1. Ne Okudum?
Buket Uzuner'in daha önce 2 kitabını okudum. Bu kitap oldukça eski ve kapağında da gördüğümüz üzere Yunus Nadi Roman Ödülü kazanmış. Konusu gerçekten ilginç, yaratıcı. Hatta ben Ayn Rand öretisine yakın buldum konuyu. Ancak bana kalırsa sonu bağlanamamış. Heyecanınız kursağınızda kalıyor, öyle tuhaf hissettiriyor. Yine de okunmalı elbet.
Buket Uzuner, Balık İzlerinin Sesi, Everest Yayınları (Ben Remzi Kitabevin'nden çıkan baskıyı okudum, yeniler Everest'ten çıkıyor), 220 sf, 12 TL.
Glen Beck kimdir? Sanırım program vs yapıyormuş, hatta tanınan biriymiş bir de yazarlığa soyunayım demiş. Hiç iyi yapmamış. Kütüphanede gördüm. Kolay okunacak bir şeye ihtiyacım vardı o hafta için. Kitabın adı güzel, kapak güzel. Eee.. Sonrası felaket. Konu klişe, 200 küsur sayfa boyunca sürekli kendini tekrar ediyor kitap. Filmi çekilse şöyle iyi oyuncularla bol ağlamalı gişe yapan bir Holywood filmi olur daha da bir şey olmaz.
Taş Meclisi'ni izlememiştim. Elbet önce kitabı okumalıydım. Bu zamana kısmetmiş. Başta o kadar çok sıkıldım ki. Çok yavaş ilerliyordu. Heyecan yoktu. Sürpriz yoktu. Öyle de bitti kitap. Amaaa yine de çok beğendim. Hele hele Moğalistan'a gittiğinde karakterimiz. Diyeceğim odur ki bu adam zeki, yetenekli, iyi bir araştırmacı. Her kitabı da okunmalı:) Şimdi filmi izlemeli.
Jean-Christophe Grange, Taş Meclisi, Doğan Kitap, 416 sf, 23 TL
Böylece Şubat ayı biterken okuduğum kitap sayısı 8 oldu:) Kötü değil ama benim için tatmin edici de olmadı. Kütüphanemi gördükçe hızlanmalıyım diyorum.
2. Ne İzledim?
Yeni dizi American Horror Story. Bir oturuştu 6 bölüm izledim sonra bir durdum. Heyecanlı çok heyecanlı:)
IMDB'de 8.4 gibi bir puanı var.. uuuuu.)
3. Dilime Dolanan?
Şimdi aylardır çoğunuz Halil Sezai diye yanıp tutuşuyorsunuz, biliyorum. Ben daha şu "İncir Reçeli" denen filmi bile izlemedim. Şarkılarını da dinlemedim uzunca bir süre. Nedeni yok. Sonra bir gün rastladım ama ben sevemedim. Fazla arabesk geldi. Peki ya noldu dilime dolandı. Kabin başında o korkunç sesimle sürekli söylüyorum. Hatta söyleyemediğimde şöyle diyaloglar gelişiyor sevgili çalışma arkadaşımla.
Ben: Serda?!
S: Efendim?
B: Sana bir söz yazdım bugün.
S: shakhdajs
Sanırım arada küfrediyor bile olabilir bana. Herkese yapmaya başladım çünkü. Kurtarın beni nolurr:)
4. Nereye?
En son Pera Müzesi'ni bir genç çarşamba gününde baştan sona gezdik. Öğrenciyseniz (hala öğrenci sayılmanın güzelliği) çarşambaları uğrayın mutlaka:)
5. Yemek?
Evde yemek yapmıyorum bu ara hiçç.. Ne bulsam onu yiyorum. Dışarı da çıkmıyorum. Ben buna Mart depresyonu ya da baharı beklerken depresyonu diyorum:)
6. Mutluluk Veren?
Patlamış Mısır delisi oldum. Bazı günler aşırı dozda aldım. Aklıma geldikçe mutlu oluyorum durum kötü. (bu favori yiyecek kısmında olmalıydı belki ama benim için bir yiyecekten öte bir hale geldiği için burada)
7. Sıkıntı Veren?
Yaklaşmakta olan Mart ayı diyorum, susuyorum.
8. Alışveriş?
No Shopping No Pain. Yeni sloganım bu. Bir süre bir şey almayacağım. Çünkü haziran başına kadar belli bir miktar parayı biriktirmeyi planlıyorum. Arada param artar da bir şeyler alırsam o başka. Ama onun dışında hiçbir şey almayacağım.
Son olarak Mango'dan güzel koyu yeşil bir skinny, Oxxo'dan da hardal sarısı olduğunu tahmin ettiğim (internetten aldım ve hala gelmedi) bir pantolon aldım. Bundan sonra bu kısımda pek bir şey göremeyeceksiniz (umarım).



















































