13 Nisan 2011 Çarşamba

Bir Hazırlanma Hikayesi..

Evet tırtılseverler.. Bir yolculuk öyküsünde ilk defa birlikteyiz:)) Rica ediyorum boşuna o kadar heveslenmeyin..Tatile çıkıyorum diyemem.. Benim çalışma arkadaşımın bu hafta pek önemli bir işi olduğundan okulda değil.. Ben de ufak tefek işlerimi hallederek yarından itibaren izne ayrılıyorum.. Hafta sonunu da katacak olursak 5 gün iznim var.. Heyooo:))) 

Bu izin günlerimde ben bir yerlere gitmiyorum, gidemiyorum.. Onun yerine anneme gitmeyi seçiyorum.. Belki film festivalinden bir iki film izlerim, ne zamandır görmediğim arkadaşlarımı görürüm.. Amacım bu..

Tatile gitmiyor olsam da hazırlık aşaması hiç değişmiyor.. Dile kolay koskoca beeeşşş gün.. Biz dişi kuşlar için ne kadar süreceği önemli değildir.. 2 gün ayrılsak bile yanımıza almamız gereken bir dolu şey vardır.. Hemen bavul/bavullar hazırlamalıdır.. Ve hep bir şeyler unutulur. Daha önce ne kadar listeci bir tip olduğumdan şurada bahsetmiştim.. Bu defa gelin beraber hazırlanalım.. Belki benim size yararım olur ya da siz bana unuttuğum şeyleri hatırlatırsıınız..


Aslında bu işi dün yapacaktım ama eve gelip sızdığım için her şey bugüne kaldı:(  

Eve gelince önce çamaşırları toplayıp, kaldırdım.. Evi derli toplu bırakalım ki yorgun argın döndüğümüzde çıldırmayalım..

Sonra ilk iş yemek hazırlamaya giriştim.. Sonraki günler evde olmayacağım için basit bir yemek hazırlamalı.. Ben menemen yapmaya karar verdim:)) Aç tırtıl oynamıyor sayın tırtılseverler..


İşte yumurtalar ve domateslerle biber:) Ben soğan sevmediğimden koymuyorum.. Peynir de koymayız biz.. Ben yanında seviyorum peyniri..




Çayımız da demlensin bir taraftan.. 
 


Kahvaltı ve benzerlerini illa tatlıyla bitiririm.. Son bir parça ekmeğime ya reçel eşlik etmeli ya da fındık/fıstık ezmesi..

Karnımız doydu mu?? Çok iyi.. Spor yapmamıza daha bir iki saat var.. Şimdi gardolabın başına gidelim..


 
Ah erkekler, böyle durumlarda bir kot giyerler iki de t-shirt hadi yallah.. Ya bizler ah bizler.. Abartmamalı hanımlar.. Yazık o bavulu taşıyacak kollara.. Benim naçizane fikrim kot-tayt, kot-etek, kot-elbise ikililerinden birini seçmek.. Birini üstümüze giyeceğiz diğeri hooop bavula.. Benim tercihim kot-tayt ikilisi oldu.. Kotu yolda giyeceğim, tayt ise bavula..

Sonra da üstüne giyebileceğimiz t-shirt, bluz, kazak neyse onları seçip bavula yollamak.. Bu mevsim bence t-shirt-hırka ikililerine uygun.. Bir dolu t-shirt ve hepsine uyacak bir hırka en güzeli.. Ayrıca acil durumlar için kotun üstüne giyilebilecek şık bir bluz çantaya atılabilir.. Eğer gece gezmelere gidileceği belliyse elbisenizi, ayakkabınızı da koyun.. Ayakkabı demişken ben yolda spor ayakkabıyı tercih edeceğim.. Rahatıma düşkünüm.. Ayrıca başka ayakkabı almayacağım, şanslıyım annem de var zaten:)

Sırada aksesuar seçmek var:)) Takı, toka, kemer, şal..




Yukarıdaki benim kıymetlim, tokacım:)

Evet bu iş bittikten sonra en zor kısma geldik.. Kozmetik:))) Bir kere hepsinden önce gece ve gündüz kremleri hemen girsinler bavula..


Sol baştan sayarsak Neutrogena Onarıcı Günlük Bakım Kremi, Vichy Retinol Liftactiv HA Night, dr. adam day/night, Neutrogena Radiance Boost Göz Kremi ve Vichy Liftactiv Retinol HA Göz Kremi..

Hani böyle plastik kutular geçiyor ya elimize sakızlardan, şekerlerden.. Ben atmıyorum onları.. Vücut nemlendiricimi bunlara koyuyorum.. Kocaman şişeyi nasıl taşıyayım yanımda..


Benim gibi zavallı bir miyopsanız sakın unutmayın:)


Tırnaklarımıza yazık değil mi?? Hemen çantaya girmeli..

 Yine sol baştan sayalım.. Kalyon tırnak sertleştirici, Pastel 88, Pastel kütikül giderici kalem, Avon kütikül giderici scrub ve törpüler, makaslar vs. .Bir de resme kaynayamamış bir küçük el kremi..


Makyajsız olmaaz..


Peki ya o makyajı temizlemezsek?? Cık hiç olmaaz..

Benim yanımda taşımak için iki seçeneğim var.. Neıtrogena makyaj temizleme mendilleri ya da Lush Baby Face makyaj temizleyici..


Eveeet hazırız sanırım, şimdi sporumuzu yapıp, duşa girelim.. Duş sonrası saçlarımıza geldi sıra.. Benim saçlarım dalgalı.. Ve eğer dalgalı kullanacaksam her gün, olmadı gün aşırı yıkamam, sonra da şu aşağıdaki yığını kafama boca etmem lazım..:p Yok o kadar değil ama en az iki tanesini kombinleyip kullanmalıyım ki sakin, mutlu buklelerim olsun.. E ben bunları taşımak istemiyorummm.. ??!?


Benim çözümüm saçımı düzleştirmek.. Benim fönüm kolay bozulmaz.. Hatta saçımı yıkamadıkça bozulmaz.. Üstelik saçım, bir hafta yıkanmasa yağlanmaz.. Yaa pasaklı değilim lütfen:)) Kupkuru saçlarım napayım.. Düzleştirsem bana 2-3 gün rahat gider.. Yıkayınca bir yerde fön çektiririm 10 dakikada bu iş tamam:)) Yanımda herhangibir şey taşımama gerek yok.. Yaşasın..

 Saçımı düzleştirirken Braun ES2 Saç Düzleştirici, Philips düzleştirici ve fırçalar yardımıma koşuyor..

 Bu arada mp3 çalarımızı şarj edelim ki yolda sıkılmayalım..

Son hazırlıklar peeling ve maske uygulamaları.. Peeling olarak sırayla botanik no7 Gentle Renewing ve Loreal Purezone'u dönüşümlü olarak kullanıyorum.. Maske tercihim ise Lush..

Enn önemli kısım kitap seçmece.. Baktım baktım.. David Boratav, Beyoğlu'nda Fısıltılar'ı seçtim..

Can Yayınları, Fransızca aslından Çev. Aysel Bora, 344 sf ve 22 lira (internetten alırsanız 16,5 lira)

Son olarak el çantamıza kitabımızı, mp3 çalarımızı, telefonu, cüzdanı (ben birinden birini illa unuturum), ıslak mendil, peçete ve diğer tüm ıvır zıvırı koyuyoruz.. Fotoğraf makinamızı alıyoruz..

Ayrıca eğer bu kısa bahar tatiliniz pansiyon vs gibi bir yerde kalmanızı gerektiriyorsa;

  • Tarak
  • Şampuan
  • Duş jeli ya da sabun 
  • Saç kurutma makinası
  • Pijama (annemde var ben almıyorum)
  • Her durumda ağrı kesici, ateş düşürücü, yara bandı vs.. almayı unutmayın..
Evden çıkmadan önce doğalgazı kapatıp, tüm fişleri prizden çekiyoruz.. Ben üstüne suları da kontrol ediyorum.. Tamam mıyız?? Öyleysee iyi tatillerrr:)))


Pek önemli not: Bu postta bazı ürünlere link verdiğimi farkettiniz.. Benim diğer bloğuma götürecek bu link sizi.. Diğer blogda ürünlerle ilgili kişisel yorumlarımı bulabilirsiniz.. Link olmayanların da yavaş yavaş linkleneceklerinden kuşkunuz olmasın.. Haydin öptüm:))

12 Nisan 2011 Salı

Bir Vespa Bir Vespa'ya..

Ah bu sabah yine en olmayacak hayallerle uyandım.. Bir "Vespa"m olaydı da olaydı diyerek.. Bir arabayı isteyebileceğimden çok daha fazla istiyorum bu güzelliği.. Fotoğraflarına bakıp bakıp bolca iç geçirdikten sonra siz de iç geçiresiniz istedim.. Acılar paylaşıldıkça azalır ama öyle değil mi???



 Rengini yediğimin vespası seni..


 Ahhh ahhh iki tane alabilsem biri de bu renk olur:))

Bakın doğumgünüme az kaldı sevgili ailem, arkadaşlarım:)))) Hayır duamı alırsınız bol bol, az şey mi? :)

Hadi hiç olmadı anahtarlıktı vs.'ydi ona da razıyım (YALAAANN!!)

7 Nisan 2011 Perşembe

Diyet Gurusu Tırtıl...

Havalar umutsuzluğa düşürse de biliyoruz ki yaz yaklaşmaktada, sinirler gerilmekte.. Bahar yorgunluğuymuş, uykulu hallermiş hep faso fiso.. Daha büyük sorunlarımız var ey nisa taifesi!! Bir kere her mağaza yeni sezon +    "festival" adı altında cebimizde ki son kuruşa kadar bizi soyma derdinde.. Olur da yanlışlıkla bir iki mağazaya girseniz bitti.. Üstelik "şimdiden indirim var, gerçek indirimlere bir şey kalmayacak" korkusu da yaratılmış.. Bu yeterince kötü değilmiş gibi yaz yaklaştıkça deniz, kum, güneş hayalleri akla girmeye başlıyor.. Sonra olur da tatile çıkarsam bu kiloları nerelere saklayacağım ben dertlenmeleri.. 

Ama durun!! Umutsuzluğa kapılmayın hemen.. Hepimizi kurtaracak bir çözümüm var:)) 

İlk adım hemen sokağa atın kendinizi ve kiradan, faturadan arta kalan paranızı giyime yatırın.. Ama aldığınız şeylerin kilolarınızı şak diye ortaya çıkarak tarzda olmasına hatta gerekirse 1 beden küçük olmasına özen gösterin.. Kredi kartı ekstrenizi anne babanızdan, sevgilinizden, arkadaşlarınızdan saklayacak hale gelmelisiniz.. Hatta tansiyonunuz hafifçe yükselmeden siz bile bakamamalısınız..


Şimdi her şey daha kolay.. Artık hiç paranız olmadığı için dışarıda yemek yok.. Sabahları kahvaltıyı yapıp çıkmak şart.. Üstelik peyniri en ucuzundan yani en yağsız tuzsuzundan almalı.. Öyle hafiften acıktım tatlıydı, pastaydı atıştırayım deseniz..? Cık çok pahalılar.. Atıştırmalık ucuz suntaları yemek mantıklı.. 


Can kahve çekince bol  kremalı mochalar, latteler pahalı.. Eee napalım?? En ucuzu filtre kahve.. Kalorisi de yok denecek kadar az:))) 



Taksi tutamazsınız para yok çünkü.. Yürümek en güzeli.. Olmadı toplu taşıma kullanılır ki kardiyonun daha iyi yolu yok... 


Bir yere gidip içsek.. Offf içki çok pahalı, diil dışarıda evde bile içilmez..



Eee noldu??? Hem kilo vermeye başladık, hem de en son modasından yepisyeni bir gardolabımız oldu.. Üstelik "diyetteyim offf bıktım bu hayattan" bezginliği yaşamadan..


Teşekküre hiç gerek yok arkadaşlar.. Görevim bu benim bir akademisyen olarak:))

Not: Şimdi bu yazıyı okuyup "ay o parayı fakirlere harcasaydı, insanlara yardım etseydi, sokakta bir dolu aç var, insanlar yemek bulamıyor festival de neymiş utanmazlaaarrr pis tüketimcilerrrr cık cık cık" diye söylenenler!!!  Esprinin farkında mısınız??! :)

30 Mart 2011 Çarşamba

Filmler, Kitaplar ve Ben

Annem gitti çoktan ama ben yazamadım, uzak kaldım.. Bu aralar; 


Film izledim bolca..


Edward Norton ve Spike Lee isimleri bana yetti.. Çok beğendim ayrıca..


İzlememiştim, ısrarlara dayanamadım.. Vakit geçirmek için iyi.. Sıkıntı giderici..


 Animasyonlara bayılıyorum.. Ne olduğu hiç farketmez, izlerim..

İşte bu film beklentimin çok üstünde çıktı.. Dümdüz gidiyordu, sonunda bir baktım ağlıyorum..


Hep yarım yamalak izlemiştim nedense.. Baştan sona izlemeyi başardım sonunda..Film için söylenecek bir şey yok zaten, malum.


Bu da vakit geçirmelik filmlerden..İşin içine biraz sosyal sorumluluk, biraz aşk katmışlar.. Olur olur..


Bu filmi izlemediyseniz eğer kaçırmayın.. Çok etkileyici gerçekten.. Çarpıyor, dikkat..

Diğerlerini de sıraya koydum..


 Kütüphanede buldum.. Johnny Depp var diye aldım açıkçası..


 A ısrar ediyor.. İlk bunu izliycem..



Bu ikisini maalesef henüz izleyemedim.. Bu haftanın planı bunlar..


Sonraaa okudum tabii... 

J.M. Coetzee Nobel Ödüllü bir yazar.. 2 kere de Booker Ödülü'nü almış.. Utanç tavsiye edebileceğim bir kitap.. Bir kere çok akıcı bir dili var.. En basit haliyle kadın-erkek ilişkileri ve tecavüz üzerine düşündürten ama diğer taraftan ırkçılığa başka bir açıdan baktıran okunası kitap .. Benim çok beğendiğim bir çevirmeni var İlknur Özdemir..  283 sf. ve 19 lira.. Can Yayınları'ndan..


Maceraperest Kitaplar'dan çıkan bu kitap bu sıra benim ev kitabım.. Yani evde uykuya dalmadan önce okuduğum bir kitap.. Tek bir yazarı yok hazırlayanı ise Lawrence Block.. Pek çok ünlü polisiye/gerilim yazarının, bir başka yazarın en beğendikleri hikayesi ile kendi en beğendikleri hikayelerini paylaştıkları bir kitap.. Edgar Allen Poe'dan Stephen King'e pek çok yazarın en iyi hikayelerini zevkle okuyorum..Oğlak yayıncılığın Maceraperest Kitaplar dizisinden.. 2 cilt birarada.. 672 sf.. Sanırım şu ara satışı yok..


Bu benim ara kitabım.. Verdiğim aralarda okuyorum.. Ama cık olmadı, bir türlü sarmadı.. Bitireceğim elim mahkum.. Bakalım fikrim değişecek mi?? Can Yayınları yine.. 544 sf ve 28,5 lira..


Orhan Pamuk'a, kitaplarına aşığım.. Bu ara yol kitabım, Beyaz Kale.. Bitmek üzere ve ben yine büyülendim.. İletişim Yayınları'ndan.. 199 sf.. 19 lira.. 

Hmm evet 3 kitabı aynı anda okuyorum.. Genelde hep böyleyim zaten..

Bunların dışında Pazar günü YGS'de görevliydim.. Apayrı bir macera oldu bu seferki.. 

Alışveriş rejimindeyim.. Almamaya çalışıyorum.. Başarılı sayılırım..

Geçen cuma eve erken gelip çiçeklerimle ilgilendim.. Yakında!! :)

Son olarak hayat fena değil bak.. Öyle tuhaf, deneyler falan:))