Müzik Tırtılı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik Tırtılı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2012 Pazartesi

Ben Geçen Ay (yüzsüzlüğün bu kadarı:)

Ben geçen hafta postları bir anda ben geçen ay postuna dönüşüverdi. Kalıcı olmasını düşündüğüm bir şey değil ama üzerimde mart soğukluğu varken ne yazayım ben, yazamam:))


Geçen ay ben

Ne Okudum?

7 kitap okumuşum. :)) Bir önceki posttan biliyorsunuz zaten:)


İnci Küpeli Kız. Filmini izlemediğim kitaplardan. Sırada filmi var yani. Ben kitabı sevdim. Bilge Kültür Sanat'tan çıkmış kitap. 


Harry Potter serisini okumaya ve ardından filmlerini izlemeye karar verdim. He gülün bana bu zamana kadar aklın neredeydi diye. Bilmiyorum açıkçası. Zamanı şimdi gelmiş. Ama ben kitaba bayıldım. Neden bu kadar hayranı var onu da anladım:)


Bu neyin nesi hiç anlamadım:))) Kütüphanede buldum. çik-lit konusunda yeni sayılırım biliyorsunuz. Hemen aldım. Eee bir Sophie Kinsella kadar eğlenceli değil evet. Olsun.


İşte yine izlenecek filmlerden birinin kitabı. Hannibal Doğuyor. O kadar güzel ki konusu. Ve o kadar canlıydı ki olaylar gözümün önünde okurken. Benim kitabı okuyunca sempatim arttı. Filmi hayal kırıklığına uğratabilir.



Bir kaç yerde görmüş, okumayı kafama koymuştum. Kütüphanede bulunca aldım hemen. 3 bambaşka hayat, 3 bambaşka acı, dünyanın 3 bambaşka şehrinde ortak bir rahatlama, kendini kurtarma, tedavi etme, huzura kavuşma yolu. Sufle yapmaya, daha önemlisi yemek yapmaya heveslendiren bir yandan da ah benim hayatım dedirten bir kitap olmuş. Tavsiye edebilirim.


Aziz Nesin için söyleneccek bir şey yok. Her zaman okuması zevkli. Hikayeleri güncelliğini asla kaybetmiyor. 


 Ben Genç Werther'in Acıları'nı Bordo-Sİyah yayınlarından okumak durumunda kaldım. Kütüphanede vardı. Ama kendime Can Yayınlarından çıkan baskısını almayı düşünüyorum. Hayır Bordo-Siyah kötü değil. Hatta açıkçası çok iyi bir çeviri olmuş diye düşünüyorum. Ama yayınevi takıntım var. Can, İletişim, Ayrıntı, YKY, İş Kültür ardından İthaki, Doğan en sevdiklerim. Son 2 senedir bunlara Turkuvaz Kitap eklendi. Bordo-Siyah hala giremedi listeme. :/





2. Ne İzledim?

Hatırlamıyorum neredeyse. 

Kitabı okumadan filmi izlemiş oldum. Ben filmi beğendim sayılır. Çok ağır aksak ilerledi. Bir sahnede kesiyorsan kes şu dalı be kızım diye söylendim bile. 10 dakika dal mı kesilir filmde? Zaten böyle ütopik konuları seven benim için oldukça tatmin ediciydi film. Kitabı okuyanlar arasından hayal kırıklığı yaşayanlar var mı acaba? Ben şimdi kitabı almayı düşünüyorum.


izlebizle.net diye bir site bulmuştuk ya. Orada Audrey Hepburn filmleri buldum. Patlamış mısırımı çayımı alıp izliyorum. Mutlu akşamlar için.


Hugo... 10 kere 20 kere 40 kere izleyebilirim:)))


Ben şimdi bu Marilyn filmini de beğenemedim. Nedenini yazmaya başlasam 2 tam sayfa anlatırım. En önemlisi çizdiği Marilyn portresi yüzünden sevmedim filmi. Bu kadar hastalıklı olmamalıydı vs vs.


The Help. Gayet klişe bir film. Her zaman tutar. Her zaman etkiler de. Mutlu son sayılabilecek bir sonunun olması güzel kısmı. Genelde bu tarz filmlerin sonunda salya sümük ağlarım çünkü. 


The Artist. Uzun bir film olsa usandırırdı. Ama gayet tadında, güzel, etkileyeci bir film olmuş. 

Bizim Demet Akalın beğenmeyip parasını geri istemişti değil mi? Sonrasında da bir dolu kişi Demet Akalın'a verdi veriştirdi. Evet Demet Akalın en güzide kıro kadın şarkıcılarımızdan biri. Ama herkesin güzel dediğine güzel demek, beğenmek zorunda değil. Belki tavrı daha sakin, daha terbiyeli olabilirdi. Ama "beğenmedi, zaten ne anlar salak" tarzı yaklaşımlarla ondan ne farkınız kalıyor acaba? Sosyal mesajımı da vereyim ben:))



3. Dilime Dolanan

Multitap'tan benim haberim yoktu. Yine çok gerilerde kalmışım:)) Bir sabah serviste dinledim. Allahım nasıl baharlık, nasıl eğlenceli:))


Haaa bir de bunu tabii.. Klibi, şarkının kendisi. Ooooo oooo

4. Nereye?

Evimden dışarı çıkmıyorum:) Yani arada çıkmaların dışında genelde evdeyim. Özel bir nedeni yok. İhtiyacım olan bu. Fırtına öncesi sessizlik..

5. Ne Yemeli?


Ahaha. Mercimek salatası. Şu ara yeşillikler çıkmaya başladı. Kuzu kulağı alın mutlaka mesela. Çıtır çıtırlar. 

Bunca yeşillik varken ortalıkta hem sağlıklı, hem protein değeri yüksek bir öğün için mercimek salatası harika bir seçim.

Yapması da çok kolay. mercimeği haşlıyor, suyunu süzüyorsunuz. Elinize geçen bütün yeşillikleri doğruyorsunuz. Karbonhidrat da olsun içinde derseniz kuskusu da haşlayıp koyabilirsiniz içine. Hepsini mercimekle karıştırıp üzerine zeytinyağı bol limon ve biraz nar ekşisi, tuz ve benim önerim kuru nane koyuyorsunuz. Tıka basa yiyorsunuz. 

6. Mutluluk Veren?

Güneş ve Tarçın. Yeni kesilmiş çimlerin kokusu. Taze kahve kokusu. Baharın kokusu. Sevgili. Güzel şarkılar. Algida Fruttare. Kitaplar. Uyku. Alışveriş fikirleri. Yapılacak yeniliklerin planlanması. Değişim. 




7. Sıkıntı Veren?

Şu ara canımı çok sıkan bir şey var. Uzun uzun anlatıp sıkmak istemem sizi. Ben farkına varmadım ama 2 haftadır çok melankolikmişim. Bu tamamen kariyerle ilgisi olan konu son dönemde beni çok sıktı. Sonunda ben de o nefret ettiğim şikayet etmekten başka bir şey yapmayan kişilere dönüştüm. Haftasonu silkelendim. Evet elimden gelecek fazla bir şey yok. Ama hiçbir şey yapamayacak durumda da değilim. Herkesin hayatının gidişatının kendi elinde olduğuna inanıyorum. Evet şartlar bazen sizi olmadık durumlara sürüklüyor ama o durumu kabullenmekte, değiştirmekte sizin elinizde. Öyleyse ben neden duruyorum? Bu tembellik, atıllık niye? Neden zaman harcıyorum? Bu hayatı revize etme zamanı gelmiş. Hemen çalışmalara başlamalı.

8. Alışveriş?

İçimde kanayan bir yaradır alışveriş. Daha önce bahsettim ya alışveriş yapmıyorum ben. Ben?! Aaahh. Bir çöp bile almadım kendime. Tarçına aldıklarım sayılmaz. Çocuğun ihtiyaçları var. Ama ya o mint yeşili puantiyeli kot, peki ya o çiçekli pantolon, asimetrik etek, sırtı açık elbise, hardal sarısı çanta, o bikiniler, takılar, tokalar, ayakkabılar.. Patlamaya hazır bomba gibiyim. Ve amacım haziran ortasına kadar alışveriş yapmamak. Sanırım mayıs ortasında dayanamayacak duruma gelir bir şeyler alırım. Her gün pinterest'de çantalar, elbiseler paylaşıyorum. Kendimi böyle oyalamaya çalışıyorum. Sabır dileyin bana:)

NOT: Beni Pinterest'ten takip etmek isterseniz tıklayınız:)))

27 Şubat 2012 Pazartesi

Ben Geçen Hafta..

1. Ne Okudum?

Buket Uzuner'in daha önce 2 kitabını okudum. Bu kitap oldukça eski ve kapağında da gördüğümüz üzere Yunus Nadi Roman Ödülü kazanmış. Konusu gerçekten ilginç, yaratıcı. Hatta ben Ayn Rand öretisine yakın buldum konuyu.  Ancak bana kalırsa sonu bağlanamamış. Heyecanınız kursağınızda kalıyor, öyle tuhaf hissettiriyor. Yine de okunmalı elbet.



Buket Uzuner, Balık İzlerinin Sesi, Everest Yayınları (Ben Remzi Kitabevin'nden çıkan baskıyı okudum, yeniler Everest'ten çıkıyor), 220 sf, 12 TL.




Glen Beck kimdir? Sanırım program vs yapıyormuş, hatta tanınan biriymiş bir de yazarlığa soyunayım demiş. Hiç iyi yapmamış. Kütüphanede gördüm. Kolay okunacak bir şeye ihtiyacım vardı o hafta için. Kitabın adı güzel, kapak güzel. Eee.. Sonrası felaket. Konu klişe, 200 küsur sayfa boyunca sürekli kendini tekrar ediyor kitap. Filmi çekilse şöyle iyi oyuncularla bol ağlamalı gişe yapan bir Holywood filmi olur daha da bir şey olmaz.



 Glen Beck, Kırmızı Kazak, Epsilon, 285 sf, 15 TL.

Taş Meclisi'ni izlememiştim. Elbet önce kitabı okumalıydım. Bu zamana kısmetmiş. Başta o kadar çok sıkıldım ki. Çok yavaş ilerliyordu. Heyecan yoktu. Sürpriz yoktu. Öyle de bitti kitap. Amaaa yine de çok beğendim. Hele hele Moğalistan'a gittiğinde karakterimiz. Diyeceğim odur ki bu adam zeki, yetenekli, iyi bir araştırmacı. Her kitabı da okunmalı:) Şimdi filmi izlemeli.




Jean-Christophe Grange, Taş Meclisi, Doğan Kitap, 416 sf, 23 TL

Böylece Şubat ayı biterken okuduğum kitap sayısı 8 oldu:) Kötü değil ama benim için tatmin edici de olmadı. Kütüphanemi gördükçe hızlanmalıyım diyorum.

2. Ne İzledim?

Yeni dizi American Horror Story. Bir oturuştu 6 bölüm izledim sonra bir durdum. Heyecanlı çok heyecanlı:)

IMDB'de 8.4 gibi bir puanı var.. uuuuu.)


3. Dilime Dolanan?

Şimdi aylardır çoğunuz Halil Sezai diye yanıp tutuşuyorsunuz, biliyorum. Ben daha şu "İncir Reçeli" denen filmi bile izlemedim. Şarkılarını da dinlemedim uzunca bir süre. Nedeni yok. Sonra bir gün rastladım ama ben sevemedim. Fazla arabesk geldi. Peki ya noldu dilime dolandı. Kabin başında o korkunç sesimle sürekli söylüyorum. Hatta söyleyemediğimde şöyle diyaloglar gelişiyor sevgili çalışma arkadaşımla.

Ben: Serda?!
S: Efendim?
B: Sana bir söz yazdım bugün.
S: shakhdajs

Sanırım arada küfrediyor bile olabilir bana. Herkese yapmaya başladım çünkü. Kurtarın beni nolurr:) 

4. Nereye?

En son Pera Müzesi'ni bir genç çarşamba gününde baştan sona gezdik. Öğrenciyseniz (hala öğrenci sayılmanın güzelliği) çarşambaları uğrayın mutlaka:)

5. Yemek?

Evde yemek yapmıyorum bu ara hiçç.. Ne bulsam onu yiyorum. Dışarı da çıkmıyorum. Ben buna Mart depresyonu ya da baharı beklerken depresyonu diyorum:)

6. Mutluluk Veren?

Patlamış Mısır delisi oldum. Bazı günler aşırı dozda aldım. Aklıma geldikçe mutlu oluyorum durum kötü. (bu favori yiyecek kısmında olmalıydı belki ama benim için bir yiyecekten öte bir hale geldiği için burada)



7. Sıkıntı Veren?

Yaklaşmakta olan Mart ayı diyorum, susuyorum.

8. Alışveriş?

No Shopping No Pain. Yeni sloganım bu. Bir süre bir şey almayacağım. Çünkü haziran başına kadar belli bir miktar parayı biriktirmeyi planlıyorum. Arada param artar da bir şeyler alırsam o başka. Ama onun dışında hiçbir şey almayacağım. 

Son olarak Mango'dan güzel koyu yeşil bir skinny, Oxxo'dan da hardal sarısı olduğunu tahmin ettiğim (internetten aldım ve hala gelmedi) bir pantolon aldım. Bundan sonra bu kısımda pek bir şey göremeyeceksiniz (umarım).



7 Şubat 2012 Salı

Ben Geçen Hafta..

1. Ne Okudum? 

Kitap bitiremedim ben geçen hafta. Nazar mı değdi nedir. Bitmesine 100-200 sayfa kalmış 3 kitap var elimde haftaya inşallah..

2. Ne İzledim?

Kitap uyarlamalarını izlemeye başladım. İlki Ejderha Dövmeli Kız oldu. Kitabı okuyunca tatmin etmiyor ama yine de beni sardı bu film. Kitabı okurken olduğu gibi heyecanlandım, gerildim.  


Diğeri ise Alacakaranlık oldu. Ah evet kitabı daha iyiydi (?!) Yani film o kadar kötü işte anlayın. 


3. Dilime Dolanan?

Bir sabah uyandım ki dilimde:))

Gülmeden dinleyin:))

4. Nereye? 

Ufak tefek gezmeler dışında evden çıkmadım. Bu soğuklarda içimden de gelmedi zaten. Ama haftasonu o süper güneşli günde havuzu görünce bir an kendimi atmak istedim suya :( Yaz değil ama baharı özledim.. Bahar insanıyım ben.. Hava ne çok sıcak olacak ne soğuk. Ilık bir rüzgar esecek. Ahhh mis gibi kokacak hava. Haziran doğumluyum ben. En sevdiğim aylar mayıs ile haziran. Sonbaharı da severim gerçi. Ama tamam o kadar:)) Kar yağmasa bu kış çekilmez. 


5. Yemek? 


Yaz günlerini hatırlatsın diye menemen ve yanına mis gibi demlenmiş çay:)


6. Mutluluk Verici?


Kar yağışı elbette. Tarçınımla ve A ile karda oynamamız, benim yuvarlanmalarım:) Çok güzeldi.


7. Alışveriş?


Hmmm. Oje, bir çift sneakers, Mango'dan bir bluz, ihtiyacım olan bir kaç çift ince çorap. Az az.. Bir şey almış sayılmam değil mi?


Acaba diyorum şu başka bloglarda gördüğüm "30 for 30" denemesini mi yapsam. Yapabilir miyim? 1 ay alış veriş yapmamak var işin sonunda. Olur mu? Baharı mı beklesem. Bilemiyorum. 

3 Şubat 2012 Cuma

Ben Geçen Hafta (Ay:))

Yokluğum sırasında tek yaptığım şey okumak olmuş. Ocak ayı içinde 5 kitap bitirmişim:) Film izlemiyorum hala. Hatta filme başlayıp uyumak alışkanlık oldu.

1. Ne Okudum?

Murakami.. Sahilde Kafka geçen ay bitirdiğim ilk kitaptı. Murakami okumak hep gzel, hiç hayalkırıklığına uğratmıyor beni. Orhan Pamuk okumak gibi benim için.. 


Haruki Murakami, Sahilde Kafka, Doğan Kitap, 651 sf., 33 tl


Ben şu Alacakaranlık serisinin filmlerini izlemedim. Pek güzel şeyler de duymadım hakkında. Bari oturayım kitaplarını okuyayım dedim ve geçen ay Alacakaranlık ile Yeni Ay'ı bitirdim. Şimdi üçüncü kitaba geçiyorum. Çok beğendiğimi söyleyemem. Okurken Edward denen saçma vampirle kızı boğazlamak isteği doğuyor içimde:) Normal midir?


Alacakaranlık, Yeni Ay, Stephenie Meyer, Epsilon Yayınevi, 407 ve 440 sf, her ikisi de 20'şer tl.

Evet o bir çocuk kitabı. Ama bu elbette benim okumama engel değil. Filmini nasıl bayıla bayıla izledimse kitabı da öyle bayıla bayıla okudum. 


Roald Dahl, Charlie'nin Çikolata Fabrikası, Can Yayınları, 192 sf, 14 tl


Benim için geçen ayın sürprizi Jonathan Safran Foer'in Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın isimli kitabı oldu. Nasıl bitirdim anlamadım. Babası 11 Eylül saldırısında ölmüş bir çocuğun hikayesi. Aslında çok sıradan.. İçe işleyen, acıtan, gülümseten bir kitap. Yazar için ortak görüş keskin bir zekası olduğu sanırım. Okuyun lütfen, okutun da..


Jonathan Safran Foer, Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, 367 sf, 24 tl.

Son kitap bir Maeve Binchy kitabı: Leylak Zamanı. Daha önce yazarın başka bir kitabını okumaya çalışmış becerememiştim. Bu ikinci denemem. Kolay okunan yazlık kitaplardan. 



Maeve Binchy, Leylak Zamanı, Doğan Kitap, 173 sf, 9 tl

2. Ne İzledim?

Hala izlemiyorum. Dedim ya film izlemeye başladığımızda uyuyorum. Sıraya koyduğum yığınla film var üstelik. İlk olarak da okuduğum kitapların filmlerini izlemek istiyorum. Alacakaranlık, Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın. Haydi bana şans dileyin:)

3. Ne dinledim?

Benim artık bir müzik setim var:)))  (Televizyonum olmadığnı biliyordunuz değil mi?)

Çalma listemin başındaki isim Karen Elson. Buyrun buradan dinleyin:) Sabahları beni uyandıran şarkı bu:)

4. Alışveriş?

Vazgeçemiyorum. Hele indirim dönemi ne zor şey. 

Butiğimden bayıla bayıla aldığım gömlek:)


Sezon başında görüp beğendiğim etek 20 liraya düşünce kaptım:) Koton'dan



Daha minnak olan çantalarımda kullanabilmek için ufak bir cüzdan arıyordum. Onu da Koton'da buldum. Görür görmez almam gerekiyordu napayım.




H&M'de dolaşıp hiçbir şey bulamayan bir ben varım sanırım. Ancak takı alabiliyorum. Bir de krem rengi dantel çorap aldım. Yanıma kar kaldı.



Sonraaaa Stradivarius ve Bershka'dan sezon başında 2,5 katı fiyata aldığım bluzlardan aldım yine. Ahlaya vahlaya tabii..

Veee aldığım en güzel şey Murakami seti oldu.. :)



Yine de çok bir şey almamışım evet iyi durumdayım:)


Yeni yıl hediyeleri arasında en sevdiğim bu terlikler bu arada. Paylaşmasam olmazdı:)






5. Nerelerdeydim?






Bence geçen ayın en güzel günü inanılmaz karlı bir günde Sarıyer'e gidişim oldu:) Neden mi? Bir sonraki postun sürprizi bu işte:)))

19 Aralık 2011 Pazartesi

Ben Geçen Hafta..

1. Ne Okudum?

Tess Gerritsen ismini ilk defa cuma günü kütüphanede gördüm. Doğan Kitap'tan çıkmış olmasına güvenerek de aldım kitabı. Yazarımız başarılı bir dahiliye doktoru imiş. Ancak yazmaya daha fazla zaman ayırabilmek adına mesleği bırakmış. İşte bu ürpertici. Çünkü her kim yazmak adına işini bıraktıysa onun kitapları felaket oluyor. Tess tahmin edeceğiniz üzere medikal korku/gerilim türünde yazıyor. İşin içinde hastalar, doktorlar, tıbbi terimler var. Benim en bayıldığım şey! Olay 1800'lerde Boston'da geçiyor. Bir taraftan da günümüzde, geçmişte olanları merak eden kişiler. Son derece akıcı (2 gün sürmedi okumam), heyecan hiç bitmeden okunan iyi bir polisiye ( çok da değil canım). Amaaa 2009 baskısı bu kitaptaki dizgi hataları o kadar göze batıyor ki Doğan Kitap adına ben utandım. 


Kemik Bahçesi, Tess Gerritsen, Doğan Kitap, 324 sfi 17 lira. (sanki piyasada yok gibi gibi:)


Veee Zar Adam. George Cockcroft'un Luke Rhinehart takma adıyla yazdığı ilginç kitap. Yayınlandığı 1971 senesinde haftalarca bestseller olmuş ya Amerika'da ben de okumalıydım. Hakkını vermek lazım etkileyici. Hatta bir ara ben de basit şeyler için zar atmayı düşündüm. Bu akşam kitap mı okusam, film mi izlesem. Film izleyeceksem hangisini izlesem. Ojeyi hangi renk sürsem. Sizin yerinize şans faktörünün kara veriyor olması biraz rahatlatıcı. Sonunda benim gibi hiç istemediğiniz renkte tırnaklarla dolaşabilirsiniz ortalıkta tabii ama denemeye değer:) Yok yok hiçbir şeyi abartmamalı dozunda bırakmalı:)


Zar Adam, Luke Rhinehart, Pegasus Yayıncılık, 464 sf, 15 tl.

2. Ne Izledim?

İzlediğim tek film Salgın oldu. Afişte de gördüğünüz üzere kadro sağlam. Film için yapılan yorumların bir kısmında gördüğüm kadarıyla film pek beğenilmemiş. Tabii benim için film süperdi. Bir kere ilgimi çeken her şey filmde var. Virüs, santrifüjler, yüksek güvenlik seviyelerine sahip laboratuvarlar. Hele en sonunda virüsün nasıl bulaşmaya başladığının açıklandığı kısım. Ben sevdim arkadaş:) (Bu arada Matt Damon amma tuhaflaşmış değil mi?)

IMDB: 7,0


İzlediğim tüm diziler tatile girince ben boş kaldım. Ben de Dexter'a başladım geçen hafta. Birinci sezondayım. Eh işin içinde cinayetler, çözülmesi gereken vakalr vs olunca ben o diziyi severim:)


IMDB: 9.2




Bir de Black Books var yeni diziler içinde. Toplam 3 sezon ve zaten her sezonda da 6 bölüm var. Hemen bitecek :( Black Books bir İngiliz komedisi. 2000-2004 yılları arasında yayınlanmış. Ama bana 80'lerde geçiyor gibi geldi. 2000'lerde hala ne kadar rükümüşüz öyle :) 







3 ana karakterimiz var. Bunların içinden Bernard "Black Books" kitabevinin sahibi. Mağaza aynı zamanda onun evi. Hemen yan dükkanın sahibi Fran, bir de Bernard'ın yanında çalışan Manny var. 





IMDB: 8.9

Biz çok gülüyoruz. Size de tavsiye ederim:)



3. Ne Dinledim?

Geçen hafta Rock n Coke anılarım depreşti. Burnumun direği sızladı. Aklım hep Skin denen o manyak yetenekli kadındaydı. Haftanın şarkısı için tık lütfen.



4. Nereye?

Geçen hafta içi (özellikle cuma günü) 5 dakika oturmadan çalıştık. Ben haftasonunun tamamını yatarak geçirdim:) Çok mutluyum. Pizza yiyip, bira içerek, film izleyeip kitap okuyarak geçen haftasonunda daha iyisi yok.

5. Favori Besin Maddesi?

Cafe Nero'nun Balkabaklı Cheesecake'i elbette. Allahım her gün yesem nolur? ne farkeder?



6. Favori Icecek?

Bibuçuk'ta rakı shot:) Deneyiiinnn:)

7. Alısveris?

Hiiiiçççbir şey almadım. EVET. Almadım. Şimdi yeniyıl alışverişlerine başlamayı planlıyorum çok mesudum:)

Böylece bol enerji depolamış halde yeni haftaya başladık:) Hepimiz için güzel bir hafta olsun. Bir de lütfeeen kar yağsın olmaz mı? Öyle Google'ın sahte karından değil gerçek kar. Hani şu bembeyaz, pırıltılı, lapa lapa olan. 



12 Aralık 2011 Pazartesi

Ben Geçen Hafta..

Bu artık pek geçen hafta postu değil. İtiraf ediyorum, çok ihmal ettim buraları. Öyleyse bu post bir geçen ay postu olsun. Böylece dönüş yapmış olalım.. 

1. Ne Izledim?

Hangover 2. Ve neredeyse hiç gülmedim. Ama filmi izlemek için deli gibi ısrar eden ben olduğum için sesimi çıkarmadan da izledim.


IMDB 6.7. O bile çok.


Bu One Day denen filmi izlemeyecektim ben aslında. Amacım kitabı okumak sonra izlemekti. Lakin dayanamadım. Ve büyük bir iç kararması yaşadım. Fikir güzel. Senede bir gün tadında bir film. Kahramanlarımız tanışıyorlar ve her yıl 15 temmuz günü hayatlarında ne oluyor bunu görüyoruz filmde. Her şey iyi güzel de bu film benim için fazla dram. Ya da belki ben öyle bir dönemimde izledim bilemiyorum. Kitabı hala okumak istiyorum tabii bu başka bir konu.


Bir 6.7 de bu filme.


Crazy, Stupid, Love. Bir kaç kez izlemeye kalkmış canım istememişti. Sonunda izledim. Evet son derece klişe, mutlu sonlarla dolu bir komedi filmi. Yine de ne olacak acaba diye meraklandırıyor açıkçası. Ve gülmekten kırılmanıza da neden oluyor. Kadrosu da müthiş. E daha ne olsun diyerek izlenebilir. 

IMDB puanı 7.5. 


Hollywood bir yana biz bu hafta Türk filmi haftası yaptık resmen. Arka arkaya izledik hepsini:)





Ben kesinlikle Gülşen Bubikoğlu hayranıyım. Türkan Şoray değil. Varsa yoksa Gülşen Bubikoğlu:) Saçları, giyimi, tarzı, oyunculuğu her şeyine hayranım:)


                                        2. Ne Okudum?

Yine bir Agatha Christie romanı. Yaşasın Kütüphane:)


Acı Kahve, Agatha Christie, Altın Kitaplar, 154 sf, 10 tl (internet üzerinde 8 tl'ye bulabilirsiniz. 


Chuck Palahniuk Kaçaklar ve Mülteciler. 



Kaçaklar ve Mülteciler, Chuck Palahniuk, Ayrıntı Yayınları, 160 sf, 13 tl.


Bu kitabı başka bir kütüphaneden aldım:) Chuck Palahniuk, Portland ve civarında gezebileceğiniz hayaletli mekanlar, en iyi restoranlar, gezilecek müzeler ve daha pek çok şey hakkında bilgilendiriyor bizi. Kitabı yerinde, gezerek okumak gerek. 


Ve bir de Evie hamilton'un gizli hayatı. Yazarı ise Catherine Alliott. 



Evie Hamilton'un Gizli Hayatı, Catherine Alliott, Epsilon, 470 sf, 23 tl.


Ah nasıl sıkıldım bu kitabı okurken anlatamam. Hatta itiraf ediyorum son 200 sayfasına sadece göz atım. Neler oluyormuş diye. Nasılsa uzun uzun gereksiz bir çok ayrıntıyla boğuyor olacaktı. Hızlıca kurtuldum..




Ye, Dua Et, Sev. Filmi izlemiş ve hiçç beğenmemiştim. Kitabı okuyunca film gözümde iyice değer kaybetti. Çünkü kitap müthiş. Önyargıları bir kenara bırakıp mutlaka okunmalı. Eğlenceli ve değiştirici. Öyle havadan sudan bir kitap değil. Kesinlikle tavsiye ederim.




Ye, Dua Et, Sev, Elizabeth Gilbert, Pegasus, 456 sf, 20 tl.

Emily Bronte Rüzgarlı Bayır. Bir ilk ve son kitap olarak harika. Okuması zevkli, karakter çözümlemeleri hayranlık verici. Geç kalmışım okumak için diye düşündüm. 


Rüzgarlı Bayır, Emily Bronte, Can Yayınları, 378 sf.

3. Takılan Şarkı?

Aslında Midnight in Paris'i izlediğim günden beri kafamda dönüp duruyor Billie Holiday versiyonu

4. Nereye?

Çırağan Palace Sanat Galerisi'nde sergi açılışına katıldık. Sergide, Ergin İnan desen ve yağlıboya resimleri, Emiel Hoorne dijital işleri ve fotoğrafları, Enk De Kramer ise gravürleriyle yer alıyor. İsterseniz sergiyi 13 Aralığa kadar ücretsiz olarak gezebilirsiniz. Üstelik haftanın 7 günü açık.


Bunun dışında Contemporary İstanbul 2011'e katıldı A. Ben sadece 1 gün gidebildim gezmeye. Ve tabii yetmedi. 



Burada A'nın işlerinden birini görüyorsunuz:)

Şerif Günyar'la tanışma fırsatım oldu bu yakınlarda. Atölyelerini gezdik ve bolca sohbet ettik. Daha doğrusu o konuştu biz genel olarak dinledik:) Bu başka bir postun konusu olsun:)




5. Yemek?


Kahvaltı:) Geçen pazar harika bir kahvaltı yaptık. Hem de çok çok uygun bir fiyata. Sanırım onun mutluluğunu hala atlatamıyorum:)


6. Mutluluk Verici?


Dinlenmek iyi geldi. Yoksa ülkemde mutlu olmak zor. Her an kötü bir haber alıyoruz.


7. Alışveriş?


Hahaa. Hiçbir şey almadım. Diyebilmeyi isterdim. Aldım ve hiçç pişman değilim. 




Deichmann'dan daha önce bir kere alışveriş yapmıştım. Bu da ikinci oldu. Farkettiniz mi bilmem ama çok güzel modelleri var. Kış bitmeden bir de uzun çizme almak istiyorum. Bakalım kısmet:)





Bu tarz bir ayakkabı almayı çok çok istediğim için görünce dayanamadım. Çok kaliteli olmasını beklemiyorum. Hevesim geçene kadar 1-2 kez giysem yeter. (30 liraydı da:)




Taaaa sezon başında görmüş, aşık olmuş, ben yazın bunu ne güzel kullanırım, hiç çıkarmam dediğim Zara çantayı da almış bulunuyorum. Beni özellikle içinde ki cüzdan kısmıyla vurdu <3. Onu hemen bazanın altına tıktım. Bahara kadar orada dinlensin:)


Ben bu adliye işleri ile uğraşırken F ile Collezione'a girdik. Gebze'de çok fazla mağaza seçeneği yok ve benim de moralim düzelmesi lazımdı. Öyle gezerken F bu gömleği buldu. Hem de 1 alana 1 bedava diye. 20 lira bile vermedik kişi başı. Tam benim rengim. Hemen her taytımla uyuyor, kazak/süveter içlerine süper gidiyor. Hırkalarımla güzel duruyor. Çok mutluyum kendisiyle. Tam aradığım gömlekmiş.


Benim Pendik'te çok sevdiğim bir butiğim var. İhraç fazlası ürünleri satıyor. Bir ara fotoğraflayabilirsem sizlere göstermeyi çok isterim. Terkos ya da Beyoğlu Pasajındaki dükkanlar gibi ama bence daha güzel şeyler oluyor. Bu elbise Stradivarius etiketli. Açılışa ne giysem derdindeyken 5 dakika da aldım. 20 liraya:) Üste tam oturuyor ve çok şık duruyor. İster elbise ister tunik niyetine.


Yine bir Pendik Butik ganimeti. River İsland marka elbise. Benim çektiğim fotoğraflarda çok iyi gözükmüyor. Sitesinden aldığım fotoğrafları da koydum. Ben 30 tl verdim. Sitesinde 35 GBP olarak gözüküyor fiyatı.










Stradivarius'tan daha önce grisini almıştım. Resimdeki gibi olmuyor bana. Daha uzun duruyor. Şimdi aklım siyahında.

Bu tarz bluzlar çok kullanışlı. Ne kadar belli olmasa da benim ki krem. 


Vee sonunda istediğim kaşe siyah paltoya kavuştum. En çok tam kapamadığımda bebe yaka olmsını seviyorum:)


Siz hiç T-Box'tan şemsiye aldınız mı? O küçük minicik şemsiyeleri çantaya atmak için nasıl ideal. Ama nasıl iki günde parçalanıyorlar. Benim 2 tane tecrübem oldu. Biri hala sağlam ama benim narin kullanımım sayesinde. Lakin renklerine karşı koymak zor. Bu defa baston model şemsiyesinden aldım. O kadar güzeldiki dayanamadım. Daha sağlam duruyor şimdilik. Bakalım nolacak.





Ufak tefek kozmetik alışverişlerini, ojeleri vs saymıyorum. Onlar zaruri ihtiyaçlar.

8. Aklım Takıldı?

Beğendiğim bir çanta modeli var. Pek çok marka da benzerini yapmış. Hangisini alacağımı bir türlü bilemedim, kararsız kaldım. 

Kahverengi uzun bir kaşe palto. Ama çok fazla para harcamak istemiyorum. Şöyle outletlerde vs bulursam almalı.

Bir de uzun deri çizme. Eveet çok bir şey kalmamış değil mi?

Ah bir de Aralık ortası oldu neredeyse. Hediyeleri alma zamanı geldi:) Çok heyecanlı çok mutlu bir dönem :) Mutlu Aralıklar:))