12 Nisan 2011 Salı

Bir Vespa Bir Vespa'ya..

Ah bu sabah yine en olmayacak hayallerle uyandım.. Bir "Vespa"m olaydı da olaydı diyerek.. Bir arabayı isteyebileceğimden çok daha fazla istiyorum bu güzelliği.. Fotoğraflarına bakıp bakıp bolca iç geçirdikten sonra siz de iç geçiresiniz istedim.. Acılar paylaşıldıkça azalır ama öyle değil mi???



 Rengini yediğimin vespası seni..


 Ahhh ahhh iki tane alabilsem biri de bu renk olur:))

Bakın doğumgünüme az kaldı sevgili ailem, arkadaşlarım:)))) Hayır duamı alırsınız bol bol, az şey mi? :)

Hadi hiç olmadı anahtarlıktı vs.'ydi ona da razıyım (YALAAANN!!)

7 Nisan 2011 Perşembe

Diyet Gurusu Tırtıl...

Havalar umutsuzluğa düşürse de biliyoruz ki yaz yaklaşmaktada, sinirler gerilmekte.. Bahar yorgunluğuymuş, uykulu hallermiş hep faso fiso.. Daha büyük sorunlarımız var ey nisa taifesi!! Bir kere her mağaza yeni sezon +    "festival" adı altında cebimizde ki son kuruşa kadar bizi soyma derdinde.. Olur da yanlışlıkla bir iki mağazaya girseniz bitti.. Üstelik "şimdiden indirim var, gerçek indirimlere bir şey kalmayacak" korkusu da yaratılmış.. Bu yeterince kötü değilmiş gibi yaz yaklaştıkça deniz, kum, güneş hayalleri akla girmeye başlıyor.. Sonra olur da tatile çıkarsam bu kiloları nerelere saklayacağım ben dertlenmeleri.. 

Ama durun!! Umutsuzluğa kapılmayın hemen.. Hepimizi kurtaracak bir çözümüm var:)) 

İlk adım hemen sokağa atın kendinizi ve kiradan, faturadan arta kalan paranızı giyime yatırın.. Ama aldığınız şeylerin kilolarınızı şak diye ortaya çıkarak tarzda olmasına hatta gerekirse 1 beden küçük olmasına özen gösterin.. Kredi kartı ekstrenizi anne babanızdan, sevgilinizden, arkadaşlarınızdan saklayacak hale gelmelisiniz.. Hatta tansiyonunuz hafifçe yükselmeden siz bile bakamamalısınız..


Şimdi her şey daha kolay.. Artık hiç paranız olmadığı için dışarıda yemek yok.. Sabahları kahvaltıyı yapıp çıkmak şart.. Üstelik peyniri en ucuzundan yani en yağsız tuzsuzundan almalı.. Öyle hafiften acıktım tatlıydı, pastaydı atıştırayım deseniz..? Cık çok pahalılar.. Atıştırmalık ucuz suntaları yemek mantıklı.. 


Can kahve çekince bol  kremalı mochalar, latteler pahalı.. Eee napalım?? En ucuzu filtre kahve.. Kalorisi de yok denecek kadar az:))) 



Taksi tutamazsınız para yok çünkü.. Yürümek en güzeli.. Olmadı toplu taşıma kullanılır ki kardiyonun daha iyi yolu yok... 


Bir yere gidip içsek.. Offf içki çok pahalı, diil dışarıda evde bile içilmez..



Eee noldu??? Hem kilo vermeye başladık, hem de en son modasından yepisyeni bir gardolabımız oldu.. Üstelik "diyetteyim offf bıktım bu hayattan" bezginliği yaşamadan..


Teşekküre hiç gerek yok arkadaşlar.. Görevim bu benim bir akademisyen olarak:))

Not: Şimdi bu yazıyı okuyup "ay o parayı fakirlere harcasaydı, insanlara yardım etseydi, sokakta bir dolu aç var, insanlar yemek bulamıyor festival de neymiş utanmazlaaarrr pis tüketimcilerrrr cık cık cık" diye söylenenler!!!  Esprinin farkında mısınız??! :)

30 Mart 2011 Çarşamba

Filmler, Kitaplar ve Ben

Annem gitti çoktan ama ben yazamadım, uzak kaldım.. Bu aralar; 


Film izledim bolca..


Edward Norton ve Spike Lee isimleri bana yetti.. Çok beğendim ayrıca..


İzlememiştim, ısrarlara dayanamadım.. Vakit geçirmek için iyi.. Sıkıntı giderici..


 Animasyonlara bayılıyorum.. Ne olduğu hiç farketmez, izlerim..

İşte bu film beklentimin çok üstünde çıktı.. Dümdüz gidiyordu, sonunda bir baktım ağlıyorum..


Hep yarım yamalak izlemiştim nedense.. Baştan sona izlemeyi başardım sonunda..Film için söylenecek bir şey yok zaten, malum.


Bu da vakit geçirmelik filmlerden..İşin içine biraz sosyal sorumluluk, biraz aşk katmışlar.. Olur olur..


Bu filmi izlemediyseniz eğer kaçırmayın.. Çok etkileyici gerçekten.. Çarpıyor, dikkat..

Diğerlerini de sıraya koydum..


 Kütüphanede buldum.. Johnny Depp var diye aldım açıkçası..


 A ısrar ediyor.. İlk bunu izliycem..



Bu ikisini maalesef henüz izleyemedim.. Bu haftanın planı bunlar..


Sonraaa okudum tabii... 

J.M. Coetzee Nobel Ödüllü bir yazar.. 2 kere de Booker Ödülü'nü almış.. Utanç tavsiye edebileceğim bir kitap.. Bir kere çok akıcı bir dili var.. En basit haliyle kadın-erkek ilişkileri ve tecavüz üzerine düşündürten ama diğer taraftan ırkçılığa başka bir açıdan baktıran okunası kitap .. Benim çok beğendiğim bir çevirmeni var İlknur Özdemir..  283 sf. ve 19 lira.. Can Yayınları'ndan..


Maceraperest Kitaplar'dan çıkan bu kitap bu sıra benim ev kitabım.. Yani evde uykuya dalmadan önce okuduğum bir kitap.. Tek bir yazarı yok hazırlayanı ise Lawrence Block.. Pek çok ünlü polisiye/gerilim yazarının, bir başka yazarın en beğendikleri hikayesi ile kendi en beğendikleri hikayelerini paylaştıkları bir kitap.. Edgar Allen Poe'dan Stephen King'e pek çok yazarın en iyi hikayelerini zevkle okuyorum..Oğlak yayıncılığın Maceraperest Kitaplar dizisinden.. 2 cilt birarada.. 672 sf.. Sanırım şu ara satışı yok..


Bu benim ara kitabım.. Verdiğim aralarda okuyorum.. Ama cık olmadı, bir türlü sarmadı.. Bitireceğim elim mahkum.. Bakalım fikrim değişecek mi?? Can Yayınları yine.. 544 sf ve 28,5 lira..


Orhan Pamuk'a, kitaplarına aşığım.. Bu ara yol kitabım, Beyaz Kale.. Bitmek üzere ve ben yine büyülendim.. İletişim Yayınları'ndan.. 199 sf.. 19 lira.. 

Hmm evet 3 kitabı aynı anda okuyorum.. Genelde hep böyleyim zaten..

Bunların dışında Pazar günü YGS'de görevliydim.. Apayrı bir macera oldu bu seferki.. 

Alışveriş rejimindeyim.. Almamaya çalışıyorum.. Başarılı sayılırım..

Geçen cuma eve erken gelip çiçeklerimle ilgilendim.. Yakında!! :)

Son olarak hayat fena değil bak.. Öyle tuhaf, deneyler falan:))

21 Mart 2011 Pazartesi

Heeyy annem bana kalmaya geliyorrr:))

Yeni evime taşındığımdan beri ilk defa annem evime kalmaya gelecek:) İki dakikada bir arayıp anne bana şunu getir bunu getir diyip duruyoum.. Anneee bana sarma yapalım, annee nohut yapalım, annee iplerimi getir, hayır yaa ben kendi kazağımı örücem sen ör hırkanı:)))

Eve gelince bu akşam hemen sporumu yaptım ki aradan çıksın.. Ardından koşa koşa markete, temizlik malzemesi bitmiş, onu almaya.. Ardından şöyle bir temizlik.. Duş alayım derken yorgun argın oturdum, dinleniyorum ki bir şey eksik.. Ne ama ne??? Aniden hatırladım ki akşam yemeğini unutmuşum ben.. Spor öncesi süt içmiştim onunla kalmışım.. Saat olmuş 22:00.. Amaan bir havuç rendeledim brokoli attım içine oturdum yedim.. Ki aç bile hissetmiyordum zorla yedim, kilo veririm korkusuna yani..

Neyse efeniim.. Böyle işte yarın akşam annem geliyorr.. Biz sarma yapacağız, örgü öreceğiz bol bol, sonra dedikodu yapacağız, shopping fest'e katılıp bir şeyler alacağız, akşamları çay demleyip türk kahvesi pişireceğiz:))

Ev temiz, brokoli dışında yemek yok, örgüler hazır:)))) Bekliyorumm:))

18 Mart 2011 Cuma

Pazar Pazarı..

Pazarlara olan sevgimden burada bahsetmiştim.. Aynı postta annemin evinin yakınında ki pazar pazarından da bahsetmiştim:) Bana kalsa kendisi en şahane pazar . Ordan aldığım her şeye bayılıyorum.. Üstelik ihraç fazlası ürünleri de bulabiliyorum:) Kısacası pazardan elim boş çıkmam .. Son gittiğimde de bir dolu şey topladım..

Sezonun ilk yavrusu bu hırka oldu.. Annemle bayıldık.. Almasam aklımız kalırdı.. 20 tl verdim:)


O minik yıldızlarını, lacivert kırmızı düğmelerini herbir şeyini yerim senin:)


Resimden pek anlayamıyorsunuz ama ben bu dokuyu çok seviyorum.. Ben de siyahı, kremi vardı.. Bulduğum her rengini almayı da düşünüyorum.. Yumuşacık kendisi.. Sıcak mı sıcak tutuyor.. Hem bulunduğum mekan sıcak gelir de üstümdekini atarsam abes durmuyor.. 5 tl..


Dağınıklığın kusuruna bakmayın haa:)

Ne alaka!! Almazdım eğer 5 tl olmasaydı.. Ama öyle ucuzdu ki ve herkes kapışıyordu.. Neden 5 tl? Belki göremiyorsunuz ama ufak tefek defoları var.. Yoksa kapakları, seramiği çok kaliteli.. Fena mı, boy boy saklama kabım oldu:))



Bunların dışında cam silme zımbırtısı aldım bir tane.. Uzun süre eminönünde aramıştım kendisini, gittim pazarda buldum.. Fotoğrafı yok, şimdi de üşendim açıkçası:) Kırmızı kadife gibi bir kumaşı var, sopası da uzuyor baya baya.. Bir dikdörtgen ve ucunda da lastiği var.. Kadifeyle köpürtüp, lastikle siliyorsunuz.. Ustalaştıkça çok rahat olacak cam silme törenleri eminim.. O da 5 tl idi..

Ayrıca renk renk opak çoraplardan aldım.. Turuncu, yeşil vs.. 3 tanesini 10 liraya satıyorlar.. 

Bunun pazarcığımla ilgisi yok.. Son indirimlerden, aklımda kesinlikle yokken alındı.. Sırf 30 lira diye.. Ama sıcacık içi, hem sağlam da gözüküyor öyle di mi? (zavallı yazar kendini teskin etmeye çalışmaktadır..)


Bu ara ben alışveriş rejimindeyim.. Alışveriş demişken oxxo siparişim geldi:) Öhöö.. Ne diyordum, evet alışveriş yapmayacağım bir süre.. Umarım.. :))

Kek Olur Kurabiye Olur:)


Bunca dağınıklık neyin nesi anladınız.. Kek yapıyorum tabii ben:))) Üstelik bir mikserim bile yok ama pes ediyor muyum? ASLA!! 

ps: Mandal konusunu açmayın lütfen:)

16 Mart 2011 Çarşamba

Ah bir nezle olsam!!

Pazartesi sabahı çok keyifli başlamıştı itiraf etmeli.. Okula en sevdiğim yoldan gitmeye karar vermiştim.. Vapur ve tren -iki en bayıldığım ulaşım aracı- ikisini de kullandım.. Yolda kahvemi içtim, gazetemi okudum.. Hava sıcacıktı, hatta küçük mavi çiçekler açmıştı.. Her şey pek güzeldi yani.. 

Gün aynı şekilde devam etmedi maalesef.. Ayrıntısı gerçekten çok önemsiz, düşünmeye bile değmeyecek (ben kendimi yedim bitirdim o ayrı:) bir şeyler oldu.. Ben çoook üzüldüm.. Ve evet pek çok ağladım.. Gece baş ağrısından uyuyamadım.. Ve sabahına berbat mor halkalı gözlerle uyandım.. 

Aslında dün daha önce bahsettiğim gibi evimde yapacağım ufak tefek değişikliklerin ilk adımını attım.. A ile alış verişe gittik.. Ama bu daha eğlenceli sohbetlerin konusu.. Sonra caddeye geçtik.. İkimiz de bayılıyoruz mağazaları gezmeye:) Ama öyle acıkmışız ki yemek yemekten mağaza gezmeye pek vakit kalmadı.. Lakin ben böyle güzel bir günü de uyuklayarak geçirdim.. 

Artık bugün kendimi iyi hissediyorum.. Ancak bu olayın iki tam günümü yemiş olmasına gıcığım..



Kendimi ne çok yorgun hissediyorum.. Bıktım doğrusu.. Böyle zamanlarda ah şöyle bir nezle olsam diyorum.. Çok ciddi bir şey değil yahu.. Hafif ama dinlenmeden geçmeyecek bir nezle.. Neden mi?


Basit.. Ben nezle olunca anneme giderim.. Orada TV karşısında yatarım.. Sizdeki etkileri çok normal olabilen ama benim zayıf bünyemi tüm gün uyuklatan Tylolhot denen ilaçtan içerim.. Yanıma bir rulo tuvalet kağıdı, kolonya ve krem alırım.. Tuvalet kağıtlarını kremler kremler burnumu öyle silerim.. Bir gözüm sürekli yaşarır ve küçülür.. Öyle sürekli uyuklayarak, annemin getirdiği şeylerden atıştırarak 1-2 gün geçer.. Sonra bir sabah uyanırım ki ooh çok daha iyiyim.. Hemen bir banyo yaparım ki miss.. İşte o anda, yani hastalığın hemen ardında ki enerji, umursamazlık gibisi yok.. Sanki hayatı yeniden keşfetmiş gibi bir mutluluk ve günlerdir yatmanın verdiği bir kabına sığmazlık:)) 


Böyle kötü geçen zamanlarda bari hafif bir nezle geçirseydim demem ondan:)) Neyse efendim bu über güzel havalarda kimsecikler hasta olmasın, herkes gülsün, eğlensin.. Öyle çayırlarda çimenlerde koştursun.. :)