Kitap Tırtılı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Tırtılı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2014 Salı

Ocak

Ocak ayına okuma açısından fena bir giriş yapmadım sanıyorum.. Toplamda 14 kitap okumuşum...


1. Leigh Bardugo - Gölge ve Kemik

Yazarın ve serinin ilk kitabı. Bazı yerlerind sıkıldım kimi yeri fazla klişe geldi belki "aman çok canım sıkılıyor, içimden de bir iş gelmiyor" dedirten akşamlara ilaç.. Otur, bir kaç saatte bitir. Kafan yorulmasın, keyifli vakit geçirmiş ol.


2. Tess Gerritsen -Hasat

Bu senenin ilk Tess kitabı. Tess Gerritsen benim geçen sene müptelası olduğum bir yazar. Tam olarak tıbbi gerilim yazıyor. Ben ise kesmeli, kovalamacalı, gizemli olaylara bayıldığımdan olsa gerek kendimi kaybedene kadar okuyorum. Sonra gelsin kafa kesmeli, mezarlıklı, adam gömmeli rüyalar!!!! Rüyalar bir yana bu tarzı sevenlere, polisiyenin yanı sıra tıbba/otopsiye vs ilgi duyanlara hararetle tavsiye ediyorum. Ek olarak da Rizzoli & Isles izleyin diyorum. Rizzoli & Isles serisinin okumadığım (Türkçe'ye çevrilenler arasında) son bir kitabı kaldı. Kötü günlere saklıyorum:) Diziyi izlemeye ise yeni başladım. Beklentimi karşılayacak mı bilemiyorum ama Rizzoli ve Isles'ın aşkına değer diyorum.


3. Hüsnü Arkan- Mino'nun Siyah Gülü

Kütüphaneye vermem gereken günden bir gün önce okumaya başladım ve aynı akşam bitti. Kabul çok uzun bir kitap değil ama bir başlayınca öyle kaptırıyor ki insan kendini bitene kadar başka bir şeyle ilgilenemedim.
Aslında bir dönem kitabı ama çok da bilgi veren bir kitap değil. Daha çok olayların insanların hayatlarını nasıl etkilediği ile ilgili bir kitap diyelim. Ama benim için en en en vurucu olan Münevver karakteri oldu. Hayatımda tanıdığım en güçlü, en bağımsız, en hayatını seven kadın Münevver. Gerçek bir kişi olmasa da bir yerlerde bu kadınların var olduğuna ve bir gün elbet onlardan biri olacağıma inanıyorum. İnanmak istiyorum.


4. Zadie Smith- Güzelliğe Dair.

Okuduğum ilk Zadie Smith kitabı. Neymiş kolay okunuyormuş. Daha dha neymiş gündelik olayları, kişileri güzel betimliyormuş. Akıcı bir dili var gibi gibiymiş. Konu kimi gereksiz uzamış. Tuhaf bir biçimde tatmin edici bir sona sahip. Peki güzelliğe dair mi? o kısım maalesef arada kaynamış. Bazı bazı karşımıza çıkıyor ve bu da yetmiyor.


5. Ahmet Ümit- Şeytan Ayrıntıda Gizlidir 

Kısa polisiye öyküler. İçlerinden en fazla 2 tanesi ilgimi çekti. Diğerleri son derece sıradan. Sıkıla sıkıla bitirdim. Bir Ahmet Ümit kitabı daha bitsin diye okumuş oldum.


6. Theseus - Andre Gide

Yunan mitolojisi esinlenmeleri. Okuması eğlenceli. Yer yer güldürmeli. Ve şu adreste çok güzel bir incelemesi de var. 


7. Markus Zusak - Hiç 

İlk Markus Zusak kitabım. Kimdir, nasıl yazar hiç bilmeden kütüphaneden aldığım bir kitaptı. 2 günde bitti. Amaaaaa o kadar sıradan ki. Zaten önümüze milyonlarca kez konulmuş "hepimiz özeliz ve dünyayı değiştirme yetisine sahibiz" mesajını temcit pilavı misali tekrar dayıyor. En azından sonu bu denli klişe olmasaydı dedirtti. Ama yok o da yok. Sadece kolay okunuyor o kadar. Bu kitaplardan bolca okuduk ve doyduk sanıyorum. Ama bu diğer kitabını okumama engel olmayacaktır.


8. AHAHAHAHAHAHAH

Kitabın ismi "ahahahahahaha" da olabilirmiş. Kitaptan saymayalım. İllüstrasyonlarla bezeli kısacık öyküler. O bile değil belki. Okuma süresi 15 dakika. Her bir illüstrasyonu derin derin inceleme bütün gün:))


9. Nicholas Seare- Kaba Saba Masallar

Masal iyidir dedirten Trevanian kitabı. Bol gülmeli, çok tavsiye edilen..


10. Nicholas Seare 1339 ya da öyle bir yıl.

Evet evet okuyun okuyun..


11. Richard Bach_ Hipnozcu. 

Okurken neredeyse fenalık geçiriyordum. Başta çok heyecanlı acayip gizemli dediğim kitap sayfalar sonra sıradan bir kişisel gelişim kitabına dönüşüverdi. Gerek var mı? Bence yok.

12. Ekin Atalar Selindrella

Uzun zamandır bir kitabı okurken böyle gülmemiştim. Biz de bu tarz yazan başka kimse var mı bilmiyorum ama Ekin Atalar 10 numara. Türk Chic-lit i okumak, kafayı dağıtmak, toplu taşıma araçlarında okurken kıkırdayarak ele güne rezil olmak isteyenlerin başucu kitabı olabilir. Hatta olsun. Okuyalım okutalım diyorum ben.

13. Lauren Weisberger- Şaytan Marka Giyer

Filmini izlemiştim. Kitabı da okudum tam oldu? Olmadı. Filmle pek alakası yok. Üstelik çok çok sürükleyici değil. Kafayı dağıtmak hızlıca okuyup eğlenmek için okumuyorsam ne için okuyorum ben bu chic-lit leri pardon. Yine de filmden daha tatmin edici bir son. En azından benim için. 

14. Rita Falk- Kış Patatesi Köftesi

Alman polisiyesi ama gülmeli eğlenmeli. Sıkılmadan eğlenerek okunacak kolay bir kitap. 

İşte ocak ayı böyle geçti.. Bu arada kimi fotoğraflarda gördüğünüz üzere Sek'in  çikolata aromalı sütlerine sardım. Üçünü de denedim. Portakallı çok çok kötü bana kalırsa. Ama kahve aromalı olan fena değil. Vanilya desek yine eh işte. Sonuç olarak bir nesquik değiller canım.. 

15. Mary Shelley- Frankenstein

Şimdi ne desem. Konu harika, sonu müthiş, okuması kendi tarzında tatmin edici. Ama o bizim bildiğimiz frankenstein değil. Keşke frankie kendine bir köpek alıp insanlardan uzak bir yerlere yerleşseymiş son derece mutlu bir hayatı olurmuş. Hiç gerek yokmuş o kadar cinayete, üzülmelere, dertlenmelere. 

Hepinizi Öpüyorum.. Sevgiler..

24 Aralık 2012 Pazartesi

İstanbul Kitap Fuarı 2012

Bu sene kitap fuarına hafta içi bir günde giderek, haftasonu'nun korkunç kalabalığından kendimi kurtarmış olsam da hafta içi gelen ilkokul bebelerinden dehşete düştüm. Her yerden çıkıyorlar, yerlerde oturuyorlar (her an birinin üstüne basabilirsiniz), sürekli ve çığlık çığlığa konuşuyorlar ve en kötüsü birbirlerine son derece yüksek sesle çemkiriyorlar (PARDON DEDİK YA!!!, İNSAN GİBİ SÖYLESEN ÇEKİLİRİM HERHALDE KİBAR OLMAYI ÖĞRENSENEEEE!! gibi..). Ödüm koptu. Yollarına çıkmamak için elimizden geleni yaptık. İnsanlar ne yetiştiriyorlar pek farkında değiller sanki. Kimseyi böylesine cahil olduğum bir konuda eleştirmek istemiyorum ama bilemiyorum da, sanki bir yerlerde bir hata var.

Fuar alanına girer girmez dehşete düştüğümüzden önce hızlıca bir kaç büyük yayınevinden katalog alıp bir şeyler atıştırabileceğimiz bir yer arayışına başladık. Ama her yer çocuklar ve tahammülünü yitirmiş öğretmenlerce işgal edilmişti. Hepsini geçip sanat fuarının olduğu alana geldik veee ohhh!! işte huzur. Tamamen çocuklardan ve hatta neredeyse insandan arındırılmış bir ortm. Gerçekten içimizdeki sanat aşkı beni çok mutlu ediyor. Kafa dinlemek mi istiyorsunuz hemen bir sergi alanına koşun, sessizlik ıssızlık orada!!

Neyse efendim  bir şeyler atıştırdıktan sonra kataloglarımızı ve listelerimizi önümüze çekiğ neler alacağımızın kararını verdik ve hızlıca fuar alanına döndük. Yaklaşık 1saat 40 dakika gibi bir sürede alışverişimizi tamamlamıştık..

İşte benim aldıklarım:







İndirimler yetersiz. Herhangi bir online satış sitesinden de aynı indirimlerle kitaplarınızı alabilirsiniz. Üstelik evinize kadar gelir. Hem taksit imkanı vs de var daha ne olsun. Amaaaa bunca kitabı bir arada görmek, hepsine dokunmak, içlerinden bir iki cümle okumak, bir kitaba aniden vurulup almak bunları internet sağlayamıyor maalesef. Ve ben hala kitap alışverişini dokunarak görerek okuyarak yapmayı seven biriyim. Bu nedenle benim için  kitap fuarları, sahaf festivalleri hep kaçırılmayacak fırsatlar olacak sanıyorum..

9 Eylül 2012 Pazar

Gıcırlar..



Bu yaz aldığım 1. el kitaplar da bunlar işte. 

Sol baştan 1,2 ve 3 Kristin Hannah. Kış Bahçesi kitabını kütüphaneden alıp okumuştum. Okuması kolay, zevkli. Konusu ilginçti. Amaaa bir kitap bu kadar mı iç karartır arkadaş. Kızarmış ve pörtlemiş gözlerle kitap okumak zor. Diğer kitapları da böyleymiş bu kadının. Neden aldın o zaman dediğinizi duyar gibi oluyorum. Almayacaktım ama kütüphanelerde bulamadım kitaplarını. Bir yazara başladım mı diğer kitaplarını da mutlaka okumalıyım hastalığına yakalandığımdan mecbur aldım:)

4. Araf.. Sofi Oksanen. Öyle methini çok duyup da bir anlık bir kararla aldım. Hakkında pek bir fikrim de yok. 

5. Otostopçu'nun Galaksi Rehberi doğumgünü hediyesi (bir doğumgünü postu yapmalı sanırım. Gerçi neredeyse yenisi geliyor ya olsun). Kitabı daha önce kütüphaneden alıp 1500 kere falan okumuştum. Sürekli açıp içinden bölümler okumak hoşuma gidiyor. Hababam Sınıfı gibi bir kitap benim için.

6 ve 7. Grimm Masalları 1. ve 2. ciltler. Bunlar orijinal Grimm Masalları. Yani öyle lay lay lom sonları yok. Çok da korkunç değil ama rahatsız ediciler. Öyle çocuklara anlatılacak masallar değil kısacası. 

8. 1Q84 tabii ki. Henüz okumaya başlayamadım elimde 1283465 tane okunması gereken kitap olduğundan. Hakkında çok bir şey söylemeye gerek yok. Bu arada belki duymayanlar vardır. Haruki Murakami bu sene Edebiyat Nobeli'nin en güçlü adayı. Gerçi ben bundaaan çok çok uzun zaman önce var olan ne kadar nobel varsa hepsini kendisine vermiştim ama olsun. Pamuğumdan sonra Harukim canımın içi de nobel alırsa kendim almış kadar mutlu olacağım..


Bu arada bu kitaplar aman kitap almamalıyım elimde çok okunacak kitap var derken alındı. Kimbilir kaç kez çeşitli kitap siteleri açılıp sepetler doldurulup boşaltıldı. Bu kadar tutabilmişim kendimi napalım..

2 Eylül 2012 Pazar

Özürlü Post!!


İzmit Kitap fuarına gitmiştim ya ben hani.. Tam şurada anlatmıştım.. (yıllar önceymiş gibi geldi:).. İşte benim mail kutuma bir mail düşmüş meğer aylar önce.. Bu kitaplar neler neler diye.. Ve ben o maili görmemişim. Mail kutumu temizlerken gördüm. Çok mahcup oldum.. Özür dileyerek hemen kitapları yazıyorum. 


Sol baştan gidelim..

1. Marian Keyes / Yorgan Altında
2. Jane Green / Kitapkurdu Sevgilim
3. Agatha Christie / Bilinmeyen Hedef
4. Helen Fielding / Bridget Jones'un Günlüğü 2
5. Melissa Nathan / Aşık ve Gururlu
6. Zadie Smith / İnci Gibi Dişler
7. Michael Crischton / Uçuş 545

Evet görüldüğü üzere genelde chick-lit kitaplar almışım. Sadece Zaie Smith'in kitabı yeni. Kalanı hep 2. el. Neden bu chick-lit düşkünlüğü? Çünkü ben hiç okumazdım ve hiç bu tarz kitabım yoktu. Bu eksiğimi kapatıyorum diyebiliriz. İyi olan her şeyi okuduğum için bence sorun yok. Önyargılı olmamak lazım değil mi?


14 Haziran 2012 Perşembe

Biri Kitap Fuarı mı dedi?

Kitap Fuarı nerede olsa bulurum. Bir önceki postumda bahsetmiştim ya her ay İzmit'e kütüphaneye gidiyorum diye gidişlerimden birinde kitap fuarına denk geldim:))

İzmit kitap fuarının en güzel yanı sahaflara ayrılmış bir salonun bulunmasıydı. İstanbul'un bütün sahafları oradaydı.. Ve kitapalrı İstanbul'da sattıklarından çok daha ucuza satıyorlardı. Ben ne kadar alamam zaten okunacak kitabım dolu demiş olsam da dayanamadım işte.



Bir de kırtasiyeye uğradık. Hayır hepsine ihtiyacım vardı. Yine yine..


6 Mayıs 2012 Pazar

Nisan Ayı Kitapları

Evet hala aynı hızla okumaya devam ediyorum. yazın biraz yavaşlarım diye düşünüyorum aslında. Malum havalar güzelleştikçe insanın evde oturası olmuyor pek:)

Neyse. Nisan'da 4 kitap bitirmişim.

Üçlemenin son kitabı. 1 hafta sürmedi bitmesi. Ve devamının olmadığını bilmek acı veriyor. Gerçekten!! Lisbeth seni çok özliycem..


Stieg Larsson, Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Pegasus Yayınları, 799 sf.


Filmini izlemişim neden kitabını okumuyorum ki!.. Filminden daha eğlenceli olduğu kesin. Ama filmi izledikten sonra Bridget hep şişko, paytak yürüyüşlü bir Renee Zelweger olarak kalıyor akılda. 


Helen Fielding, Bridget Jones'un Günlüğü, Gendaş Kültür, 311 sf.

Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı okuduktan sonra Charlie'nin Büyük Cam Asansörü'nü okumasam olmazdı. Elimde yeni bir Roald Dahl kitabı var. Sanırım tüm kitaplarını okuyacağım, bağımlısı oldum. 



Roald Dahl, Charlie'nin Büyük Cam Asansörü, Can Çocuk, 191 sf.

Paulo Coelho kitaplarını pek sevmiyorum ben. Yine de zamanında okuduğum 1-2 kitabı hatırına tüm kitaplarını okumaya karar verdim. İçim sıkıla sıkıla da olsa okudum işte. Kişisel gelişim kitaplarını sevenler için ideal sanırım. Benim için değil.


Paulo Coelho, Elif, Can Yayınları, 247 sf.


Bu ay bir çik-lit, bir çocuk kitabıi bir best-seller, bir de herhangi bir kategoriye bir türlü koyamadığım bir kitap okumuşum.

Nisan ayı için 4 kitap az gelebilir. Ama başlayıp sonuna yaklaştığım 3 kitap vardı. Ve onlar da bu ayın hemen başında bitti. Ama Mayıs kitabı oldular elbet:)

Sonuç olarak nisan sonu toplam kitap sayısı 20. Okunan sayfa 6334:))

9 Nisan 2012 Pazartesi

Ben Geçen Ay (yüzsüzlüğün bu kadarı:)

Ben geçen hafta postları bir anda ben geçen ay postuna dönüşüverdi. Kalıcı olmasını düşündüğüm bir şey değil ama üzerimde mart soğukluğu varken ne yazayım ben, yazamam:))


Geçen ay ben

Ne Okudum?

7 kitap okumuşum. :)) Bir önceki posttan biliyorsunuz zaten:)


İnci Küpeli Kız. Filmini izlemediğim kitaplardan. Sırada filmi var yani. Ben kitabı sevdim. Bilge Kültür Sanat'tan çıkmış kitap. 


Harry Potter serisini okumaya ve ardından filmlerini izlemeye karar verdim. He gülün bana bu zamana kadar aklın neredeydi diye. Bilmiyorum açıkçası. Zamanı şimdi gelmiş. Ama ben kitaba bayıldım. Neden bu kadar hayranı var onu da anladım:)


Bu neyin nesi hiç anlamadım:))) Kütüphanede buldum. çik-lit konusunda yeni sayılırım biliyorsunuz. Hemen aldım. Eee bir Sophie Kinsella kadar eğlenceli değil evet. Olsun.


İşte yine izlenecek filmlerden birinin kitabı. Hannibal Doğuyor. O kadar güzel ki konusu. Ve o kadar canlıydı ki olaylar gözümün önünde okurken. Benim kitabı okuyunca sempatim arttı. Filmi hayal kırıklığına uğratabilir.



Bir kaç yerde görmüş, okumayı kafama koymuştum. Kütüphanede bulunca aldım hemen. 3 bambaşka hayat, 3 bambaşka acı, dünyanın 3 bambaşka şehrinde ortak bir rahatlama, kendini kurtarma, tedavi etme, huzura kavuşma yolu. Sufle yapmaya, daha önemlisi yemek yapmaya heveslendiren bir yandan da ah benim hayatım dedirten bir kitap olmuş. Tavsiye edebilirim.


Aziz Nesin için söyleneccek bir şey yok. Her zaman okuması zevkli. Hikayeleri güncelliğini asla kaybetmiyor. 


 Ben Genç Werther'in Acıları'nı Bordo-Sİyah yayınlarından okumak durumunda kaldım. Kütüphanede vardı. Ama kendime Can Yayınlarından çıkan baskısını almayı düşünüyorum. Hayır Bordo-Siyah kötü değil. Hatta açıkçası çok iyi bir çeviri olmuş diye düşünüyorum. Ama yayınevi takıntım var. Can, İletişim, Ayrıntı, YKY, İş Kültür ardından İthaki, Doğan en sevdiklerim. Son 2 senedir bunlara Turkuvaz Kitap eklendi. Bordo-Siyah hala giremedi listeme. :/





2. Ne İzledim?

Hatırlamıyorum neredeyse. 

Kitabı okumadan filmi izlemiş oldum. Ben filmi beğendim sayılır. Çok ağır aksak ilerledi. Bir sahnede kesiyorsan kes şu dalı be kızım diye söylendim bile. 10 dakika dal mı kesilir filmde? Zaten böyle ütopik konuları seven benim için oldukça tatmin ediciydi film. Kitabı okuyanlar arasından hayal kırıklığı yaşayanlar var mı acaba? Ben şimdi kitabı almayı düşünüyorum.


izlebizle.net diye bir site bulmuştuk ya. Orada Audrey Hepburn filmleri buldum. Patlamış mısırımı çayımı alıp izliyorum. Mutlu akşamlar için.


Hugo... 10 kere 20 kere 40 kere izleyebilirim:)))


Ben şimdi bu Marilyn filmini de beğenemedim. Nedenini yazmaya başlasam 2 tam sayfa anlatırım. En önemlisi çizdiği Marilyn portresi yüzünden sevmedim filmi. Bu kadar hastalıklı olmamalıydı vs vs.


The Help. Gayet klişe bir film. Her zaman tutar. Her zaman etkiler de. Mutlu son sayılabilecek bir sonunun olması güzel kısmı. Genelde bu tarz filmlerin sonunda salya sümük ağlarım çünkü. 


The Artist. Uzun bir film olsa usandırırdı. Ama gayet tadında, güzel, etkileyeci bir film olmuş. 

Bizim Demet Akalın beğenmeyip parasını geri istemişti değil mi? Sonrasında da bir dolu kişi Demet Akalın'a verdi veriştirdi. Evet Demet Akalın en güzide kıro kadın şarkıcılarımızdan biri. Ama herkesin güzel dediğine güzel demek, beğenmek zorunda değil. Belki tavrı daha sakin, daha terbiyeli olabilirdi. Ama "beğenmedi, zaten ne anlar salak" tarzı yaklaşımlarla ondan ne farkınız kalıyor acaba? Sosyal mesajımı da vereyim ben:))



3. Dilime Dolanan

Multitap'tan benim haberim yoktu. Yine çok gerilerde kalmışım:)) Bir sabah serviste dinledim. Allahım nasıl baharlık, nasıl eğlenceli:))


Haaa bir de bunu tabii.. Klibi, şarkının kendisi. Ooooo oooo

4. Nereye?

Evimden dışarı çıkmıyorum:) Yani arada çıkmaların dışında genelde evdeyim. Özel bir nedeni yok. İhtiyacım olan bu. Fırtına öncesi sessizlik..

5. Ne Yemeli?


Ahaha. Mercimek salatası. Şu ara yeşillikler çıkmaya başladı. Kuzu kulağı alın mutlaka mesela. Çıtır çıtırlar. 

Bunca yeşillik varken ortalıkta hem sağlıklı, hem protein değeri yüksek bir öğün için mercimek salatası harika bir seçim.

Yapması da çok kolay. mercimeği haşlıyor, suyunu süzüyorsunuz. Elinize geçen bütün yeşillikleri doğruyorsunuz. Karbonhidrat da olsun içinde derseniz kuskusu da haşlayıp koyabilirsiniz içine. Hepsini mercimekle karıştırıp üzerine zeytinyağı bol limon ve biraz nar ekşisi, tuz ve benim önerim kuru nane koyuyorsunuz. Tıka basa yiyorsunuz. 

6. Mutluluk Veren?

Güneş ve Tarçın. Yeni kesilmiş çimlerin kokusu. Taze kahve kokusu. Baharın kokusu. Sevgili. Güzel şarkılar. Algida Fruttare. Kitaplar. Uyku. Alışveriş fikirleri. Yapılacak yeniliklerin planlanması. Değişim. 




7. Sıkıntı Veren?

Şu ara canımı çok sıkan bir şey var. Uzun uzun anlatıp sıkmak istemem sizi. Ben farkına varmadım ama 2 haftadır çok melankolikmişim. Bu tamamen kariyerle ilgisi olan konu son dönemde beni çok sıktı. Sonunda ben de o nefret ettiğim şikayet etmekten başka bir şey yapmayan kişilere dönüştüm. Haftasonu silkelendim. Evet elimden gelecek fazla bir şey yok. Ama hiçbir şey yapamayacak durumda da değilim. Herkesin hayatının gidişatının kendi elinde olduğuna inanıyorum. Evet şartlar bazen sizi olmadık durumlara sürüklüyor ama o durumu kabullenmekte, değiştirmekte sizin elinizde. Öyleyse ben neden duruyorum? Bu tembellik, atıllık niye? Neden zaman harcıyorum? Bu hayatı revize etme zamanı gelmiş. Hemen çalışmalara başlamalı.

8. Alışveriş?

İçimde kanayan bir yaradır alışveriş. Daha önce bahsettim ya alışveriş yapmıyorum ben. Ben?! Aaahh. Bir çöp bile almadım kendime. Tarçına aldıklarım sayılmaz. Çocuğun ihtiyaçları var. Ama ya o mint yeşili puantiyeli kot, peki ya o çiçekli pantolon, asimetrik etek, sırtı açık elbise, hardal sarısı çanta, o bikiniler, takılar, tokalar, ayakkabılar.. Patlamaya hazır bomba gibiyim. Ve amacım haziran ortasına kadar alışveriş yapmamak. Sanırım mayıs ortasında dayanamayacak duruma gelir bir şeyler alırım. Her gün pinterest'de çantalar, elbiseler paylaşıyorum. Kendimi böyle oyalamaya çalışıyorum. Sabır dileyin bana:)

NOT: Beni Pinterest'ten takip etmek isterseniz tıklayınız:)))

7 Nisan 2012 Cumartesi

Bir Senede Kaç Kitap Okunur?

Bir kaç blogda gördüğüm bir meydan okuma vardı. 2012 bitene kadar 50 kitap okunsun diye. En son lisedeyken yaz tatiline kadar 52 kitap okumuştum. Hazırlıktaydım, yoğun değildim kolay olmuştu. Hatta Türkçe öğretmenimiz notumu yükseltmişti okuduğum kitaplar yüzünden.


O günden bu güne ne kadar çok okuyor olsam da saymadım hiç. Ama 50'yi de bulamamışımdır diye düşünüyorum. Bir heves ben de başladım. İlk 3 ayda toplam 16 kitap okudum. Ki bu da toplam 4786 sayfa ediyor.


İşte ay ay okuduğum kitaplar.


OCAK








ŞUBAT







MART












Hepsi ağır edebi kitaplar değil elbet. Öyle bir iddiam da yok. Dostoyevskilerler, Tolstoylarla 50 kitabı bulamam:))) Ama çok güzel kitaplar okudum şimdiye kadar. Arada çok kötü bulduklarım da oldu. Önemli değil. Önemli olan okumaya devam:)) 


Bu arada etrafımda arkadaşlarım da deniyorlar. 50'yi bulamasak da sorun değil. Dedim ya önemli olan okumak.