Sanat Tırtılı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanat Tırtılı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2012 Pazartesi

Ben Geçen Hafta..

1. Ne Okudum?

Buket Uzuner'in daha önce 2 kitabını okudum. Bu kitap oldukça eski ve kapağında da gördüğümüz üzere Yunus Nadi Roman Ödülü kazanmış. Konusu gerçekten ilginç, yaratıcı. Hatta ben Ayn Rand öretisine yakın buldum konuyu.  Ancak bana kalırsa sonu bağlanamamış. Heyecanınız kursağınızda kalıyor, öyle tuhaf hissettiriyor. Yine de okunmalı elbet.



Buket Uzuner, Balık İzlerinin Sesi, Everest Yayınları (Ben Remzi Kitabevin'nden çıkan baskıyı okudum, yeniler Everest'ten çıkıyor), 220 sf, 12 TL.




Glen Beck kimdir? Sanırım program vs yapıyormuş, hatta tanınan biriymiş bir de yazarlığa soyunayım demiş. Hiç iyi yapmamış. Kütüphanede gördüm. Kolay okunacak bir şeye ihtiyacım vardı o hafta için. Kitabın adı güzel, kapak güzel. Eee.. Sonrası felaket. Konu klişe, 200 küsur sayfa boyunca sürekli kendini tekrar ediyor kitap. Filmi çekilse şöyle iyi oyuncularla bol ağlamalı gişe yapan bir Holywood filmi olur daha da bir şey olmaz.



 Glen Beck, Kırmızı Kazak, Epsilon, 285 sf, 15 TL.

Taş Meclisi'ni izlememiştim. Elbet önce kitabı okumalıydım. Bu zamana kısmetmiş. Başta o kadar çok sıkıldım ki. Çok yavaş ilerliyordu. Heyecan yoktu. Sürpriz yoktu. Öyle de bitti kitap. Amaaa yine de çok beğendim. Hele hele Moğalistan'a gittiğinde karakterimiz. Diyeceğim odur ki bu adam zeki, yetenekli, iyi bir araştırmacı. Her kitabı da okunmalı:) Şimdi filmi izlemeli.




Jean-Christophe Grange, Taş Meclisi, Doğan Kitap, 416 sf, 23 TL

Böylece Şubat ayı biterken okuduğum kitap sayısı 8 oldu:) Kötü değil ama benim için tatmin edici de olmadı. Kütüphanemi gördükçe hızlanmalıyım diyorum.

2. Ne İzledim?

Yeni dizi American Horror Story. Bir oturuştu 6 bölüm izledim sonra bir durdum. Heyecanlı çok heyecanlı:)

IMDB'de 8.4 gibi bir puanı var.. uuuuu.)


3. Dilime Dolanan?

Şimdi aylardır çoğunuz Halil Sezai diye yanıp tutuşuyorsunuz, biliyorum. Ben daha şu "İncir Reçeli" denen filmi bile izlemedim. Şarkılarını da dinlemedim uzunca bir süre. Nedeni yok. Sonra bir gün rastladım ama ben sevemedim. Fazla arabesk geldi. Peki ya noldu dilime dolandı. Kabin başında o korkunç sesimle sürekli söylüyorum. Hatta söyleyemediğimde şöyle diyaloglar gelişiyor sevgili çalışma arkadaşımla.

Ben: Serda?!
S: Efendim?
B: Sana bir söz yazdım bugün.
S: shakhdajs

Sanırım arada küfrediyor bile olabilir bana. Herkese yapmaya başladım çünkü. Kurtarın beni nolurr:) 

4. Nereye?

En son Pera Müzesi'ni bir genç çarşamba gününde baştan sona gezdik. Öğrenciyseniz (hala öğrenci sayılmanın güzelliği) çarşambaları uğrayın mutlaka:)

5. Yemek?

Evde yemek yapmıyorum bu ara hiçç.. Ne bulsam onu yiyorum. Dışarı da çıkmıyorum. Ben buna Mart depresyonu ya da baharı beklerken depresyonu diyorum:)

6. Mutluluk Veren?

Patlamış Mısır delisi oldum. Bazı günler aşırı dozda aldım. Aklıma geldikçe mutlu oluyorum durum kötü. (bu favori yiyecek kısmında olmalıydı belki ama benim için bir yiyecekten öte bir hale geldiği için burada)



7. Sıkıntı Veren?

Yaklaşmakta olan Mart ayı diyorum, susuyorum.

8. Alışveriş?

No Shopping No Pain. Yeni sloganım bu. Bir süre bir şey almayacağım. Çünkü haziran başına kadar belli bir miktar parayı biriktirmeyi planlıyorum. Arada param artar da bir şeyler alırsam o başka. Ama onun dışında hiçbir şey almayacağım. 

Son olarak Mango'dan güzel koyu yeşil bir skinny, Oxxo'dan da hardal sarısı olduğunu tahmin ettiğim (internetten aldım ve hala gelmedi) bir pantolon aldım. Bundan sonra bu kısımda pek bir şey göremeyeceksiniz (umarım).



12 Aralık 2011 Pazartesi

Ben Geçen Hafta..

Bu artık pek geçen hafta postu değil. İtiraf ediyorum, çok ihmal ettim buraları. Öyleyse bu post bir geçen ay postu olsun. Böylece dönüş yapmış olalım.. 

1. Ne Izledim?

Hangover 2. Ve neredeyse hiç gülmedim. Ama filmi izlemek için deli gibi ısrar eden ben olduğum için sesimi çıkarmadan da izledim.


IMDB 6.7. O bile çok.


Bu One Day denen filmi izlemeyecektim ben aslında. Amacım kitabı okumak sonra izlemekti. Lakin dayanamadım. Ve büyük bir iç kararması yaşadım. Fikir güzel. Senede bir gün tadında bir film. Kahramanlarımız tanışıyorlar ve her yıl 15 temmuz günü hayatlarında ne oluyor bunu görüyoruz filmde. Her şey iyi güzel de bu film benim için fazla dram. Ya da belki ben öyle bir dönemimde izledim bilemiyorum. Kitabı hala okumak istiyorum tabii bu başka bir konu.


Bir 6.7 de bu filme.


Crazy, Stupid, Love. Bir kaç kez izlemeye kalkmış canım istememişti. Sonunda izledim. Evet son derece klişe, mutlu sonlarla dolu bir komedi filmi. Yine de ne olacak acaba diye meraklandırıyor açıkçası. Ve gülmekten kırılmanıza da neden oluyor. Kadrosu da müthiş. E daha ne olsun diyerek izlenebilir. 

IMDB puanı 7.5. 


Hollywood bir yana biz bu hafta Türk filmi haftası yaptık resmen. Arka arkaya izledik hepsini:)





Ben kesinlikle Gülşen Bubikoğlu hayranıyım. Türkan Şoray değil. Varsa yoksa Gülşen Bubikoğlu:) Saçları, giyimi, tarzı, oyunculuğu her şeyine hayranım:)


                                        2. Ne Okudum?

Yine bir Agatha Christie romanı. Yaşasın Kütüphane:)


Acı Kahve, Agatha Christie, Altın Kitaplar, 154 sf, 10 tl (internet üzerinde 8 tl'ye bulabilirsiniz. 


Chuck Palahniuk Kaçaklar ve Mülteciler. 



Kaçaklar ve Mülteciler, Chuck Palahniuk, Ayrıntı Yayınları, 160 sf, 13 tl.


Bu kitabı başka bir kütüphaneden aldım:) Chuck Palahniuk, Portland ve civarında gezebileceğiniz hayaletli mekanlar, en iyi restoranlar, gezilecek müzeler ve daha pek çok şey hakkında bilgilendiriyor bizi. Kitabı yerinde, gezerek okumak gerek. 


Ve bir de Evie hamilton'un gizli hayatı. Yazarı ise Catherine Alliott. 



Evie Hamilton'un Gizli Hayatı, Catherine Alliott, Epsilon, 470 sf, 23 tl.


Ah nasıl sıkıldım bu kitabı okurken anlatamam. Hatta itiraf ediyorum son 200 sayfasına sadece göz atım. Neler oluyormuş diye. Nasılsa uzun uzun gereksiz bir çok ayrıntıyla boğuyor olacaktı. Hızlıca kurtuldum..




Ye, Dua Et, Sev. Filmi izlemiş ve hiçç beğenmemiştim. Kitabı okuyunca film gözümde iyice değer kaybetti. Çünkü kitap müthiş. Önyargıları bir kenara bırakıp mutlaka okunmalı. Eğlenceli ve değiştirici. Öyle havadan sudan bir kitap değil. Kesinlikle tavsiye ederim.




Ye, Dua Et, Sev, Elizabeth Gilbert, Pegasus, 456 sf, 20 tl.

Emily Bronte Rüzgarlı Bayır. Bir ilk ve son kitap olarak harika. Okuması zevkli, karakter çözümlemeleri hayranlık verici. Geç kalmışım okumak için diye düşündüm. 


Rüzgarlı Bayır, Emily Bronte, Can Yayınları, 378 sf.

3. Takılan Şarkı?

Aslında Midnight in Paris'i izlediğim günden beri kafamda dönüp duruyor Billie Holiday versiyonu

4. Nereye?

Çırağan Palace Sanat Galerisi'nde sergi açılışına katıldık. Sergide, Ergin İnan desen ve yağlıboya resimleri, Emiel Hoorne dijital işleri ve fotoğrafları, Enk De Kramer ise gravürleriyle yer alıyor. İsterseniz sergiyi 13 Aralığa kadar ücretsiz olarak gezebilirsiniz. Üstelik haftanın 7 günü açık.


Bunun dışında Contemporary İstanbul 2011'e katıldı A. Ben sadece 1 gün gidebildim gezmeye. Ve tabii yetmedi. 



Burada A'nın işlerinden birini görüyorsunuz:)

Şerif Günyar'la tanışma fırsatım oldu bu yakınlarda. Atölyelerini gezdik ve bolca sohbet ettik. Daha doğrusu o konuştu biz genel olarak dinledik:) Bu başka bir postun konusu olsun:)




5. Yemek?


Kahvaltı:) Geçen pazar harika bir kahvaltı yaptık. Hem de çok çok uygun bir fiyata. Sanırım onun mutluluğunu hala atlatamıyorum:)


6. Mutluluk Verici?


Dinlenmek iyi geldi. Yoksa ülkemde mutlu olmak zor. Her an kötü bir haber alıyoruz.


7. Alışveriş?


Hahaa. Hiçbir şey almadım. Diyebilmeyi isterdim. Aldım ve hiçç pişman değilim. 




Deichmann'dan daha önce bir kere alışveriş yapmıştım. Bu da ikinci oldu. Farkettiniz mi bilmem ama çok güzel modelleri var. Kış bitmeden bir de uzun çizme almak istiyorum. Bakalım kısmet:)





Bu tarz bir ayakkabı almayı çok çok istediğim için görünce dayanamadım. Çok kaliteli olmasını beklemiyorum. Hevesim geçene kadar 1-2 kez giysem yeter. (30 liraydı da:)




Taaaa sezon başında görmüş, aşık olmuş, ben yazın bunu ne güzel kullanırım, hiç çıkarmam dediğim Zara çantayı da almış bulunuyorum. Beni özellikle içinde ki cüzdan kısmıyla vurdu <3. Onu hemen bazanın altına tıktım. Bahara kadar orada dinlensin:)


Ben bu adliye işleri ile uğraşırken F ile Collezione'a girdik. Gebze'de çok fazla mağaza seçeneği yok ve benim de moralim düzelmesi lazımdı. Öyle gezerken F bu gömleği buldu. Hem de 1 alana 1 bedava diye. 20 lira bile vermedik kişi başı. Tam benim rengim. Hemen her taytımla uyuyor, kazak/süveter içlerine süper gidiyor. Hırkalarımla güzel duruyor. Çok mutluyum kendisiyle. Tam aradığım gömlekmiş.


Benim Pendik'te çok sevdiğim bir butiğim var. İhraç fazlası ürünleri satıyor. Bir ara fotoğraflayabilirsem sizlere göstermeyi çok isterim. Terkos ya da Beyoğlu Pasajındaki dükkanlar gibi ama bence daha güzel şeyler oluyor. Bu elbise Stradivarius etiketli. Açılışa ne giysem derdindeyken 5 dakika da aldım. 20 liraya:) Üste tam oturuyor ve çok şık duruyor. İster elbise ister tunik niyetine.


Yine bir Pendik Butik ganimeti. River İsland marka elbise. Benim çektiğim fotoğraflarda çok iyi gözükmüyor. Sitesinden aldığım fotoğrafları da koydum. Ben 30 tl verdim. Sitesinde 35 GBP olarak gözüküyor fiyatı.










Stradivarius'tan daha önce grisini almıştım. Resimdeki gibi olmuyor bana. Daha uzun duruyor. Şimdi aklım siyahında.

Bu tarz bluzlar çok kullanışlı. Ne kadar belli olmasa da benim ki krem. 


Vee sonunda istediğim kaşe siyah paltoya kavuştum. En çok tam kapamadığımda bebe yaka olmsını seviyorum:)


Siz hiç T-Box'tan şemsiye aldınız mı? O küçük minicik şemsiyeleri çantaya atmak için nasıl ideal. Ama nasıl iki günde parçalanıyorlar. Benim 2 tane tecrübem oldu. Biri hala sağlam ama benim narin kullanımım sayesinde. Lakin renklerine karşı koymak zor. Bu defa baston model şemsiyesinden aldım. O kadar güzeldiki dayanamadım. Daha sağlam duruyor şimdilik. Bakalım nolacak.





Ufak tefek kozmetik alışverişlerini, ojeleri vs saymıyorum. Onlar zaruri ihtiyaçlar.

8. Aklım Takıldı?

Beğendiğim bir çanta modeli var. Pek çok marka da benzerini yapmış. Hangisini alacağımı bir türlü bilemedim, kararsız kaldım. 

Kahverengi uzun bir kaşe palto. Ama çok fazla para harcamak istemiyorum. Şöyle outletlerde vs bulursam almalı.

Bir de uzun deri çizme. Eveet çok bir şey kalmamış değil mi?

Ah bir de Aralık ortası oldu neredeyse. Hediyeleri alma zamanı geldi:) Çok heyecanlı çok mutlu bir dönem :) Mutlu Aralıklar:))



20 Ağustos 2011 Cumartesi

Beni Bağrına Bas!!

Bundan yaklaşık 1 ay önce Arter'de bir sergi gezdik A ile.. Patricia Piccini'nin "Beni Bağrına Bas" adlı sergisi.. Öyle çok beğendik ki bir daha gitmeliyiz dedik mutlaka.. Ama maalesef mümkün olmadı.. Bu haftasonu bu serginin son 2 günü.. Eğer yolunuz Taksim'e düşecekse mutlaka uğrayın ARTER'e.. Hatta yolunuz düşmeyecekse bile kalkın gidin, gezin.. Biz o gün fotoğraf çekememiştik ama çeken bir arkadaştan aldığım fotoğraflara bakıp bir fikir edinebilirsiniz neden illa gezmeniz gerektiğine dair:))









25 Nisan 2011 Pazartesi

Salt, Demirören Sayıklamaları..

Salt ilk nerde gördüm duydum hatırlamıyorum.. İnternet gezintilerimde yanımda mutlaka bir defter bulundururum.. Beğendiğim, gezmek, görmek istediğim yerleri; okumak istediğim kitapları, dergileri; dinlemek istediklerimi not alırım.. Cumartesi A ile yemek yerken ne var ne yok diye defterimi çıkarıp Salt'ı hatırlayışım bu huyumdan.. Ve mekanın yemeğimizi yediğimiz yerin tam karşısında konumlanmış olması ise iyi şans:)

Beyoğlu İş Merkezi'ni geçince sağda, geniş girişiyle farketmemeniz mümkün değil.. Açılışı 9 Nisan'da gerçekleşmiş..  Kurucusu Garanti Bankası..

"SALT görsel ve maddi kültürde kritik konuları değerlendirir, deneysel düşünceye ve araştırmaya yönelik yenilikçi programlar geliştirir. Öğrenmeye ve tartışmaya açık bir ortam sağlamayı amaçlar. SALT, ziyaretçilerini ilgi duymaya, eleştirmeye ve iletişim kurmaya teşvik eder." Diyorlar sayfalarında..

Şu ara iki sergiye ev sahipliği yapıyor.. Bunlardan biri "Laboratuvar Ars Viva 2010/2011"

9 Nisan-1 Haziran arası gezebileceğimiz bu sergi hakkında bilgi almak için yukarıya tıklayalım lütfen:)




Bir diğeri ise Hüseyin Bahri Alptekin'in sergisi.. "Ben Bir Stüdyo Sanatçısı Değilim" diyor sanatçı.. Sergisini 7 Ağustos'a kadar gezebilirsiniz..
Ben çok beğendim açıkçası.. Sanırım bir kez daha gezeceğim..
Bunun dışında farklı etkinliklere de yer veriliyor.. Takip etmek için web sitesine, Facebook sayfasına, ya da twitter'a göz atabilirsiniz.. 

Giriş'in ücretsiz olduğunu ve Salı-Cumartesi 12.00-20.00, Pazar günleri ise 10.30-18.00 arası açık olduğunu da hatırlatalım.. Ayrıca sergiler ya da etkinlikler hakkında bilgi almak için salt@saltonline.org adresine mail atabilirsiniz..

Ah  bu arada bir de Demirören AVM sorunu var.. A bana dönüp Demirören'e girelim diyince ürperdim.. Açıldıktan sonra Taksim'e uğramış olmama rağmen inatla girmemiştim.. Ama merak da var.. Hadi dedim gezelim.. 

Estetik kaygıları bir yana bırakalım.. Bana kalırsa İstiklal üzerinde ondan daha kötü görüntülere yol açan binalar var.. Bunu geçelim..

Evet içi pek güzel.. Ama o kadar boğucu ki.. Gap, Twist gibi mağazaların yanında Deichmann gibileri de var.. Klasik bir AVM olarak en üst katta yeme-ime mekanları.. Ama anlamıyorum AVM'ye gideceksem ben niye Taksim'e çıkayım.. Pasajları, ara sokakları gezmek varken neden o boğucu yere tıkılayım.. Beyoğlu'nda yemek yiyebileceğim bir dolu güzel ve özellikle ferah mekan varken ne işim var bir AVM'de??? O kadar gereksiz ve çirkin ki.. Tek güzel tarafı içindeki Virgin Megastore.. Bir de belki girişte ki Sephora.. Dahası yok..

1 Aralık 2010 Çarşamba

İdil Biret, Alexander Rudin, Proje, Deney, Lodos...


Çok mu tembelim bugünlerde acaba?? Hiçbir şeye yetişemiyorum sanki.. Çünkü eve gidip uyumak daha çekici geliyor.. Hafta sonu evden dışarı adımımı atmadım.. Yapılması gerekenler birikedursun ben ayaklarımı uzatıp miskinleştikçe miskinleşiyorum.. Bu ara yaptığım tek iyi şey pazartesi akşamı Süreyya Operası'nda İdil Biret'i dinlemek oldu sanırım.. İdil Biret Piyanoda ve Alexander Rudin viyolenselde.. Beethoven ve Brahms çaldılar.. Zaten Süreyya Opera'sının kendisi yeter biliyorsunuz.. Çok güzel bir akşam oldu itiraf etmeliyim..



Ertesi akşam eve gelip uyudum, hem de sabaha kadar.. Hatta servisin gelmesine 10 dakika kala uyandım, geç kalıyordum nerdeyse.. Oysa ne çok işim var.. Evimin balkon kapısı yapılmalı mesela.. Cuma günü gelecekler miydi ne?? 


Sonra aydınlatma sorunu çözülmeli.. Çok aydınlık sevmiyorum ben.. Eski evimde duvara yansıtıyordum.. Bu evde ise duvarlar mavi, daha yumuşak bir ışığa ihtiyacım var.. A'cım bana japon feneri almış sonunda ama benim eve birilerini çağırtıp yaptırmam gerekiyor..:( 


Kitaplığım bana yetmiyor.. Raf yaptırmalıyım.. Banyoya da raf yaptırmalıyım.. Aylardır dilimde ama kılımı kıpırdatmıyorum..

Teyzemin ("gerçek teyzem diil" demeye dilim varmıyor, benimle yaşıt bir dostlukları var annemle..) torunu 1 yaşına gireli ayı geçti ben hala hediyelerini götüremedim:(( 

Görmem gereken arkadaşlarım var.. Okumam gereken kitaplar var.. İzleyeceğim filmler, gidilecek yerler var..

Bütün bunların yanında benim bir işim var.. Yapmam gereken deneyler dışında proje yazmam gerekiyor.. Deneyleri zaten güle, oynaya severek yapıyorum ama o proje gözümde büyüyor.. Önümde makaleler bakışıyoruz.. Renkli kalemlerimi çıkarıyorum, kurşun kalemlerimi sivriltiyorum sonra da oturup ıvır zıvıra takılıyorum..


Bunlar beni mutsuz ediyor işte.. Sevmiyorum monotonluğu zaten.. Bu durgunluk sinirimi bozuyor, yemek bile yiyesim gelmiyor..Daha güzel bir yerlere kaçmak istiyorum.. Tüm sorunlar çözülsün ben dönerim...

Sabah ofise geldim.. Makaleleri çıkardım.. Adaçayı yaptım.. Sıkıntımın kaynağını buldum sonra.. Beni bu hale biraz da lodos getirdi eminim:))) Bu kendini bahar sanan hava yaptı bana bunu:)) 


Görün bakın herşeyi halledicem.. Siz de şahitsiniz.. O proje yazılacak, ev işleri düzene konacak, yapılması gereken ziyaretler yapılacak, kitaplar okunacak, filmler izlenecek, sinemaya gidilecek.. Bu ay dolu dolu geçecek yani.. Üstelik ajancım ayın 21'inde ülkeye giriş yapacak:))))) Yapmıyorsam dediklerimi, uyarın beni lütfen.. Harika bir ay diliyorum.. Bol kırmızılı, bol kurabiyeli/kekli, karlı, atkılı-bereli, şaraplı, yeşilli, hediyeli bir ay diliyorum:)))))

Not: Malum bu ay gittikçe güzelleşecek vitrinler, sokaklar:)) Yeni bir yıl için hazırlıklar, planlar, listeler.. Ben bu ay aynı şarkının değişik versiyonlarını paylaşıcam sizlerle:))) jingle bells:))