısında yatarım.. Sizdeki etkileri çok normal olabilen ama benim zayıf bünyemi tüm gün uyuklatan Tylolhot denen ilaçtan içerim.. Yanıma bir rulo tuvalet kağıdı, kolonya ve krem alırım.. Tuvalet kağıtlarını kremler kremler burnumu öyle silerim.. Bir gözüm sürekli yaşarır ve küçülür.. Öyle sürekli uyuklayarak, annemin getirdiği şeylerden atıştırarak 1-2 gün geçer.. Sonra bir sabah uyanırım ki ooh çok daha iyiyim.. Hemen bir banyo yaparım ki miss.. İşte o anda, yani hastalığın hemen ardında ki enerji, umursamazlık gibisi yok.. Sanki hayatı yeniden keşfetmiş gibi bir mutluluk ve günlerdir yatmanın verdiği bir kabına sığmazlık:)) 


Böyle kötü geçen zamanlarda bari hafif bir nezle geçirseydim demem ondan:)) Neyse efendim bu über güzel havalarda kimsecikler hasta olmasın, herkes gülsün, eğlensin.. Öyle çayırlarda çimenlerde koştursun.. :)

27 Ocak 2011 Perşembe

Sıkıntılar, sıkıntılar..

Yok maalesef hayal ettiğim gibi bir hafta sonu yaşayamadım.. Yeni bir haftasonuna yaklaşırken buraya bile ancak yazabiliyorum.. Kötü günler geçiriyoruz.. Anneannem hastalandı çünkü.. Yoğun bakımda hala.. 91 yaşında artık.. Ben ise bu huzursuzluklarla her zamankinden daha huysuzum.. Her şey gözüme daha çok batıyor.. Demek ki bugünler için bir seviyorum sevmiyorum listesi yapabilirim..


1. Hastanelerden nefret ediyorum (seveniniz var mı?).. Ama en çok Devlet Hastaneleri'nden nefret ediyorum.. Aman ne işim var burda havasıyla çalışan doktorları sevmiyorum.. Kolay bir iş değil yaptıkları ama göze almış olmaları gerekmez mi? Hepimiz en iyi yapacağımız işin peşinde olmalıyız, sevdiğimiz.. Yoksa hem kendimize zindan ediyoruz hayatı hem de başkalarına.. Bu yüzden umursamaz hatta insanlıklarını nerdeyse kaybetmiş, duygusuzlaşmış doktorları sevmiyorum..


2. Bu karmaşa içinde yanımda tek bir kitap vardı.. Okuduğum kitabı btirmeden rahat edemem.. Nermin Bezmen yazarı.. Kitabın adı da SIR.. Kitap liseli bir kızın günlüğü kıvamında.. Maalesef anlatımı da öyle.. Edebiyata dair bir şey yok içinde.. Bari konusu iyi olsa da çektiğimiz eziyete değse.. Ama nerdeee.. 17 yaşında bir kızın seks maceralarını 400 sayfa okumak ? Bezdim.. Sevmedim.. Ama bakıyorum kitabın okuduğum nüshası 17. basım.. Hem de 2008'de.. Yani alanı okuyanı bol.. Onlara mutluluklar diliyorum fantezileri içinde..


3. Kar yağmıyor inatla.. Ocak bitiyor, hava buz gibi ama kar yok.. O küçük beyaz tanecikler olmayınca kışın tadı tuzu yok.. Yağsa ya artık.. Bembeyaz olsa her yer.. Ooof oof.. Bu soğuk, gri havaları sevmiyorum..


4. Sabahları uyanamıyorum.. Son anda yataktan kalkıp koşa koşa servise ancak yetişiyorum.. Bu hallerimi de sevmiyorum.. İstiyorum ki daha erken kalkabileyim, rahat rahat koşturmadan çıkayım evden..

5. Sevdiğim hiç mi yok.. Var canım.. Anlayışlı arkadaşlarımı seviyorum.. Süprizleri de seviyorum:)) Beni gülümseten hatta kahkahalara boğan herkese çok teşekkür ederim:)

6.  Bir de yeni site buldum.. Yani ben yeni buldum.. Fizy'nin yokluğunda bizi oyalar.. Kimbilir belki yerine geçer..

7. Ayrıca latince öğreten bir site buldum:) tıklayın bir:)  Valla çok güzel.. Çook sevdim.. Oturun öğrenin.. Haa" latinceyi napıcam deli misin?" diyorsanız haklısınız.. Belki benim gibi maymun iştahlılar, her şeyi öğrenicem diye yanıp tutuşanlar vardır diye söylüyorum..

8. Bu ara indirimler süper.. İmkanınız ve vaktiniz varsa alışverişe çıkın.. Vitrinlere bakının.. Mağazalara girin.. Almayacaksanız bile deneyin:)) Kadınların moralini düzeltecek daha iyi bir alternatif zor:)


9. House'un yeni iki bölümü internete düştü.. Buna bayıldım.. Hemen izledim, beklemeye geçtim:)

10. Örgü örmeye bayılıyorum.. Tığ işi bir atkıya başladım.. Rengine, örneğine bayıldım.. Bitince görürsünüz.. Ama zor ilerliyor, zor biter:)


Durum bundan ibaret.. Anneannemin durumu hala belirsiz.. Bekliyoruz.. Tek dileğim acı çekmemesi.. Bazen hayırlısı demek lazım.. Çok seviyorum ben bu lafı.. İnsanın içini rahatlatan, belki de her şeyin üstesinden gelemeyebileceğimizi bize hatırlatan bir tarafı var..
 

6 Aralık 2010 Pazartesi

Peki ya uyku tutmazsa?..

Öylesine yorgun geldim eve bu akşam ben.. Alelacele birşeyler atıştırdım, çayımı içtim.. Yatağıma uzandım.. Gözlerim sımsıkı kapalı uykuyu bekledim.. Bekledim.. Mümkünü yok gelmedi..Üstelik melankolik bir hava.. 

 

Napılır ki uyku tutmayınca.. Yavaşça kalkılır yataktan, önce evde bir tur atılır.. Su doldurulur kocaman bir bardağa.. Sevilen bir kitap alınır kütüphaneden, sayfaları şöyle bir karıştırılır.. Hafif bir gülümseme, belki de hüzün yüzünüzde.. Bir an dalıp unutulur sıkıntılar ama yetmez.. Sevilen bir film, dizi izlense.. Cık.. Yok yararı.. Bazen hiçbirşeyin yararı olmaz.. 


Müzik açılır bu sırada ki daha kötü yapar bu herşeyi.. Bir şarkı.. Dinledikçe artan bir sıkıntı.. Şarkı sizin için yazılmıştır sanki.. Give me wings, give me wings.. Now i'm stuck on the ground.. 

Hiç böyle hissetmedim demeyin nolur bana.. Sıkıştım kaldım işte ben.. Kanatlarım olsun istiyorum.. Ve hiç sorumluluğum olmasın.. Kaçabilmeyi umuyorum..Herkesin bir nedeni vardır ya elbet benimde var.. Belki minicik, ufacık ve hatta saçma şeyler.. Ama bana aitler, benim gözümde kocamanlar, sorunlar..

Son dönemde hep bu gel-git.. Akşam ya da haftasonu kendimi topluyorum ve BUMM!! Sabah başa dönüyoruz.. Görüyorum ki herkes mutsuz.. Oysa ben öyle seviyorum ki hayatımı.. Öyle mutluyum ki içinde.. Çözüm; olumsuz kimseleri görmemek, duymamak mıdır? Size dokunmalarına bir şekilde engel olabilmek midir? Umursamaz olmak mıdır? Belki de..


İşte, çıkamayınca işin içinden buraya yazıyorum.. Rahatlıyor muyum? Kesinlikle evet.. Pes ediyor muyum? Asla!! Uykum kaçmış olabilir.. Kafam karışmış olabilir.. Belki ne yapacağımı bilmiyor olabilirim.. Ama her seferinde aynı gerçeğin farkına varıyorum.. Hayatıma dokunulmasına izin veremem.. Şimdiye kadar her ne yaptıysam kendim yaptım.. Tüm kararlarım bana ait.. Başkalarının öyle kolayca yıkmasına izin veremem.. Vermem.. Yarın nolacak bilmiyorum.. Ama ben denemeye devam edicem sanırım.. Başka bir yolu yok öyle değil mi? 


Peki ya artık gözlerinizden uyku akıyorsa?? Güzel rüyalar görmeniz ve çok mutlu uyanmanız dileğiyle.. Tatlı rüyalar (en son ben dedim:))

Heyyy Günün Jingle Bells'ini unutmuş değilim.. Ruh halime uygun olarak daha isyankar bir Jingle Bells.. İyi dinlemeler:))
Not:Fotoğraflar Deviantart'tan.. Beni, sizi, hepimizi mutlu etsinler diye..

19 Ekim 2010 Salı

Hard Day's Night..

Bugün yataktan öyle zor çıktım ki.. Düşünmeyi tatil sonrasına ertelediğim herşeyin zamanı geldi:( Biliyorsunuz ben doktora yapıyorum.. Çok da iyi gitmiyor şu ara.. Bir çıkmaza girdim sanırım.. Bu da canımı sıkıyor haliyle.. Okumam gereken makaleler var.. Ya da yok artık bilemiyorum.. Canım okumayı da istemiyor.. Deney yapmak istiyorum artık.. Ooof of!!





Aslında sabah bunlara rağmen güzel başladı.. Okulda yeni doğmuş yedi yavru var.. Sabah nerdeyse yarım saat onlarla oyalandık:) 




Güzel bir kahvaltı yaptık.. Sonra ben Serda'nın fimo hamurlarına takıldım.. Yetenekli diilim ben, ama stres atmak için çok iyi bir yöntem.. Serda bu konuda çok çok iyi.. Şu aşağıda ki harikayı o yaptı.. Ben de bugün ona hamur yoğurdum.. Benden istediği yuvarlamaları falan yaptım:) 
 



Bu gerçekten insanı rahatlatan bi iş.. Bir fincan kahve, güzel bir müzik:) (dinleyin mutlaka bayılacaksınız), ellerim sarı yeşil renklerde:))

Ama sonunda gerçekle yüzleştim tabi.. Benim bu sorunumu biraz tartıştık aramızda (kalabalık bir grubuz biz).. Denenecek şeyler var elbet biliyorum.. Ama şu anda deney yapamamak, belirsizlik canımı çok sıkıyor.. İstiyorum ki bir an önce deneyeyim, nolacak göreyim.. 

Öyle sıkkın eve geldim.. Evde hiçbir şey yok.. Canım alışverişe de gitmek istemiyor.. Dün yaptığım patatesli yumurtayı oturdum çatlayana kadar yedim.. Yeni çay bile demlemedim, dünkünü içtim.. Ütü yapmam gerekiyordu, zorla yaptım.. Üstelik en sevdiğim şallarımdan birinin mahvolduğunu gördüm.. İyice sıkıldım..


Sonra dedim böyle olmayacak.. Adaçayı yaptım kendime.. Çikolata da açtım.. Elbet çözülecek herşey dedim.. Baktım şalım da o kadar kötü durumda diil aslında.. Hem yarın en favori marketime gider evi otla doldururum:) Üstelik House'un yeni bölümü de akşama kadar internete düşmüş olur:) Yarın da biraz bakarım başka napabilirim diye.. Olmadı çeviri yaparım yanıma kar kalır.. Di mi yaa:)))


Bugün ofis arkadaşım şiir istemişti.. Edip Cansever'e bayılırmış.. Benim de çok sevdiğim bir şiirini onun için buraya koyuyorum.. Nedensiz bir çocuk ağlaması bile çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.. Özlem sana diyorum:))))

Başlangıç

Bütün iyi kitaplarin sonunda
Bütün gündüzlerin,
Bütün gecelerin sonunda
Meltemi senden esen soluğu sende olan
Yeni bir baslangıç vardır
Parmağını sürsen dünyaya,
Rengini anlarsın gözünle görsen elmayı,
Sesini duyarsın onu işitsen,
Yuvarlağı sende kalır
Her başlangıçta yeni bir anlam vardır.

Nedensiz bir çocuk ağlaması bile
Çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.

edip cansever


ps. Fotoğraflar deviantart.com'dan..