Aman efendim ben pek uzak kaldım buralardan.. Bayram biteli bir hafta oldu ben yokum ortalıkta.. Neden?? Hasta oldum ben önce.. İnatla okula gittim ama.. Akşamları erkenden uykuya:)) Derken temizlik diye tutturdum.. Sonuç: en temizinden bir ev ve mutfak, en yorgunundan bir adet tırtıl:))
Neyse geç oldu belki ama bayramda neler yaptım ben? Sabahlara kadar film, dizi izledim; bol bol okudum; annem ve arkadaşıyla çarşı pazar dolaştık; ailemle New York'ta Beş Minare filmine, sevgili A ile ise Testere 3D'ye gittik.. Eh hepsi hakkında bol bol okumuşsunuzdur eminim.. Hatta gidip görmeyeniniz kalmamıştır ama ben de izlenimlerimi paylaşmak istedim.. (Beni bilen bilir; anlatırım kimse tutamaz:)
Testere ile başlayalım.. Bu filme gitmeyi ben istedim.. Hiçbir "Testere" filmini sinemada izlemedim ve izlemeye heveslenmedim.. Bana gereksiz gelmekteydi.. Bu sonuncusunun cezbeden tarafı 3 boyutlu olmasıydı elbette.. Herhalde bir yenilik getirmek istemişler, çünkü artık o kadar sıradanlaştı ki bu seri.. Ama işe yaramamış.. Ha 3D izlemişsiniz ha evinizde, fark yaratmayacaktır.. Üstelik sanırım serinin en kanlı filmi.. Herşeyi gözümü kırpmadan izleyebileceğimi sanan ben dahi bir iki sahnede gözlerimi kaçırdım (Gerçekten gözlerle ilgili bir şey olmadıkça izleyebilirim.. Öyle deşilen barsaklar vs beni etkilemez.. Bu filmde gözleri oyulan kadına bakamadım elbet).. Ve evet yine aynı felsefeyi ısıtarak önümüze koyuyorlar.. Ancak yenecek tarafı kalmamış.. Bu kadar uzayınca sıradanlaştığı kanısındayım.. "Eeee yani?" dedirtiyor.. Peki ya "hadi canımm" dedirten sonlar.. O da yok bana kalırsa.. "İzleyiciyi öyle bir şaşırtalım ki küçük dillerini yutsunlar" diye öyle kastılar ki artık buna yuh demek geliyor içimizden.. Kısacası ne 3D ne de daha fazla vahşet kurtaramamış filmi.. İyi ki "Final Chapter"mış.. Keşke çok daha önce getirselerdi sonunu da izlediğimiz en enteresan korku/dehşet filmi olarak kalsaydı..
Peki ya Mahsun Kırmızıgül? Mahsun Kırmızıgül benim dinlediğim ya da dinleyebileceğim birisi diildi şarkıcı iken.. Ama izlediğim ve izlemekten zevk aldığım filmleri yapan birine dönüştü.. Bu konuda profesyonel anlamda çok bilgili olmasam da iyi bir yönetmen olduğunu düşünüyorum.. New York'ta Beş Minare çok emek ve para harcanarak çekilmiş iyi bir film.. Ancak senaryosu için aynı şeyi söylemek malesef mümkün diil.. Mantık hatalarıyla dolu, anlatmaya çalıştığı konu yüzeysel kalmış, iyi işlenmemiş.. Keşke biraz daha özenilseymiş; çok çok daha güzel bir film olurmuş.. Nihayetinde zor bir konuya değindiğini belirtip konuyu Haluk Bilginer'in oyunculuğuna getirelim.. Yine harika, yine olağanüstü, yine büyüleyiciydi.. New York'ta Beş Minareyi izleyin.. Sinemada izleyin.. Türk Sineması'nın daha da iyiye gidebilmesi için..
Bu arada bayramda uzun zaman önce örmeye başladığım bir hırkayı bitirdim.. Bence çok güzel de oldu:)) Bugün yarın fotoğraflayıp sizlerle paylaşıcam.. İyi bir haftasonu geçirdiğinizi umuyorum..
Caterpillar's Life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Caterpillar's Life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Kasım 2010 Cumartesi
İki Film..
Etiketler:
Caterpillar's Life,
Caterpillar's movies,
Film Tırtılı,
Tırtılın Hayatı
23 Kasım 2010 Salı
Üstelik mimlendim:))
Sevgili Unicorn'um beni mimlemiş.. Pek hoşuma gitti.. Soruları çok sevdim..
1-en sevdiğiniz kelime: Ayakkabı:)) (gülmeyin çok güzel bir kelime bu.. ayağın kabı yani:)
2-nefret ettiğiniz kelime: Falan (hiç şüphesiz)
3-ne sizi heyecanlandırır: Yolculuk fikri, hafif esintili bahar havası
4-heyecanınızı ne öldürür: Hoşgörü eksikliği, anlayışsızlık, gereksiz atışmalar
5-en sevdiğiniz ses: Cama vuran yağmurun sesi
6-nefret ettiğiniz ses: Matkap sesi, korna sesi, inşaat sesi.. bu liste uzar gider..
7-hangi mesleği yapmak istemezsiniz: Çöpçü olmak istemezdim:)
8-hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz: Şarkı söyleyebiliyor olmak isterdim:) doğal diil ama zamanı durdurma gücüm olsun isterdim:)
9-kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Audrey Hepburn ya da Jane Birkin
10-nerede yaşamak isterdiniz: İtalya ya da Yunanistan
11-en önemli kusurunuz: Bazı şeylere, sözlere, davranışlara çok fazla takılıp "neden?" sorusuyla günler ve geceler geçirmek.
12-size en fazla keyif veren kötü huyunuz: Çok konuşmam ve tembelliğim..
13-kahramanınız kim?: Don Quijote:)) (aşığım kendisine.. Onu istisna kabul edersek Hercule Poirot ve Müfettiş Clouseau)
14-en çok kullandığını kötü kelime: Kötü diil ama sevmiyorum hiç: "YANİ" "İŞTE" (kullandıkça vurun beni:)
15- şu anki ruh haliniz: Sakin ve herşeyi yapabilecek güçte hissediyorum.. Umursamaz bir halim var..
16-hayat felsefenizi hangi slogan özetler: 1)Hayatım ve hayatıma olan sevgim adına yemin ederim ki hiçbir zaman bir başkası için yaşamıycam ve bir başkasından benim için yaşamasını istemiycem (Ayn Rand'ın Atlas Vazgeçti'sinden) 2) Life isn't about finding yourself, life is about creating yourself (George Bernard Shaw)
17-mutluluk rüyanız: Koskocaman bir kütüphanenin içinde yaşamak ve işimin sadece ordaki kitapları okumak olması:))
18-sizce mutsuzluğun tanımı: Etrafınızdaki kişilerin onlar gibi olmanız için uğraşması, sizi değiştirme çabaları, en doğruyu onların biliyor olması vs..
19- nasıl ölmek isterdiniz: Uykumda, çok okudum, çok gezdim ve çok mutlu oldum diyip uykuya daldıktan sonra..
20- öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini istersiniz: Nasıl, eğlenceliydi öyle diil mi?
1-en sevdiğiniz kelime: Ayakkabı:)) (gülmeyin çok güzel bir kelime bu.. ayağın kabı yani:)
2-nefret ettiğiniz kelime: Falan (hiç şüphesiz)
3-ne sizi heyecanlandırır: Yolculuk fikri, hafif esintili bahar havası
4-heyecanınızı ne öldürür: Hoşgörü eksikliği, anlayışsızlık, gereksiz atışmalar
5-en sevdiğiniz ses: Cama vuran yağmurun sesi
6-nefret ettiğiniz ses: Matkap sesi, korna sesi, inşaat sesi.. bu liste uzar gider..
7-hangi mesleği yapmak istemezsiniz: Çöpçü olmak istemezdim:)
8-hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz: Şarkı söyleyebiliyor olmak isterdim:) doğal diil ama zamanı durdurma gücüm olsun isterdim:)
9-kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Audrey Hepburn ya da Jane Birkin
10-nerede yaşamak isterdiniz: İtalya ya da Yunanistan
11-en önemli kusurunuz: Bazı şeylere, sözlere, davranışlara çok fazla takılıp "neden?" sorusuyla günler ve geceler geçirmek.
12-size en fazla keyif veren kötü huyunuz: Çok konuşmam ve tembelliğim..
13-kahramanınız kim?: Don Quijote:)) (aşığım kendisine.. Onu istisna kabul edersek Hercule Poirot ve Müfettiş Clouseau)
14-en çok kullandığını kötü kelime: Kötü diil ama sevmiyorum hiç: "YANİ" "İŞTE" (kullandıkça vurun beni:)
15- şu anki ruh haliniz: Sakin ve herşeyi yapabilecek güçte hissediyorum.. Umursamaz bir halim var..
16-hayat felsefenizi hangi slogan özetler: 1)Hayatım ve hayatıma olan sevgim adına yemin ederim ki hiçbir zaman bir başkası için yaşamıycam ve bir başkasından benim için yaşamasını istemiycem (Ayn Rand'ın Atlas Vazgeçti'sinden) 2) Life isn't about finding yourself, life is about creating yourself (George Bernard Shaw)
17-mutluluk rüyanız: Koskocaman bir kütüphanenin içinde yaşamak ve işimin sadece ordaki kitapları okumak olması:))
18-sizce mutsuzluğun tanımı: Etrafınızdaki kişilerin onlar gibi olmanız için uğraşması, sizi değiştirme çabaları, en doğruyu onların biliyor olması vs..
19- nasıl ölmek isterdiniz: Uykumda, çok okudum, çok gezdim ve çok mutlu oldum diyip uykuya daldıktan sonra..
20- öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini istersiniz: Nasıl, eğlenceliydi öyle diil mi?
Etiketler:
Caterpillar's Life,
Mini Mini Mimler,
Tırtılın Hayatı
15 Kasım 2010 Pazartesi
Hepimize İyi Bayramlar...:)
Son bir kaç gündür canım çok sıkkındı.. E hala öyle aslında, bir şey değişmedi.. Bu arada kendimizi bir arkadaşımla alışverişe adadık.. İyi mi yaptık kötü mü bilemiyorum.. Sanırım bizim cinsimizin olayı bu.. Can sıkıntısı mı hooop alışverişe.. Ay keyfim yerinde hadi hoop alışverişe.. Bir ileri versiyon saç kestirme, boyatma vs.. Demek ki bizim sıkıntılarımızın bedelini ya saçlarımız ödüyor ya cüzdanımız:) Neyse bu başka bir konu olarak şimdilik kapansın.. Çünkü gayet uzun bir tatil dönemine girmiş bulunuyoruz 2 gündür.. Ben de yeni yeni anlamaya başladım tatilde olduğumu.. Herhalde çoğunuz bu uzun tatili değerlendirip bir yerlere kaçtınız bile.. Kiminiz çalışıyor olabilir:( Ben ise anneme gidiyorum bugün.. Bize bayram ziyaretine gelen olmaz pek.. Biz de mezarlık ziyareti dışında pek çıkmayız dışarı.. Sakin geçer yani..
Yukarıda ki fotoğraf womenreading diye bir siteden.. Çok güzel bir okuyan kadınlar sitesi:) Fotoğraflar çok cezbedici.. Dolaşırken bu yukarıda ki Audrey Hepburn fotosunu buldum.. Kendimi ona çok yakın hissettim..Benim de sık sık yalnız kalma ihtiyacım oluyor.. Evet bu tatil için istediğim, bir kaç günü her şeyden uzak kendimle geçirebilmek.. Bu arada bolca okumak, film izlemek ve yenilenmek..
Bayram sonrası görüşmek üzere.. Hepinize mutluluk ve huzur dolu bir bayram diliyorum:))
Etiketler:
Caterpillar's Life,
Tırtılın Hayatı
4 Kasım 2010 Perşembe
Yorgunluk Sevilir:)
Yorulmayı sever misiniz sizde?? Ben seviyorum.. Ordan oraya koşturmayı, listeler, notlar içinde kaybolmayı, arada bir şeyleri unutmayı, son anda hatırlayıp güç bela yetiştirmeyi, hatta yoğunluktan faturaları ödeyememeyi, dvd'nin iade tarihini geçirmeyi seviyorum..
Bugün öyle günlerden biriydi.. Nerdeyse hiç oturmadan geçen bir gün.. Bu gün tarihe geçsin; biz metagenomik çalışmalarına başladık:)) Saat 17:10 civarında kültürlerimizi 30 dereceye koyduk:)) Hafta sonu çalışmaya devam edicez.. Bizim için çok önemli bir gündü..
Bu akşam karşıya geçicektim sevgili A ile buluşacaktık.. Yoğunluktan olmadı.. Ben de kuaföre gittim.. Böyle günlerde şımarmak lazım.. Kuaförde ki o ciddi kız bile bugün bambaşkaydı.. Kocasını anlattı komik komik.. Temizlikten bahsetti.. Yoğunluğundan.. Ama mutluydu o da.. Çünkü hayatı anlamlıydı, doluydu.. Bir işi vardı.. Eve dönünce uğraşması gereken şeyler.. Yönetmesi gereken bir hayat..
Ya buna sahip değilseniz.. Her gün birbirinin aynıysa... Her gün kendinize sözler verip tutamıyorsanız.. Yeni bir dil öğrenicem, spor yapıcam, yeni bir hobim olacak vs.. Öğlene kadar uyuyor, sabaha kadar oturuyorsanız.. Haftaiçi ya da haftasonu bir fark yaratmıyorsa..Yapacak bir şeyiniz yoksa.. Her günü bezdirici bir aymazlık içinde geçiriyorsanız.. Hayat geçip gidiyor ve siz bir yerinden onu tutamıyorsanız.. Sabah uyanmanız için bile bir neden yoksa.. Onca gün çalışıp ilk boş gününüzde saatlerce uyumanın tadını unuttuysanız.. Bir arkadaşınızla bir yerlerde oturmak öylesine bir olaysa.. Akşam ayaklarınızı uzatıp güzel bir kitap okumak bulunmaz bir nimet gibi gelmiyorsa.. Her şey sıradansa.. Ya da hep erteliyorsanız bir şeyleri.. "Şu" da olsun mutlu olucam, hayatımı "şu"ndan sonra düzene sokucam.. Ve "şu" denen şey gerçekleşmiyorsa bir türlü.. Günler öyle geçip giderken siz hala "şu"nun peşindeyseniz belki de boş yere..
Ne kadar şanslı olduğumu anlayınca içimi bir sıkıntı kapladı.. Ne çelişki ama!! Eve döndüm.. Canım bir şey yapmak istemedi.. Öylesine atıştırdım.. Sıkıntımı gidermem gerekiyordu.. Neyse ki haftasonu alınan A'nın hediyeleri vardı:))
Okumak beni daima sakinleştirir.. Bunalımlı dönemlerimi böyle atlatırım.. Çay yapar (Siyah çay, adaçayı, ıhlamur) Agatha Christie, Sherlock Holmes okurum..
Porsuk Ağacı Cinayeti bitti:) Şarkı listemde hep aynı şarkı döndü.. Çaylar içildi.. Çoook uykum geldi.. Yorgunluk iyice çöktü.. Hayatı ertelemediğime sevindim.. Her şey yoluna girerdi.. Ama geçen bir tek anı geriye alamazdım.. Kendime hatırlattım.. Size de hatırlatayım istedim..
Yatağımı anca bulurum artık..Güzel bir sabaha uyanalım hepimiz.. Dün bir arkadaşımın dediği gibi gerçekleri az bir dünyaya uyanmanızı diliyorum ben de..
Etiketler:
Caterpillar's Life,
Kitap Tırtılı,
Tırtılın Hayatı
30 Ekim 2010 Cumartesi
Bizim Ufaklıklar:)
Etiketler:
Caterpillar's Life,
Elmayra Tırtıl,
Tırtılın Hayatı
28 Ekim 2010 Perşembe
Bugün...
Bu havaya uyacak sevdiğim bir iki şarkı da fonda olmalı mutlaka..
roads ve mad world
Huzurlu bir gün geçirelim hepimiz..
Etiketler:
Caterpillar's Life,
Caterpillar's Music,
Müzik Tırtılı,
Tırtılın Hayatı
26 Ekim 2010 Salı
Bit Pazarı:)
Geçen postumda söylediğim gibi, harika bir pazar günü bit pazarına gittik.. Ben yerini bile bilmiyordum, ama taa liseden sevgili arkadaşım "S" müdavimlerinden.. Biliyorum, fırsat buldukça gidiyor ve çanta topluyor.. Ben de sürekli dır dır ediyorum.. Beni de götür beni de diye.. O zaten gidiyor da ben erken uyanmayı başarıp ona katılamadım.. Bu defa öyle olmadı.. Saatler kuruldu.. Herkes alarma geçti.. Ve ben başardım:) Sabah 9 da Taksim'deydim:)
Aslında koştura koştura yetiştim ama olsun.. Yine de S benden sonra geldi.. Düşünün arada kahvaltı için simit bile aldım.. Neden bu kadar erken gidilmeli.. Çünkü öğlene kadar iyi parçalar satılıyor.. Özellikle antikacılar, ikinci el kıyafet vs satanlar resmen yağmalıyorlar pazarı.. Onlardan önce davranmalısınız..
Neyse koştura koştura indik Dolapdere'ye.. Bir anda kendimizi kaybettik.. Öyle çok şey var ki.. İlk seferde gözünüzden pek çok şey kaçabilir.. İkinci bir tur atmak lazım vakit varsa..
Malesef o günün fotoğrafları yok.. Bir sonraki sefere:) Ama aldıklarım burdalar..
Bu çantayı 2 liraya aldım.. Büyük gözüküyor olsa da içine pek bişi almıyor..
Şu aşağıda gördüğünüz şahane 10 lira.. 15 dendi kendisi için önce ama bit pazarında pazarlık şart.. Giderseniz ilk söyledikleri fiyata mırın kırın etmeniz bir zorunluluk:) Ne zamandır böyle bir sırt çantası istiyordum.. Harika oldu..
Yukardaki kemeri belki birgün kullanırım diye aldım.. 1 lira:)
Ben kutu delisiyim.. Bütün pazarda hep kutulara kaydı gözüm.. İki tane aldım.. Tanesi 2 liradan.. Henüz içlerine ne koyarım bilemiyorum..
Bir de gramofon beğendim.. 150 liraydı.. Onu da alacağım mutlaka.. S'nin aklı da 1946 yapımı bir dikiş makinasında kaldı.. 80 liraydı.. Çok orijinal bir şeydi.. Bunlar da artık bir sonraki gidişimize.. Vaktiniz olursa ve bir pazar sabahı erken kalkmayı göze alabilirseniz gidin gezin derim.. Bir şey almasanız da eğleneceğiniz kesin..
Bir kaç ufak tüyo.. Asla ilk söylenen fiyata aldanmayın.. Mutlaka ama mutlaka pazarlık edin.. Sadece "kaça verirsin?" demeniz bile yeterli.. 5 lira dedilerse 3'e indireceklerinden emin olun:)
İtiş kakışı göze alın.. Pazar geziyorsunuz sonuçta..
Bunlar gözünüzü korkutmasın.. Eğlenmenize bakın:))
Aslında koştura koştura yetiştim ama olsun.. Yine de S benden sonra geldi.. Düşünün arada kahvaltı için simit bile aldım.. Neden bu kadar erken gidilmeli.. Çünkü öğlene kadar iyi parçalar satılıyor.. Özellikle antikacılar, ikinci el kıyafet vs satanlar resmen yağmalıyorlar pazarı.. Onlardan önce davranmalısınız..
Neyse koştura koştura indik Dolapdere'ye.. Bir anda kendimizi kaybettik.. Öyle çok şey var ki.. İlk seferde gözünüzden pek çok şey kaçabilir.. İkinci bir tur atmak lazım vakit varsa..
Malesef o günün fotoğrafları yok.. Bir sonraki sefere:) Ama aldıklarım burdalar..
Bu çantayı 2 liraya aldım.. Büyük gözüküyor olsa da içine pek bişi almıyor..
Bir kaç ufak tüyo.. Asla ilk söylenen fiyata aldanmayın.. Mutlaka ama mutlaka pazarlık edin.. Sadece "kaça verirsin?" demeniz bile yeterli.. 5 lira dedilerse 3'e indireceklerinden emin olun:)
İtiş kakışı göze alın.. Pazar geziyorsunuz sonuçta..
Bunlar gözünüzü korkutmasın.. Eğlenmenize bakın:))
Etiketler:
Caterpillar's Life,
Tırtıl Alışverişte,
vintage
23 Ekim 2010 Cumartesi
Bugün yolculuk var:)
Yok öyle uzak bir yere gitmiyorum.. Anneme gidiyorum..
Hava da çok güzel.. Kaçırmamak lazım.. Yarın da böyle güzel olursa, belki bit pazarına gidicez:)))) Eski şeyleri seviyorum ben napiim:)))
Şarkı öyle çok eski diil.. Ama beni her daim mutlu eder melodisi:) Bu sabah da böyle mutluyum işte:))
Öpüyorum hepinizi :)
Etiketler:
Caterpillar's Life,
Gezenti Tırtıl,
Tırtılın Hayatı
19 Ekim 2010 Salı
Hard Day's Night..
Bugün yataktan öyle zor çıktım ki.. Düşünmeyi tatil sonrasına ertelediğim herşeyin zamanı geldi:( Biliyorsunuz ben doktora yapıyorum.. Çok da iyi gitmiyor şu ara.. Bir çıkmaza girdim sanırım.. Bu da canımı sıkıyor haliyle.. Okumam gereken makaleler var.. Ya da yok artık bilemiyorum.. Canım okumayı da istemiyor.. Deney yapmak istiyorum artık.. Ooof of!!
Aslında sabah bunlara rağmen güzel başladı.. Okulda yeni doğmuş yedi yavru var.. Sabah nerdeyse yarım saat onlarla oyalandık:)
Güzel bir kahvaltı yaptık.. Sonra ben Serda'nın fimo hamurlarına takıldım.. Yetenekli diilim ben, ama stres atmak için çok iyi bir yöntem.. Serda bu konuda çok çok iyi.. Şu aşağıda ki harikayı o yaptı.. Ben de bugün ona hamur yoğurdum.. Benden istediği yuvarlamaları falan yaptım:)
edip cansever
ps. Fotoğraflar deviantart.com'dan..
Aslında sabah bunlara rağmen güzel başladı.. Okulda yeni doğmuş yedi yavru var.. Sabah nerdeyse yarım saat onlarla oyalandık:)
Güzel bir kahvaltı yaptık.. Sonra ben Serda'nın fimo hamurlarına takıldım.. Yetenekli diilim ben, ama stres atmak için çok iyi bir yöntem.. Serda bu konuda çok çok iyi.. Şu aşağıda ki harikayı o yaptı.. Ben de bugün ona hamur yoğurdum.. Benden istediği yuvarlamaları falan yaptım:)
Bu gerçekten insanı rahatlatan bi iş.. Bir fincan kahve, güzel bir müzik:) (dinleyin mutlaka bayılacaksınız), ellerim sarı yeşil renklerde:))
Ama sonunda gerçekle yüzleştim tabi.. Benim bu sorunumu biraz tartıştık aramızda (kalabalık bir grubuz biz).. Denenecek şeyler var elbet biliyorum.. Ama şu anda deney yapamamak, belirsizlik canımı çok sıkıyor.. İstiyorum ki bir an önce deneyeyim, nolacak göreyim..
Öyle sıkkın eve geldim.. Evde hiçbir şey yok.. Canım alışverişe de gitmek istemiyor.. Dün yaptığım patatesli yumurtayı oturdum çatlayana kadar yedim.. Yeni çay bile demlemedim, dünkünü içtim.. Ütü yapmam gerekiyordu, zorla yaptım.. Üstelik en sevdiğim şallarımdan birinin mahvolduğunu gördüm.. İyice sıkıldım..
Sonra dedim böyle olmayacak.. Adaçayı yaptım kendime.. Çikolata da açtım.. Elbet çözülecek herşey dedim.. Baktım şalım da o kadar kötü durumda diil aslında.. Hem yarın en favori marketime gider evi otla doldururum:) Üstelik House'un yeni bölümü de akşama kadar internete düşmüş olur:) Yarın da biraz bakarım başka napabilirim diye.. Olmadı çeviri yaparım yanıma kar kalır.. Di mi yaa:)))
Bugün ofis arkadaşım şiir istemişti.. Edip Cansever'e bayılırmış.. Benim de çok sevdiğim bir şiirini onun için buraya koyuyorum.. Nedensiz bir çocuk ağlaması bile çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.. Özlem sana diyorum:))))
Başlangıç
Bütün iyi kitaplarin sonunda
Bütün gündüzlerin,
Bütün gecelerin sonundaMeltemi senden esen soluğu sende olan
Yeni bir baslangıç vardır
Parmağını sürsen dünyaya,
Rengini anlarsın gözünle görsen elmayı,
Sesini duyarsın onu işitsen,
Yuvarlağı sende kalır
Her başlangıçta yeni bir anlam vardır.
Nedensiz bir çocuk ağlaması bile
Çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













