Tırtılın Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tırtılın Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2013 Pazartesi

Hülooooğ!!!


Nasıl başlıyorduk? 9 aydır hiç yazmamışım. Bu sürede dönüp bakmadım bile buralara. Bir nedeni var elbet. Aslında tek bir büyük nedeni var. o da "Hayatımla ne yapıyorum ben?" sorusuna cevap veremeyişim. Cevap buldum mu bu arada? Yooo.. Ama yazma ihtiyacı duyuyorum şimdilerde nedensiz. Her şeyin de bir nedeni olmamalı zaten. 

Tabii hayatımın bu döneminde her gün somurtup derin düşüncelere dalmış değilim:) Eee naptın derseniz..


Saçımı boyattım.. (Çok önemli ya hafife almayın)


Dostlar edindim:)




Çoooook okudum..


Direndim..


Bir yaşıma daha girdim.. (gerçekten yahu)



Her gördüğüm minnoku mıncıkladım..




Ve gördüğüm her köpeği..





Stajyerlerim oldu.. (sizi şimdiden çok özledim kızlar..)


Akşamları tarçınımla geçti..


Misafirlerim oldu..


Hayatımı Magnum Pink'e adadım..





Çalıştım..



Ve dinlendim..



Aslında daha başka pek çok şey oldu hayatımda.. Ama öyle bir anda olmuyor.. Daha yeni ısınıyorum biraz izin verin..

9 ay sonunda tek bir çıkarımım oldu köpekler, çocuklar, iyi arkadaşlar, güzel müzik, kitaplar, güneş, kar, gökyüzü, kahvaltı, aile kısaca hayat çok güzel be!!..

24 Aralık 2012 Pazartesi

İstanbul Kitap Fuarı 2012

Bu sene kitap fuarına hafta içi bir günde giderek, haftasonu'nun korkunç kalabalığından kendimi kurtarmış olsam da hafta içi gelen ilkokul bebelerinden dehşete düştüm. Her yerden çıkıyorlar, yerlerde oturuyorlar (her an birinin üstüne basabilirsiniz), sürekli ve çığlık çığlığa konuşuyorlar ve en kötüsü birbirlerine son derece yüksek sesle çemkiriyorlar (PARDON DEDİK YA!!!, İNSAN GİBİ SÖYLESEN ÇEKİLİRİM HERHALDE KİBAR OLMAYI ÖĞRENSENEEEE!! gibi..). Ödüm koptu. Yollarına çıkmamak için elimizden geleni yaptık. İnsanlar ne yetiştiriyorlar pek farkında değiller sanki. Kimseyi böylesine cahil olduğum bir konuda eleştirmek istemiyorum ama bilemiyorum da, sanki bir yerlerde bir hata var.

Fuar alanına girer girmez dehşete düştüğümüzden önce hızlıca bir kaç büyük yayınevinden katalog alıp bir şeyler atıştırabileceğimiz bir yer arayışına başladık. Ama her yer çocuklar ve tahammülünü yitirmiş öğretmenlerce işgal edilmişti. Hepsini geçip sanat fuarının olduğu alana geldik veee ohhh!! işte huzur. Tamamen çocuklardan ve hatta neredeyse insandan arındırılmış bir ortm. Gerçekten içimizdeki sanat aşkı beni çok mutlu ediyor. Kafa dinlemek mi istiyorsunuz hemen bir sergi alanına koşun, sessizlik ıssızlık orada!!

Neyse efendim  bir şeyler atıştırdıktan sonra kataloglarımızı ve listelerimizi önümüze çekiğ neler alacağımızın kararını verdik ve hızlıca fuar alanına döndük. Yaklaşık 1saat 40 dakika gibi bir sürede alışverişimizi tamamlamıştık..

İşte benim aldıklarım:







İndirimler yetersiz. Herhangi bir online satış sitesinden de aynı indirimlerle kitaplarınızı alabilirsiniz. Üstelik evinize kadar gelir. Hem taksit imkanı vs de var daha ne olsun. Amaaaa bunca kitabı bir arada görmek, hepsine dokunmak, içlerinden bir iki cümle okumak, bir kitaba aniden vurulup almak bunları internet sağlayamıyor maalesef. Ve ben hala kitap alışverişini dokunarak görerek okuyarak yapmayı seven biriyim. Bu nedenle benim için  kitap fuarları, sahaf festivalleri hep kaçırılmayacak fırsatlar olacak sanıyorum..

19 Kasım 2012 Pazartesi

Dönüş..

Merhaba ben Irmak, 6 haziran doğumlu bir ikizler burcuyum, yükselenim de ikizler hatta..

Kitap okumaya bayılırım, Kitap okurken örgü örerim, film izlerken örgü örerim, dizi izlerken örgü örerim.. 

Günde en az 2 kere duş almam gerekir. En az 2.. Almazsam kendimi hasta oldum zannederim.. 

Ne kadar duş alıyorsam o kadar da kreme bulanırım, öyle ki evde yürüyemez duruma gelirim.. 

Bu nedenle şu aşağıdaki fotoğrafı (nereden bulduğumu hatırlamıyorum) kendime çok benzetirim..



Sakarımdır.. Kendime zarar veririm sürekli.. Yakarım, keserim vs..

Kokulara takıntılıyımdır.. 

Maymun iştahlıyımdır. Aynı anda bir kaç kitabı birarada okumayı severim.. Her şeyi öğrenmek isterim.. Tüm dilleri, tarihi, sanatı, coğrafyayı, psikolojiyi, felsefeyi.. Hepsini bilmek isterim.. Ve sık sık endişelenirim "hayatım bunların hepsini öğrenmeye yetmeyecek" diye.. 

Vee uzun süredir yazmıyorum.. Pek bir nedeni yok aslında.. Tuhaf bir kafa karışıklığı beni bezginleştiren hayata karşı. Geldiği gibi hızla giden. 

Merhaba ben Irmak, bugün biraz geç kalktım yataktan.. Dünden beri başım ağrıyor.. Dışarıda çok güzel bir hava vardı.. Bütün sabah bunu dinledim.. Bu sabah minibüslerden nefret ettim, havasız kalmaktan, çok konuşan ama bir o kadar somurtan, sürekli şikayet eden insanlardan.. Onlardan biri olmaktan korktum.. Kendimi, kim olduğumu unuttuğumu farkettim.. Sıradanlaştığımı gördüm.. Kendime üzülmekten başka bir şey yapmadığımı.. Ama ne kadar klişe olsa da hayatın sadece bir kere yaşandığı gerçeğini..

Uzun lafın kısası bu defa kesin dönüş yaptım ben.. Hoşbuldum:))

2 Eylül 2012 Pazar

Pazar Sendromu


Pazartesi sendromu nedir bilmem.. Herhangibir günden farkı yok gözümde.. Ama şu pazar günleri yok mu? Oldum olası sevmem pazarları. Ertesi gün işe gitmek olmasa bile sevmem. Pazar sendromu yaşayanlardanım yani. Hele ki akşam altıdan sonra iyice basar bana sıkıntı. Kışsa daha da ağır bir kasvet.. 

Bu pazar dergi, kitap, kahve, browni keyfi yaparak unutmaya çalışıyorum acımı :) Bir de başımın ağrısı dinse ahh..

Acaba bir ben miyim pazarları somurtan, huysuzlaşan, sendromdan sendroma sürüklenen?!! 

Not: İnanın yazasım yoktu hiç aylardır. Ondan böyle uzuuun bir sessizlik.. Demek bugünmüş yeniden yazma isteğimin geleceği gün.. 

13 Haziran 2012 Çarşamba

Kütüphaneler Yetmiyor :)

3 kütüphanem vardı halihazırda. Demek bana yetmiyorlarmış ki bir dördüncüyü buldum. Bir kaç aydır Kocaeli İl Halk Kütüphanesi'ne de üyeyim. İstanbul yetmiyor muydu acaba bana bilemiyorum. Her ay düzenli olarak gidiyorum. Her ay 3 kitap alıyorum. Sonrasında da S ile mutlaka bir yerlere gidiyoruz.


Bunlardan birinde (1-2 ay önce, ama ancak yazıyorum napalım:) Değirmendere'ye gittik. Aslında amacımız dondurma yemekti. Tabii öncesinde karnımızı doyurmamız gerekiyordu. 


İzmit simidi diye bir gerçek var bizim sokak simidimize benzeyen. İşte onu çıtır çıtırken krem peynirle yemek yanına çay da oldu mu, bir de üstüne deniz manzarası. 



Üstüne sade türk kahvelerini içtik. S jelibonları unutmamıştı:)




Peşinden dondurmaya doğru koşar adım ilerledik. Neden bu kadar aç gözlülük yaptım bilemiyorum. Ama öyle çeşitler vardı ki almasam olmazdı. Tahinli, italyan kremalı, kavunlu, cevizli, kestaneli vs.. 



Yine gidicem, yine yine doldurucam:))


Bu kadar içmeye, yemeye nasıl bir hesap ödediğimizi bilseniz beni bulur döversiniz. O nedenle ben susayım artık:))

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Yaz mı şu gelen?

Bu sene baharı gördük arkadaşlar. Ucundan kıyısından da olsa. Mis gibi sabahlara uyandık. Hırkalarla, ince ceketlerle dışarılara çıktık. Geçen sene aniden bastıran sıcaklardansa ben böylesini tercih ederim. 


Zaten oldum olası bayılırım baharlara. Hep söylüyorum ya; hem ilk hem de sonbahar benim için dönüm noktaları.. Yeni kararlar almak için en güzel zamanlar.. Hem yılbaşından yılbaşına yenilenmek neye yeter??! demişim bir başka postumda. Ne de güzel demişim. 




Benim aylarım geldi de geçiyor. Haziran sonuna kadar bir sevgi kelebeği efendime söyleyeyim mutluluk pıtırcığı bir şakıyan tırtıl (tırtıllar şakır mı demeyin lütfen şakırlar elbet) olacağım. 


Bu vesileyle hazır her şeye karşı hevesim tavan yapmışken klasik bu bahar neler yapalım postu yapalım desem onu kaçırdım tabii ki.. Ama olsun geç olsun güç olmasın. Geçen bahar neler düşünmüş, ne kararlar almış hangilerini uygulamış hangileri hala gerçekleşmeyi bekliyor bir bakalım.


Ahhh en önemlisi iyi beslenmek.  Ben bu ara çok kötü besleniyorum. O nedenle revizyon şart. 






Tarçın'la yaşamaya başladığımdan beri sabahları daha erken kalkıyor ve kahvaltımı genelde evde yapıyorum. Arada kaçırdığım poğçaları saymayalım. Ama evde de nedendir bilinmez bir tembellik, ne bulsam yiyip çıkıyorum. 


Bu huyu değiştirmeye karar verdim. Bundan sonra sabah kahvaltısı için seçeneklerim şunlar. Ya süt+gevrek ve meyve, Ya yoğurt+meyve+peynir ya da şöyle güzel kızarmış ekmekli domatesli salatalıklı reyhanlı, fesleğenli, naneli, maydanozlu, dereotulu, kuzu kulağ.. öhm yemeyi düşünüyorum. Bu sonuncusu genelde haftasonuna denk gelecek sanıyorum. Yoksa sabahın köründe bu kadar ayrıntı zor gözüküyor. 







Sadece kahvaltı olmaz tabii. Ara öğünleri atlamamalı. Onları da seçtim (nasıl organizeyim farkettiniz mi?) Ara öğünler ise yoğurt, tost, meyve, kuruyemiş olacak. Öğle ve akşam yemekleri zaten halledilir. 









Umarım kendimi kandırmıyorumdur da gerçekleştirebilirim bunları. 


Spor konusu beni en mutlu edeni. Site içinde açılmış tam donanımlı (ahahaha nasılsa artık) spor salonu sayesinde bütün kış hemen her gün spora gittim. Çeşitli kardiyo dersleri pilates yanında ağırlık çalıştım ve hatta yüzdüm. Bu bahar ve yaz boyunca spora devam. 






Saç rengim iyice koyulaştı. Açık bir renk olsun diye düşünürken gitgide koyuluyor. O zaman boyamadan vazgeçtim kafaya balyaj yaptırmayı koydum. Yaz için saçta ışıltılar en güzeli sanki. Bana mı öyle geliyor yoksa. 


Bir de aklıma düştü bu ara saç kestirmek. Kış boyu kahkül kullandım. Onlar uzamadan kestiremem sanırım. Ama uzadıklarında şöyle küt bir kesim hmmm bilemiyorum.




Dövme konusu içimde bir yara oldu resmen. Bu kadar isteyip de yaptıramayan bir ben varım. Kalın kalın kitaplar karıştırdım. Her yere baktım. Bir kaç tane seçtim de sonunda. Ama hala hangisi karar veremiyorum. Siz de baksanıza bir fikir verin bana bir el atın şu işe.




Kedi mi köpek mi derken eve bir köpek istediğime karar vermiştim. Ama pet shop tan yavru almaya karşıydım. Uzun süre önce verilmiş bu karar aniden sonuca ulaştı. Hepsi 2 günde oldu. Terkedilmiş 1 yaşında bir doxle'ım oldu. Adını Tarçın koydum. Stresten döktüğü yaralar da iyileşti. 4 aydır beraberiz. Ve sanırım en zor dönemi atlattık.




Alış veriş yapmayı durdurdum bir süredir. 3 ay oldu herhalde bir şey almıyorum. Benim için çok uzun bir süre bu. Patlamaya hazır bomba gibiyim. Ama indirimlere kadar bir şey almamaya kararlıyım. En azından bir iki parça dışında bir şey almamaya kararlıyım diyeyim. Ama hazır bahar gelmişken, bütün vitrinler cıvıl cıvılken gezmesek olmaz. :)




Bu bahar ve yaz bolca çayıra çimeni çıkmalı (inek mode on). Kitapları, sandviçleri, biraları, cipsleri almalı. Çayıra uzanıp okumalı, gülmeli. 




Ve tabii okumalı. Bir challenge'dan (challenge'ı tam türkçelerştirmek mümkün olmuyor farkettiniz mi? Meydan okuma diyelim en azından) bahsettim ya size. Nasıl okunacak onca kitap tembellik edersem. O yüzden her fırsatta kitaba saldırmalı. Yanında mevsime uygun limonata, frozen, karpuz, erik iyi gider diye düşünüyorum.






Kendimde büyük bir gelişme. Etrafımdakileri daha az takar oldum. Yine kızdığım anlar oluyor ama daha hızlı toplanıp amaaan diye geçiştiriyorum. Bu onları daha sinir ediyor ki olayın bonusu bu.


En sevdiğim şey eve kapanıp keyif yapmak. Tembel tembel hiçbir şey yapmadan dolaşmak. Mevsim nedeniyle artık evde durulmaz gerçi ama arada yine de yapılmalı. Güneşli gün miskinliği gibisi yok.


Evimde değişiklik yapma isteği iyice arttı. Aslında yeni bir koltuk almak, sehpayı değiştirmek vs gibi isteklerim var ama başka büyük bir amacım olduğu için bunu şimdilik ertelemeye karar vermiştim ki Tarçın Hanım koltuğumda bulunan minik (!) bir yırtığı genişletmeye karar verdi. Derken Yeni bir koltuk şart oldu. Yeni koltuk alırken evdeki eski kütüphaneyi de onarıma yollasam. Derken yeni bir kahve sehpası alsam. Hmmmm. Zor beğenen benim için bu süreç kolay olmayacak. Evdeki ışıklandırmayı bile değiştirmek istiyorum şimdi. Bu arada pimapen yenileme yapılacak evde. Eh bunca iş beni biraz oyalar:)




Cilt bakımını son aylarda çok ihmal ettim. Hazır mevsim değişirken yeniden cilt bakımına başlamalıyım. Size 7 seanslık cilt bakımı aldığımı söylemişmiydim. Gerçekten insanı rahatlatıyor ve iyi hissettiriyor. 


Bahar yağmurları asla unutulmaz. Tam artık giyilebilir dediğiniz o ince kumaş pantolonu giydiğiniz gün ıslanmasanız olmaz:)) Ben seviyorum bu yağmurları ama artık bitebilirler. Şöyle sıcaklar, açık ayakkabılar, güneş kremleri, havuz sefaları isteniyor delice.






Yaz meyvelerini unutmayalım. Hepsinin gönlümüzde yeri ayrı. Mutlaka bolca tüketmeli.






Veeee...



20 Mayıs 2012 Pazar

İç Kararması..

Yine bahar gelmedi işte. Aniden yaza geçicez. Bütün yazlıklar çıkarılmış, botlar çizmeler, üstelik boyatılıp temizlenerek kaldırılmışken her gün yağmur yağmamalı. Hava durumuna her bakıldığında iç kararmamalı. Bütün hafta yağacağını görüp de gülümsemek mümkün mü? Mümkün aslında. Bu havalar da güzel. Hava öyle çok soğuk değil. Bir pazar günü evinizde, çayınızı kahvenizi sıcacık içer ve battaniyelere gömülmüşken yağan yağmuru izlemek güzel. Amy Winehouse dinlemek güzel. Müthiş bir pazar kahvaltısı güzel. Etrafınızda 12 kitapla neyi okusam diye bakınmak güzel. 



Ama eğer keyfinizi kaçıran bambaşka bir sorunsa keyif almak zor hayattan. Bu saçma zamanlar da geçecek elbet diyorum. Küçük 1-2 engel çıktıysa önüme bu ne ki? Hep böyleydi benim hayatım zaten. Beni yıldırabileceğini hiç sanmıyorum!!!





Senin o koca burnunu yerim!!!