ham hum:) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ham hum:) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2012 Pazar

Pazar Mutluluğu

Öhm.. Günaydın Tırtılseverler. Bu otomatik post pazar sabahı readerlarınızda olacak (umuyorum) Siz bu satırları okurken ben tembelliklerden tembelliklere koşmayı umuyorum. 


Efenim bu sabahın konusu benim son dönem takıntım "Nestle Peanut Butter" (he bildiğiniz yerfıstığı kreması).. 


Yılarca sadece Dia'larda satılan Gold marka yerfıstığı kremasını yedim.. Tek geçerdim (yine de pabucu dama atılmış sayılmaz).. 








Sonra bu yakınlarda Calve'ninkini gördüm ve aldım. 






Calve'yi neden daha çok sevdim. Çünkü hiç şekeri yok. Evet sevme nedenim bu kadar:)))




Ve şimdi sabahlarımın favorisi tarifi sizlerle paylaşıyorum. 


İki dilim tost ekmeğine yerfıstığı kremanızdan bolca sürüyorsunuz. Üzerine yuvarlak dilimlediğiniz muzları diziyorsunuz. Benim gibi tarçın delisi iseniz bolca tarçın dökebilirsiniz. Ya da çok tatlı severim diyorsanız bir iki bitter karesini de üstüne iyi gidebilir. Sonra hooop tost makinesine. Ekmekler kızarınca alın, ayıla bayıla yiyebilirsiniz:))








Ay yok ben bu kadar uğraşamam diyenler sizleri de düşünüyor tırtılınız. Ekmeklerden birine yerfıstığı diğerine bolca reçel sürün, birleştirin ve mideye yollayın:)) 



Yerfıstığı kreması çok yararlı üstelik. Protein onda, B vitamini, magnezyum, folat, arjinin hep onda:) Antioksidan desen bolca. Kalorisi yüksek ama gece vakti yiyip uyumazsanız sorun yok bence. Sabah kahvaltısı olarak ideal ki o kaloriler çabucak yakılır:)




Afiyet bal şeker olsun:)

7 Şubat 2012 Salı

Ben Geçen Hafta..

1. Ne Okudum? 

Kitap bitiremedim ben geçen hafta. Nazar mı değdi nedir. Bitmesine 100-200 sayfa kalmış 3 kitap var elimde haftaya inşallah..

2. Ne İzledim?

Kitap uyarlamalarını izlemeye başladım. İlki Ejderha Dövmeli Kız oldu. Kitabı okuyunca tatmin etmiyor ama yine de beni sardı bu film. Kitabı okurken olduğu gibi heyecanlandım, gerildim.  


Diğeri ise Alacakaranlık oldu. Ah evet kitabı daha iyiydi (?!) Yani film o kadar kötü işte anlayın. 


3. Dilime Dolanan?

Bir sabah uyandım ki dilimde:))

Gülmeden dinleyin:))

4. Nereye? 

Ufak tefek gezmeler dışında evden çıkmadım. Bu soğuklarda içimden de gelmedi zaten. Ama haftasonu o süper güneşli günde havuzu görünce bir an kendimi atmak istedim suya :( Yaz değil ama baharı özledim.. Bahar insanıyım ben.. Hava ne çok sıcak olacak ne soğuk. Ilık bir rüzgar esecek. Ahhh mis gibi kokacak hava. Haziran doğumluyum ben. En sevdiğim aylar mayıs ile haziran. Sonbaharı da severim gerçi. Ama tamam o kadar:)) Kar yağmasa bu kış çekilmez. 


5. Yemek? 


Yaz günlerini hatırlatsın diye menemen ve yanına mis gibi demlenmiş çay:)


6. Mutluluk Verici?


Kar yağışı elbette. Tarçınımla ve A ile karda oynamamız, benim yuvarlanmalarım:) Çok güzeldi.


7. Alışveriş?


Hmmm. Oje, bir çift sneakers, Mango'dan bir bluz, ihtiyacım olan bir kaç çift ince çorap. Az az.. Bir şey almış sayılmam değil mi?


Acaba diyorum şu başka bloglarda gördüğüm "30 for 30" denemesini mi yapsam. Yapabilir miyim? 1 ay alış veriş yapmamak var işin sonunda. Olur mu? Baharı mı beklesem. Bilemiyorum. 

19 Ekim 2011 Çarşamba

Ben Geçen Hafta..

1. Ne Okudum?

Yeni kütüphane arayışlarımda İlçe Kütüphanesini buldum 2 hafta önce.. Kitaplar kötü kullanılmış, her yer karışık.. Ama kitap işte.. Hemen Agatha rafına yanaştım.. En fazla 10-12 tane Agatha Christie kitabı vardı.. Az evet ama napalım hiç yoktan iyidir.. Ben ilk okuma için Uyuyan Ölüm'ü seçtim.. 2 günde de bitirdim:))


G kendi kütüphanesinden bana Stieg Larsson'ın kitabını getirdi.. Ejderha Dövmeli Kız'ı bir solukta okumuştum.. Ateşle Oynayan Kız'da toplamda 5 gün içinde bitti.. Elimden bırakamadan okudum..


Ateşle Oynayan Kız, Stieg Larsson, Pegasus Yayınları, 679 sf, 22 tl.

2. Ne  İzledim? 

Pazar günü sonunda biz de Woddy Allen'ın son filmini izledik.. Ben bir Woddy Allen hayranıyım.. Beğenmediğim bir filmi yok.. Bu da öyleydi..


Bu ara pek öyle film izlemiyorum.. Daha çok dizi takip ediyorum.. House, Fringe yeni bölümleri derken geçiyor zaman.. İzlediğim filmlerden biri 1987 yapımı Dokunulmazlar.. Kevin Costner, Robert De Niro, Sean Connery.. 



Bir de çerez bir film olarak "Easy A" yı izledik.. E eğlenceliydi doğrusu..







3. Ne Dinledim?

Midnight in Paris filmi izlenince tabii filmin sountrack'i bağımlılık yaptı.. Arılar, tembel deniz anaları, istiridye koyundaki istiridyeler, romantik süngerler hepsi bunu yapıyor:)

Hugh Laurie'nin albümü "let them talk" u dinlemeyi geciktirerek ne çok şey kaçırdığımı gördüm ayrıca.. Arayı kapamam lazım:) Dinleyin hemen siz de..

4. Gezmece?

Sadece pazar günü Palladium'a gittik.. Sinema amaçlıydı aslında ama alışveriş için gezmeyi ihmal etmedik.. Hava zaten buz gibiydi..  Pek dışarı çıkılacak durum yoktu..

5. Bayıldım?

Krispy Kreme'de yeni kekler çıkmış.. Yaban Mersinlisini denedi G. Ben ise saçma bir şekilde Balkabaklı Donut aldım.. Pişman oldum.. Çünkü G'nin keki harikaydı.. Bu keklerin tuzlularına KopKop (peynirli- ıspanaklı, tarçınlı, küp kıymalı-cheddar peynirli), tatlı olanlara ise kruffin (çikolatalı ve yaban mersinli) deniyor.. Genelde dışarıda yediğim keklerden mutsuz olurum.. Ama bunun yumuşacık kekinin hastası oldum:) Maalesef her mağazasında yoklarmış.. Olsun, olanı bulursanız kaçırmayın derim.. Bakın tam şuradalar.

6. Sıkıntı

Ayrıntılara artık girmeyi istemediğim bir taciz olayı yaşadık.. Hemen yanımda yürüyen arkadaşım tacize uğradı.. Polisi aradığımızda da bizi geçiştirdi.. Artık bu olaylar sıradan.. Ölmediyseniz eğer sorun yok!!!

7. Mutluluk

Haftasonu evde çorba yaptım, pilav yaptım, kek yaptım, puding yaptım.. Pişirmek çok mutlu etti beni.. 

8. Alışveriş?

İnanır mısınız bilmem ama hiçbir şey almadım.. Oje dışında.. Ama önümüzdeki hafta almak istediğim bir kaç şey var aramızda kalsın.. Bu arada oje alışverişten sayılmaz değil mi?

Bu hafta da böyle geçti.. Bugün yine şehit haberleriyle uyandık güne.. Barışın zamanı gelmedi mi sizce de?

20 Eylül 2011 Salı

Patlıcan Cennetten Düşmüştür!!

Ben patlıcan delisiyim.. Küçükken ağzıma sürmezdim. Bir de anneme kızartmasını seviyorum numarası çekerdim. Kadın kızartır önüme koyar ben bahaneler kraliçesi olurdum.. Sonra diğer pek çok yiyecek gibi patlıcanı da yemeye başladım.. Hatta patlıcanlı her şeyi yer oldum.. Cennet sebzesi patlıcan (S'ye sevgilerle:))..

Tabii közlenmişi en güzeli.. Şöyle mangalda off.. Ama evde ocak üstünde bu işi yaparsanız ardından 2 saat temizlikle uğraşacaksınız demektir.. Ben o yüzden evde yapmıyorum.. Bu işi fırında nasıl kolay yaparım internet araştırmaları kapsamında süper bir yol buldum..

Çoğunuz biliyor belki.. Benim gibi bir amatör içinse bu süper bir buluş:) Patlıcanları yıkayıp kurulayıp folyaya bir güzel sardım ve fırına attım.. Yaklaşık 50 dakika gibi bir sürede harika kokular yayılmaya başlayınca aldım..


Kabukları soymak ocakta közlenmiş olanında daha kolaydı.. Sulu, yumuşacık ve lezzetliydi..


Sonra minnak doğrayıp yoğurtla karıştırdım. Üzerine nane döküp bir oturuşta yedim ho ho:))) Afiyet olsun:)

31 Ağustos 2011 Çarşamba

Tatildeyimmm -4

Bu çok sevgili izin günlerimde kalkıp Sun Plaza'ya gitmesem olmazdı.. Evet evet ELCA'ya gittim ben de.. Sırf meraktan aslında çünkü kozmetik herhangi bir şeye ihtiyacım yoktu.. Kozmetik alışverişi yapmadım gerçekten de..



Clinique Targeted Protection Stick SPF 35.. Hep aklımdaydı.. Ama elimde başka bir ürün olduğu için almıyordum.. Ucuza bulunca dayanamadım.. Napalım ama ben bir dişiyim, yedekleme yapmalıyım mutlaka..

Neyse ki bu kdar hasarla kurtuldum oradan.. Sonra doğruca Emirgan'a gittik kahvaltı yapmaya..


Öyle binbir çeşit bir kahvaltı beklemeyin.. Ancak her şey taze ve lezzetliydi.. 




 Taaa dibime girip yüzümün her bir santimetrekaresinde ne kusurlar var ortaya çıkaran fotoğraflar çektiği için azarlayınca böyle oldu.. Kusur musur yok gördüğünüz üzere, eeh ben de yokum ama olsun artık:)))



Vee oradan İstinye Park'a geçerek günü sonlandırdık.. Ben Stradivarius'tan bir hırka aldım.. Heyy yeni sezon alışverişi.. Hayır ucuz bulmasam almazdım elbet.. Ama tam aradığım gibi bir hırkaydı ve çok uygundu fiyatı:)


Ben sanırım bunun 1-2 rengini daha alırım.. Bu tarz hırka arayanlardansanız benim gibi, Stradivarius'a uğrayın derim..

Vee ertesi gün yeni bir yer keşfettik.. Meğer dibimizde harika bir mangal alanı varmış da bizim haberimiz yokmuş.. 


Dağların içinde yemyeşil bir yer.. Adı da Yeşil Vadi zaten.. İnsanlar buraya mangal yapmaya geliyorlar.. Küçük bir yer.. Çay isterseniz demlikle geliyor.. Üstelik yanında lezizz kaynak suyu ile.. Çünkü biraz aşağıdan çıkıyormuş su..


Bir beni yakından çekme fotoğrafı daha.. Meğer yakından çekmiyormuş.. Napiim fobim oldu artık:)

30 Temmuz 2011 Cumartesi

Ben Geçen Hafta..

Off haftalar geçti gitti değil mi? Eh bakalım hadi neler yapmışım geçen sürede..

1. Ne Okudum?

Elimde bir dolu kitap var.. Üstelik yenilerini de aldım.. Ama okuyamama durumum sürüyor..  Bir kaç kitap birarada, ondan ona atlaya zıplaya çabalıyorum okumaya.. Yine de iki kitap bitirmişim:)


Yusuf Atılgan, Bütün Öyküleri, YKY Yayınları, 120 sayfa, 8 TL..

Yusuf Atılgan'la geç tanıştım biliyorum.. Hatta Aylak Adam'ı okuduktan hemen sonra size şurada anlatmıştım nasıl beğendiğimi.. Bu defa yine kütüphaneden edindiğim "Bütün Öyküleri" ni okudum.. Fazla söze gerek yok alın okuyun derim.. Ben de diğer kitaplarına devam etmeyi düşünüyorum. "Anayurt Oteli" aklımdaki ilk kitap..


Bir de Ayfer Tunç Kitabı bitirdim.. İlk çıktığı günden beri aklımdaydı.. Kütüphaneye de gelince kaçırmadım.. Gerçi çıkalı 1 seneye yakın oldu ama olsun:) Kitabı genel olarak beğendim.. Bir kere sürükleyici; elinize aldınız mı bırakamıyorsunuz.. Hızla okunuyor.. En büyük başarısı zamanlar arasındaki geçişleri.. Hiçbir hikayeyi kaçırmıyor, aaa bu kimdi ne oluyordu demiyorsunuz..  Bütün bu kurgusal güzelliklerin yanında bir de şiir, şarkı sözü alıntıları var ki enfes.. Burada en güzeli kitabı okurken referanslara atıfta bulunmayıp kitabın sonunda bir kaç sayfada kaynakları göstermesi.. Bence böylelikle hem kitaptan kopmuyor hem de ufak çaplı bir beyin jimnastiği yapabiliyorsunuz.. Kitabın konusu zaten çok ilgi çekici.. Tam bir modern toplum eleştirisi.. Bana göre kitabın tek bir kusuru var o da çok fazla tekrara düşmesi.. Alın okuyun, pişman olmazsınız..


Ayfer Tunç, Yeşil Peri Gecesi, Can Yayınları, 472 sayfa, 27 TL.


  • “bizde itiraf yoktur.
    bizde itiraf eden huzur bulmaz.
    bizde itiraf demek, suçumuzun her bir ayrıntısının hücrelerimize yapışması demektir.
    biz itiraf edersek unutamayız.
    biz oysa unutmak isteriz, olmamış gibi yapmak.
    biz mecbur kalırsak tövbe ederiz hemen ardından unutmak için, suçumuzu da öyle fazla sayıp dökmeden üstelik. (allah biliyor nasıl olsa, ayrıntılarla onu meşgul etmeye ne lüzum var?)
    bizim tarihimiz unutarak gömdüğümüz günahlarımızın tarihidir. kurcalayıp durmayın. eski defterleri açmanın ne faydası var canım?
    biz dolaylı insanlarız, bizde yalanlar ve gerçekler arabesk motifler gibi iç içe geçer.
    bizim milli ikilimiz suç ve ceza değildir.
    bizim milli ikilimiz suç ve nisyan’dır.
    süleyman amcanın elinde en uyumlu milli ikilimiz vardı. rakı şişesiyle kehribar kavun.”
  • umut sadece bir an değildir, bazen bir süreç de olabilir. işte oldu. umutla dolu zamanlar vardır hayatta böyle, yeniden doğuş anları, sahiden doğuş.
  • 'hoşlandığım için yatıyordum.hoşlanıyorsam orospuluk değildir.bitti.'
  • hayatta ben en çok babamı sevdim. ben ali'de babamı aradım. sonra babam yaşındaki adamlarda ali'yi aradım. babamda eski babamı aradım. bu zincir böyle giderken osman bende annesini aradı. ben kendimi annesiz hissettiğim için anne olmaya korktum. benden iyi bir anne çıkmamasından, kendi parçamdan yaratacağım varlığın, sefillikte beni geçmesinden korktum. doğurmadım. ama osman'ın annesi oldum. osman'ın annesi olduğum anlar bir sonraki güne uyanmama yaradı. ezcümle, herkes varlığındaki boşluğu doldurmak istiyor. dolduramadan ölüyor. ama uğraşma boşuna, o boşluk dolmaz! varolmanın boşluğu o! dolsa biz, biz olmayız!

2. Ne İzledim?

İşte bunları izledim:)

IMDB Puanı: 8,1


Pedro Almodovar'ın 2002 yapımı filmi.. Bütün Almadovar fimleri gibi büyüleyici..

 IMDB Puanı: 6,5


Matt Dillon'ın en iyi performansı diyorlar.. 2005 yapımı Bukowski'nin romanından uyarlama.. Yönetmenimiz ise Bent Hamer.. Film iyi ama kitabından iyi değil..


  • "Aşıkların hepsi aylak insanlardı 9-5 arası çalıştığımda aylakken düzüştüğüm gibi düzüşemiyordum."
  • "Kabadayı olmak işe yarıyor bu dünya güçlülerindir."
  • yaşlı adam: "kadının var mı?"
    henry: "hayır yok, kadınımı kaybettim"
    yaşlı adam: "üzülme, yenisini bulur onu da kaybedersin".


 IMDB Puanı: 7,9


2007 yapımı İngiliz komedisi.. Tek garantisi eğlendirmesi:)

 IMDB Puanı: 6,1


2003 yapımı filmi ben henüz izledim.. Benim ara vermeden izleyebildiğim nadir filmlerden biri oldu.. 

IMDB Puanı: 4,6


Ben hala orijinalini izlemedim.. Gus van Sant'in 1998 yılında çektiği bu versiyon beni bir süre idare eder.. Ama orijinalinin çok daha iyi olduğu yönündeki görüşler aklımı çeliyor.. Eminim de üstelik çok daha iyi olduğundan.. 


IMDB Puanı: 8,0

Ben İstanbul Film Festivali'nde ikinci film olan Manderlay'i izlemiştim.. Çok da etkilenmiştim.. Dogville'i bir türlü izleyemedim bir kaç kez niyetlensem de.. O karamsar havadan, filmin çarpıcılığından çekindim, hep yarım bıraktım.. Manderlay'de Grace rolünde Bryce Dallas Howard vardı.. Ama Nicole Kidman'ın yerini tutamazmış.. Bu film de sizi yerden yere vuran filmlerden biri işte.. İnsan olduğumuzun kanıtı.. Nasıl kötüyüz, ne kadar iyiyiz, ne zaman yoldan çıkarız sorularının cevabı.. Ve fırsat geçerse elimize neye dönüşürüz?

  • There's a family with kids. Do the kids and make the mother watch. Tell her you'll stop if she can hold back her tears. I *owe* her that.
  • Some things you have to do yourself.
  • Goodbye Tom..

IMDB Puanı: 7,4

Bakınız Halka'nın orijinal versiyonu Ringu'dan bir sahne.. Halka'yı yıllar önce izlemiştim ilk çıktığı günlerde.. Orijinalini yeni izledim de yahu neden o kadar tırsmışım dedim.. Tek korkunç sahnesi kızın televizyondan çıkışı, bakamadım bile o derece ürktüm:)

IMDB Puanı: 6,3

 Annem bana geldiğinde izleyelim beraber diye almıştım bu filmi.. Kendisi Susan Sarandon  hayranı da:) Akşam anneyle, yakın bir arkadaşla, sevgiliyle izlenecek, yormayan hafif gülümseten, iç ısıtan bir film..

IMDB Puanı: 6,9

2004 yapımı, Emily Blunt, Natalie Press oyuncular ve ikisi de harika.. Film ergenlikte iki genç kız hakkında.. İkisinin de farklı sorunları var.. Mona'nın hapisten yeni çıkmış abisi koyu bir katolik olmuş ve üstelik beraber olduğu evli adam onu terketmiş.. Tamsin'in hayatı gizem dolu.. Sadece ablasının kanserden öldüğünü biliyoruz.. Bu koşulalrda tanışan bu iki genç kızın birbirleriyle olan yakınlaşmalarını izliyoruz.. Çok şaşırtmayan ama Mona için vurucu bir sonla bitiyor film izlemeye değer..


4. Ne Dinledim/Dinliyorum?

Yaz ya bu oynak eğlenceli ne varsa dinliyorum.. :) Favorim bu:)

5. Gezme/ Tozma?

Ada, festival, sitenin havuzu, alışveriş merkezleri:) 

6. En çok ne yedim?

Sabah kalkınca atıştırıyorum.. Öğleyin peynirle yiyorum.. Sonra bütün akşam aklıma geldikçe devam ediyorum.. 


7. En çok ne içtim?

Bu sıcakta sadece buuzz gibi.. 



8. Sıkıntı?

Yok, olmasın da sıkıntı.. Ülkenin halini hiç saymayalım.. Konuş konuş bitmez çünkü.. Bir tek Yılmaz Özdil yazılarının facebook'ta paylaşılmasına dayanamıyorum, ona da yapacak bir şey yok!

9. Mutluluk?

O en çok.. Evde keyif yapmak, havuzda serinlemek, iyi bir kitap okumak hep rahatlatıcı..

10. Alışveriş?

Off hiç durmam..

Kitaplar.. Diğerlerinden fırsat bulur bulmaz okunacaklar..




Çantalar.. İndirim var ya kaptım ikisini de.. İlki C&A ikincisi Bershka.. İkisi de 20'şer TL.



Beylikdüzü pazarında yeni bir takıcı buldum.. Her parçayı 1 tl'ye satıyor.. Zaten kendi yapıyor.. Aşağıdaki kolyeler, küpeler ve yüzük oradan.. Ama her gittiğinizde farklı şeyler buluyorsunuz..




Ayakkabılara da dayanamıyorum.. Beyazlar H&M ama telef ettim bile.. Bu tarz bir terlik istiyordum ne zamandır.. Koton'dan aldım..


Ekoseli pijama altı takıntım var benim.. 
Bunların dışında yine ne zamandır bir kot gömlek sahibi olmak istiyordum buldum sonunda.. Bir de yüksek belli ispanyol paça bir kot aldım.. Mango'da 5 TL idi.. Bu kadar ucuz olmasa almak aklıma gelmezdi belki ama iyi ki almışım:)

30 Haziran 2011 Perşembe

Antepliyk 5..

Son gün  erkenden uyanıp hızla kahvaltımızı ettik.. Yine bakırcılar çarşısının yolunu tuttuk.. İmam Çağdaş'ta baklava yemeliydik elbet gelmişken:)) Allahım her yer fıstık.. Tabağın altına üstüne her yerine fıstık serpiyorlar.. Baklavaların kendini söylemiyorum bile.. Fıstık taşıyor resmen.. Böyle baklavayı başka hiçbir yerde yiyemezsiniz.. A Karaköy'deki Güllüoğlu da iyi diyor.. Bir gün deneyeceğim.. Cidden Antep'te ki kadar iyiyse haber veririm:)) 

 Bu ne?? İmam Çağdaş'tan manzaramız:))

Neyse efendim baklava alışverişimizi yapınca.. Aslında peynir almak için kalenin oralara gidecektik ki yolumuz baın nerelere düştü:))


Bir dükkana girdik ki offf. Kutu tutkumdan mutlaka bahsetmişimdir.. Bu yukarıda gördükleriniz renkli sedefmiş.. Çok güzeller değil mi? Paracıklarım suyunu çekmişti alamadım.. Ama aklımdalar, benim olacaklar..


Hemen bize zahter ikram ettiler.. Zaten nereye gitsek ikram edelim noluur diye çırpınıyorlardı, burada içmek varmış.. Zahter nedir? Kekik çayıdır efendim.. Çok da lezzetliymiş.. Tam benlik:)))



Elim boş çıkar mıyım? Üzerinde fil olan bu kutucuğu aldım:)

Bu cennetten kendimizi kurtarınca kalenin orada soluğu aldık.. Antep peyniri almak amacımızdı.. 2 dünya tatlısı amcadan alışverişimizi yaptık.. Ben üstüne 2 kilo çağla, 1 demet nane aldım :o Taşıdım onları İstanbul'a evet:))


Son saatlerimizi öğretmenevinin bahçesinde çay içip çağla yiyerek geçirdik.. Sonra tekrar Aşina'ya gidip karnımızı doyurduk.. 


İşte Aşina...

Son olarak 1'er kilo kahke aldık.. Kahke Antep işi kurabiye diyebiliriz.. Çok lezzetli ve tazeler.. 


Ve üzgün üzgün döndük.. Antep'e acaba nasıl olur diye düşünmeden gidin.. Gezecek görecek yer çok.. Yiyecek içecek de bol.. Caddeler ferah, temiz.. İnsanlar güleryüzlü, yardımsever.. Erkekleri sizi asla rahatsız etmiyorlar, o çirkin bakışlar yok..


İstanbul'da niye tramvay yolları böyle değil.. Öyle değiştirmiş ki şehrin havasını tramvay yolundaki bu çim halılar.. Çok özendim..


Son olarak size Antep'in bir caddesini gösteriyorum:))