İzmit kitap fuarının en güzel yanı sahaflara ayrılmış bir salonun bulunmasıydı. İstanbul'un bütün sahafları oradaydı.. Ve kitapalrı İstanbul'da sattıklarından çok daha ucuza satıyorlardı. Ben ne kadar alamam zaten okunacak kitabım dolu demiş olsam da dayanamadım işte.
14 Haziran 2012 Perşembe
Biri Kitap Fuarı mı dedi?
Kitap Fuarı nerede olsa bulurum. Bir önceki postumda bahsetmiştim ya her ay İzmit'e kütüphaneye gidiyorum diye gidişlerimden birinde kitap fuarına denk geldim:))
İzmit kitap fuarının en güzel yanı sahaflara ayrılmış bir salonun bulunmasıydı. İstanbul'un bütün sahafları oradaydı.. Ve kitapalrı İstanbul'da sattıklarından çok daha ucuza satıyorlardı. Ben ne kadar alamam zaten okunacak kitabım dolu demiş olsam da dayanamadım işte.
Bir de kırtasiyeye uğradık. Hayır hepsine ihtiyacım vardı. Yine yine..
İzmit kitap fuarının en güzel yanı sahaflara ayrılmış bir salonun bulunmasıydı. İstanbul'un bütün sahafları oradaydı.. Ve kitapalrı İstanbul'da sattıklarından çok daha ucuza satıyorlardı. Ben ne kadar alamam zaten okunacak kitabım dolu demiş olsam da dayanamadım işte.
Etiketler:
Kitap Tırtılı
13 Haziran 2012 Çarşamba
Kütüphaneler Yetmiyor :)
3 kütüphanem vardı halihazırda. Demek bana yetmiyorlarmış ki bir dördüncüyü buldum. Bir kaç aydır Kocaeli İl Halk Kütüphanesi'ne de üyeyim. İstanbul yetmiyor muydu acaba bana bilemiyorum. Her ay düzenli olarak gidiyorum. Her ay 3 kitap alıyorum. Sonrasında da S ile mutlaka bir yerlere gidiyoruz.
Bunlardan birinde (1-2 ay önce, ama ancak yazıyorum napalım:) Değirmendere'ye gittik. Aslında amacımız dondurma yemekti. Tabii öncesinde karnımızı doyurmamız gerekiyordu.
İzmit simidi diye bir gerçek var bizim sokak simidimize benzeyen. İşte onu çıtır çıtırken krem peynirle yemek yanına çay da oldu mu, bir de üstüne deniz manzarası.
Üstüne sade türk kahvelerini içtik. S jelibonları unutmamıştı:)
Peşinden dondurmaya doğru koşar adım ilerledik. Neden bu kadar aç gözlülük yaptım bilemiyorum. Ama öyle çeşitler vardı ki almasam olmazdı. Tahinli, italyan kremalı, kavunlu, cevizli, kestaneli vs..
Yine gidicem, yine yine doldurucam:))
Bu kadar içmeye, yemeye nasıl bir hesap ödediğimizi bilseniz beni bulur döversiniz. O nedenle ben susayım artık:))
Bunlardan birinde (1-2 ay önce, ama ancak yazıyorum napalım:) Değirmendere'ye gittik. Aslında amacımız dondurma yemekti. Tabii öncesinde karnımızı doyurmamız gerekiyordu.
İzmit simidi diye bir gerçek var bizim sokak simidimize benzeyen. İşte onu çıtır çıtırken krem peynirle yemek yanına çay da oldu mu, bir de üstüne deniz manzarası.
Üstüne sade türk kahvelerini içtik. S jelibonları unutmamıştı:)
Peşinden dondurmaya doğru koşar adım ilerledik. Neden bu kadar aç gözlülük yaptım bilemiyorum. Ama öyle çeşitler vardı ki almasam olmazdı. Tahinli, italyan kremalı, kavunlu, cevizli, kestaneli vs..
Yine gidicem, yine yine doldurucam:))
Bu kadar içmeye, yemeye nasıl bir hesap ödediğimizi bilseniz beni bulur döversiniz. O nedenle ben susayım artık:))
Etiketler:
Gezenti Tırtıl,
Tırtılın Hayatı
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Yaz mı şu gelen?
Bu sene baharı gördük arkadaşlar. Ucundan kıyısından da olsa. Mis gibi sabahlara uyandık. Hırkalarla, ince ceketlerle dışarılara çıktık. Geçen sene aniden bastıran sıcaklardansa ben böylesini tercih ederim.
Zaten oldum olası bayılırım baharlara. Hep söylüyorum ya; hem ilk hem de sonbahar benim için dönüm noktaları.. Yeni kararlar almak için en güzel zamanlar.. Hem yılbaşından yılbaşına yenilenmek neye yeter??! demişim bir başka postumda. Ne de güzel demişim.
Benim aylarım geldi de geçiyor. Haziran sonuna kadar bir sevgi kelebeği efendime söyleyeyim mutluluk pıtırcığı bir şakıyan tırtıl (tırtıllar şakır mı demeyin lütfen şakırlar elbet) olacağım.
Bu vesileyle hazır her şeye karşı hevesim tavan yapmışken klasik bu bahar neler yapalım postu yapalım desem onu kaçırdım tabii ki.. Ama olsun geç olsun güç olmasın. Geçen bahar neler düşünmüş, ne kararlar almış hangilerini uygulamış hangileri hala gerçekleşmeyi bekliyor bir bakalım.
Ahhh en önemlisi iyi beslenmek. Ben bu ara çok kötü besleniyorum. O nedenle revizyon şart.
Tarçın'la yaşamaya başladığımdan beri sabahları daha erken kalkıyor ve kahvaltımı genelde evde yapıyorum. Arada kaçırdığım poğçaları saymayalım. Ama evde de nedendir bilinmez bir tembellik, ne bulsam yiyip çıkıyorum.
Bu huyu değiştirmeye karar verdim. Bundan sonra sabah kahvaltısı için seçeneklerim şunlar. Ya süt+gevrek ve meyve, Ya yoğurt+meyve+peynir ya da şöyle güzel kızarmış ekmekli domatesli salatalıklı reyhanlı, fesleğenli, naneli, maydanozlu, dereotulu, kuzu kulağ.. öhm yemeyi düşünüyorum. Bu sonuncusu genelde haftasonuna denk gelecek sanıyorum. Yoksa sabahın köründe bu kadar ayrıntı zor gözüküyor.
Sadece kahvaltı olmaz tabii. Ara öğünleri atlamamalı. Onları da seçtim (nasıl organizeyim farkettiniz mi?) Ara öğünler ise yoğurt, tost, meyve, kuruyemiş olacak. Öğle ve akşam yemekleri zaten halledilir.
Umarım kendimi kandırmıyorumdur da gerçekleştirebilirim bunları.
Spor konusu beni en mutlu edeni. Site içinde açılmış tam donanımlı (ahahaha nasılsa artık) spor salonu sayesinde bütün kış hemen her gün spora gittim. Çeşitli kardiyo dersleri pilates yanında ağırlık çalıştım ve hatta yüzdüm. Bu bahar ve yaz boyunca spora devam.
Saç rengim iyice koyulaştı. Açık bir renk olsun diye düşünürken gitgide koyuluyor. O zaman boyamadan vazgeçtim kafaya balyaj yaptırmayı koydum. Yaz için saçta ışıltılar en güzeli sanki. Bana mı öyle geliyor yoksa.
Bir de aklıma düştü bu ara saç kestirmek. Kış boyu kahkül kullandım. Onlar uzamadan kestiremem sanırım. Ama uzadıklarında şöyle küt bir kesim hmmm bilemiyorum.
Dövme konusu içimde bir yara oldu resmen. Bu kadar isteyip de yaptıramayan bir ben varım. Kalın kalın kitaplar karıştırdım. Her yere baktım. Bir kaç tane seçtim de sonunda. Ama hala hangisi karar veremiyorum. Siz de baksanıza bir fikir verin bana bir el atın şu işe.
Kedi mi köpek mi derken eve bir köpek istediğime karar vermiştim. Ama pet shop tan yavru almaya karşıydım. Uzun süre önce verilmiş bu karar aniden sonuca ulaştı. Hepsi 2 günde oldu. Terkedilmiş 1 yaşında bir doxle'ım oldu. Adını Tarçın koydum. Stresten döktüğü yaralar da iyileşti. 4 aydır beraberiz. Ve sanırım en zor dönemi atlattık.
Alış veriş yapmayı durdurdum bir süredir. 3 ay oldu herhalde bir şey almıyorum. Benim için çok uzun bir süre bu. Patlamaya hazır bomba gibiyim. Ama indirimlere kadar bir şey almamaya kararlıyım. En azından bir iki parça dışında bir şey almamaya kararlıyım diyeyim. Ama hazır bahar gelmişken, bütün vitrinler cıvıl cıvılken gezmesek olmaz. :)
Bu bahar ve yaz bolca çayıra çimeni çıkmalı (inek mode on). Kitapları, sandviçleri, biraları, cipsleri almalı. Çayıra uzanıp okumalı, gülmeli.
Ve tabii okumalı. Bir challenge'dan (challenge'ı tam türkçelerştirmek mümkün olmuyor farkettiniz mi? Meydan okuma diyelim en azından) bahsettim ya size. Nasıl okunacak onca kitap tembellik edersem. O yüzden her fırsatta kitaba saldırmalı. Yanında mevsime uygun limonata, frozen, karpuz, erik iyi gider diye düşünüyorum.
Kendimde büyük bir gelişme. Etrafımdakileri daha az takar oldum. Yine kızdığım anlar oluyor ama daha hızlı toplanıp amaaan diye geçiştiriyorum. Bu onları daha sinir ediyor ki olayın bonusu bu.
En sevdiğim şey eve kapanıp keyif yapmak. Tembel tembel hiçbir şey yapmadan dolaşmak. Mevsim nedeniyle artık evde durulmaz gerçi ama arada yine de yapılmalı. Güneşli gün miskinliği gibisi yok.
Evimde değişiklik yapma isteği iyice arttı. Aslında yeni bir koltuk almak, sehpayı değiştirmek vs gibi isteklerim var ama başka büyük bir amacım olduğu için bunu şimdilik ertelemeye karar vermiştim ki Tarçın Hanım koltuğumda bulunan minik (!) bir yırtığı genişletmeye karar verdi. Derken Yeni bir koltuk şart oldu. Yeni koltuk alırken evdeki eski kütüphaneyi de onarıma yollasam. Derken yeni bir kahve sehpası alsam. Hmmmm. Zor beğenen benim için bu süreç kolay olmayacak. Evdeki ışıklandırmayı bile değiştirmek istiyorum şimdi. Bu arada pimapen yenileme yapılacak evde. Eh bunca iş beni biraz oyalar:)
Cilt bakımını son aylarda çok ihmal ettim. Hazır mevsim değişirken yeniden cilt bakımına başlamalıyım. Size 7 seanslık cilt bakımı aldığımı söylemişmiydim. Gerçekten insanı rahatlatıyor ve iyi hissettiriyor.
Bahar yağmurları asla unutulmaz. Tam artık giyilebilir dediğiniz o ince kumaş pantolonu giydiğiniz gün ıslanmasanız olmaz:)) Ben seviyorum bu yağmurları ama artık bitebilirler. Şöyle sıcaklar, açık ayakkabılar, güneş kremleri, havuz sefaları isteniyor delice.
Yaz meyvelerini unutmayalım. Hepsinin gönlümüzde yeri ayrı. Mutlaka bolca tüketmeli.
Veeee...
Zaten oldum olası bayılırım baharlara. Hep söylüyorum ya; hem ilk hem de sonbahar benim için dönüm noktaları.. Yeni kararlar almak için en güzel zamanlar.. Hem yılbaşından yılbaşına yenilenmek neye yeter??! demişim bir başka postumda. Ne de güzel demişim.
Benim aylarım geldi de geçiyor. Haziran sonuna kadar bir sevgi kelebeği efendime söyleyeyim mutluluk pıtırcığı bir şakıyan tırtıl (tırtıllar şakır mı demeyin lütfen şakırlar elbet) olacağım.
Bu vesileyle hazır her şeye karşı hevesim tavan yapmışken klasik bu bahar neler yapalım postu yapalım desem onu kaçırdım tabii ki.. Ama olsun geç olsun güç olmasın. Geçen bahar neler düşünmüş, ne kararlar almış hangilerini uygulamış hangileri hala gerçekleşmeyi bekliyor bir bakalım.
Ahhh en önemlisi iyi beslenmek. Ben bu ara çok kötü besleniyorum. O nedenle revizyon şart.
Tarçın'la yaşamaya başladığımdan beri sabahları daha erken kalkıyor ve kahvaltımı genelde evde yapıyorum. Arada kaçırdığım poğçaları saymayalım. Ama evde de nedendir bilinmez bir tembellik, ne bulsam yiyip çıkıyorum.
Bu huyu değiştirmeye karar verdim. Bundan sonra sabah kahvaltısı için seçeneklerim şunlar. Ya süt+gevrek ve meyve, Ya yoğurt+meyve+peynir ya da şöyle güzel kızarmış ekmekli domatesli salatalıklı reyhanlı, fesleğenli, naneli, maydanozlu, dereotulu, kuzu kulağ.. öhm yemeyi düşünüyorum. Bu sonuncusu genelde haftasonuna denk gelecek sanıyorum. Yoksa sabahın köründe bu kadar ayrıntı zor gözüküyor.
Sadece kahvaltı olmaz tabii. Ara öğünleri atlamamalı. Onları da seçtim (nasıl organizeyim farkettiniz mi?) Ara öğünler ise yoğurt, tost, meyve, kuruyemiş olacak. Öğle ve akşam yemekleri zaten halledilir.
Umarım kendimi kandırmıyorumdur da gerçekleştirebilirim bunları.
Spor konusu beni en mutlu edeni. Site içinde açılmış tam donanımlı (ahahaha nasılsa artık) spor salonu sayesinde bütün kış hemen her gün spora gittim. Çeşitli kardiyo dersleri pilates yanında ağırlık çalıştım ve hatta yüzdüm. Bu bahar ve yaz boyunca spora devam.
Saç rengim iyice koyulaştı. Açık bir renk olsun diye düşünürken gitgide koyuluyor. O zaman boyamadan vazgeçtim kafaya balyaj yaptırmayı koydum. Yaz için saçta ışıltılar en güzeli sanki. Bana mı öyle geliyor yoksa.
Bir de aklıma düştü bu ara saç kestirmek. Kış boyu kahkül kullandım. Onlar uzamadan kestiremem sanırım. Ama uzadıklarında şöyle küt bir kesim hmmm bilemiyorum.
Dövme konusu içimde bir yara oldu resmen. Bu kadar isteyip de yaptıramayan bir ben varım. Kalın kalın kitaplar karıştırdım. Her yere baktım. Bir kaç tane seçtim de sonunda. Ama hala hangisi karar veremiyorum. Siz de baksanıza bir fikir verin bana bir el atın şu işe.
Kedi mi köpek mi derken eve bir köpek istediğime karar vermiştim. Ama pet shop tan yavru almaya karşıydım. Uzun süre önce verilmiş bu karar aniden sonuca ulaştı. Hepsi 2 günde oldu. Terkedilmiş 1 yaşında bir doxle'ım oldu. Adını Tarçın koydum. Stresten döktüğü yaralar da iyileşti. 4 aydır beraberiz. Ve sanırım en zor dönemi atlattık.
Alış veriş yapmayı durdurdum bir süredir. 3 ay oldu herhalde bir şey almıyorum. Benim için çok uzun bir süre bu. Patlamaya hazır bomba gibiyim. Ama indirimlere kadar bir şey almamaya kararlıyım. En azından bir iki parça dışında bir şey almamaya kararlıyım diyeyim. Ama hazır bahar gelmişken, bütün vitrinler cıvıl cıvılken gezmesek olmaz. :)
Bu bahar ve yaz bolca çayıra çimeni çıkmalı (inek mode on). Kitapları, sandviçleri, biraları, cipsleri almalı. Çayıra uzanıp okumalı, gülmeli.
Ve tabii okumalı. Bir challenge'dan (challenge'ı tam türkçelerştirmek mümkün olmuyor farkettiniz mi? Meydan okuma diyelim en azından) bahsettim ya size. Nasıl okunacak onca kitap tembellik edersem. O yüzden her fırsatta kitaba saldırmalı. Yanında mevsime uygun limonata, frozen, karpuz, erik iyi gider diye düşünüyorum.
Kendimde büyük bir gelişme. Etrafımdakileri daha az takar oldum. Yine kızdığım anlar oluyor ama daha hızlı toplanıp amaaan diye geçiştiriyorum. Bu onları daha sinir ediyor ki olayın bonusu bu.
En sevdiğim şey eve kapanıp keyif yapmak. Tembel tembel hiçbir şey yapmadan dolaşmak. Mevsim nedeniyle artık evde durulmaz gerçi ama arada yine de yapılmalı. Güneşli gün miskinliği gibisi yok.
Evimde değişiklik yapma isteği iyice arttı. Aslında yeni bir koltuk almak, sehpayı değiştirmek vs gibi isteklerim var ama başka büyük bir amacım olduğu için bunu şimdilik ertelemeye karar vermiştim ki Tarçın Hanım koltuğumda bulunan minik (!) bir yırtığı genişletmeye karar verdi. Derken Yeni bir koltuk şart oldu. Yeni koltuk alırken evdeki eski kütüphaneyi de onarıma yollasam. Derken yeni bir kahve sehpası alsam. Hmmmm. Zor beğenen benim için bu süreç kolay olmayacak. Evdeki ışıklandırmayı bile değiştirmek istiyorum şimdi. Bu arada pimapen yenileme yapılacak evde. Eh bunca iş beni biraz oyalar:)
Cilt bakımını son aylarda çok ihmal ettim. Hazır mevsim değişirken yeniden cilt bakımına başlamalıyım. Size 7 seanslık cilt bakımı aldığımı söylemişmiydim. Gerçekten insanı rahatlatıyor ve iyi hissettiriyor.
Bahar yağmurları asla unutulmaz. Tam artık giyilebilir dediğiniz o ince kumaş pantolonu giydiğiniz gün ıslanmasanız olmaz:)) Ben seviyorum bu yağmurları ama artık bitebilirler. Şöyle sıcaklar, açık ayakkabılar, güneş kremleri, havuz sefaları isteniyor delice.
Yaz meyvelerini unutmayalım. Hepsinin gönlümüzde yeri ayrı. Mutlaka bolca tüketmeli.
Veeee...
Etiketler:
Tırtılın Hayatı
20 Mayıs 2012 Pazar
İç Kararması..
Yine bahar gelmedi işte. Aniden yaza geçicez. Bütün yazlıklar çıkarılmış, botlar çizmeler, üstelik boyatılıp temizlenerek kaldırılmışken her gün yağmur yağmamalı. Hava durumuna her bakıldığında iç kararmamalı. Bütün hafta yağacağını görüp de gülümsemek mümkün mü? Mümkün aslında. Bu havalar da güzel. Hava öyle çok soğuk değil. Bir pazar günü evinizde, çayınızı kahvenizi sıcacık içer ve battaniyelere gömülmüşken yağan yağmuru izlemek güzel. Amy Winehouse dinlemek güzel. Müthiş bir pazar kahvaltısı güzel. Etrafınızda 12 kitapla neyi okusam diye bakınmak güzel.
Ama eğer keyfinizi kaçıran bambaşka bir sorunsa keyif almak zor hayattan. Bu saçma zamanlar da geçecek elbet diyorum. Küçük 1-2 engel çıktıysa önüme bu ne ki? Hep böyleydi benim hayatım zaten. Beni yıldırabileceğini hiç sanmıyorum!!!
Senin o koca burnunu yerim!!!
Ama eğer keyfinizi kaçıran bambaşka bir sorunsa keyif almak zor hayattan. Bu saçma zamanlar da geçecek elbet diyorum. Küçük 1-2 engel çıktıysa önüme bu ne ki? Hep böyleydi benim hayatım zaten. Beni yıldırabileceğini hiç sanmıyorum!!!
Senin o koca burnunu yerim!!!
Etiketler:
Tırtılın Hayatı
6 Mayıs 2012 Pazar
Nisan Ayı Kitapları
Evet hala aynı hızla okumaya devam ediyorum. yazın biraz yavaşlarım diye düşünüyorum aslında. Malum havalar güzelleştikçe insanın evde oturası olmuyor pek:)
Stieg Larsson, Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Pegasus Yayınları, 799 sf.
Filmini izlemişim neden kitabını okumuyorum ki!.. Filminden daha eğlenceli olduğu kesin. Ama filmi izledikten sonra Bridget hep şişko, paytak yürüyüşlü bir Renee Zelweger olarak kalıyor akılda.
Helen Fielding, Bridget Jones'un Günlüğü, Gendaş Kültür, 311 sf.
Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı okuduktan sonra Charlie'nin Büyük Cam Asansörü'nü okumasam olmazdı. Elimde yeni bir Roald Dahl kitabı var. Sanırım tüm kitaplarını okuyacağım, bağımlısı oldum.
Neyse. Nisan'da 4 kitap bitirmişim.
Üçlemenin son kitabı. 1 hafta sürmedi bitmesi. Ve devamının olmadığını bilmek acı veriyor. Gerçekten!! Lisbeth seni çok özliycem..
Stieg Larsson, Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Pegasus Yayınları, 799 sf.
Filmini izlemişim neden kitabını okumuyorum ki!.. Filminden daha eğlenceli olduğu kesin. Ama filmi izledikten sonra Bridget hep şişko, paytak yürüyüşlü bir Renee Zelweger olarak kalıyor akılda.
Helen Fielding, Bridget Jones'un Günlüğü, Gendaş Kültür, 311 sf.
Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı okuduktan sonra Charlie'nin Büyük Cam Asansörü'nü okumasam olmazdı. Elimde yeni bir Roald Dahl kitabı var. Sanırım tüm kitaplarını okuyacağım, bağımlısı oldum.
Roald Dahl, Charlie'nin Büyük Cam Asansörü, Can Çocuk, 191 sf.
Paulo Coelho kitaplarını pek sevmiyorum ben. Yine de zamanında okuduğum 1-2 kitabı hatırına tüm kitaplarını okumaya karar verdim. İçim sıkıla sıkıla da olsa okudum işte. Kişisel gelişim kitaplarını sevenler için ideal sanırım. Benim için değil.
Paulo Coelho, Elif, Can Yayınları, 247 sf.
Bu ay bir çik-lit, bir çocuk kitabıi bir best-seller, bir de herhangi bir kategoriye bir türlü koyamadığım bir kitap okumuşum.
Nisan ayı için 4 kitap az gelebilir. Ama başlayıp sonuna yaklaştığım 3 kitap vardı. Ve onlar da bu ayın hemen başında bitti. Ama Mayıs kitabı oldular elbet:)
Sonuç olarak nisan sonu toplam kitap sayısı 20. Okunan sayfa 6334:))
Etiketler:
Kitap Tırtılı
30 Nisan 2012 Pazartesi
Nerelerdesin?
Bir perşembe akşamı. Son sürat eve gelmişim saat altıyı geçiyor. Hiç vakit kaybetmeden Tarçın'ı dışarı oyun oynamaya çıkar. Yarım saatten fazla dışarıda oyalandıktan sonra eve gelip hemen mantar yemeği hazırla. Yemeği pişirmeden buzdolabına kaldır ve hızla mutfağı temizle. Tarçın'ı besle. Çamaşır makinasını çalıştır. Spor için hazırlan, evden çık. Spor salonunda yaklaşık 2-2,5 saat kaldıktan sonra eve gel. Yemeği fırına at, çamaşırları as, tarçınla biraz oyna, salata hazırla, spor malzemelerini kaldır, dünden kalan yemeği ısıt, yemek ye, yeni pişen yemeği soğuması için dışarıda beklet ve bir saklama kabına aktarıp dolaba kaldır. Bu arada artık bir fincan çay yap kendine, yatağa uzan. Biraz kitap okumaya hazırsın ve hoooop sabah 5.45'te uyanmak üzere sızmışsın.
Cuma akşamı bundan çok farklı değil. 9 farklı kitap okuyor, ev işleriyle uğraşıyor, her gün yaklaşık 2 saati spor salonunda geçiriyor, tarçınla oynuyor, yeni filmleri izlemeye çabalıyorum. Bu arada okulda salsa derslerine gidiyor, cuma günleri 3-7 arası dansediyorum. Her sabah 5.45'te kalkıyorum. Akşam kaçta yatacağım pek belli değil. Hiçbir şeyden vazgeçmek istemiyorum. Daha az okumayı da o filmi izlememeyi de evi pis bırakmayı da kabul edemiyorum. Bunun yanında sevgiliyle dışarılarda sürtmekten de kendimi alıkoyamıyorum. Çılgın bir tempo içinde sürekli koşturuyorum. Yarın tatil. Bugün de izinliydim ama kalktım dans etmeye gittim. Yarın bile günüm tıklım tıkış dolu. En kötüsü ise ne biliyor musunuz? Ben bu yoğun temponun delisiyim. Böyle olmasa mutsuz olurdum. Hayatımın hemen her dönemini böyle yaşadım. Hayat yavaşladığında elim ayağıma dolaşıyor, ne yapacağımı bilemiyorum.
Neden buralar ihmal edildi derseniz onun nedeni bu yoğunluk değil. Yoksa bulduğum aralıklarda yazabilirdim diye düşünüyorum. Ama ben her bulduğum boşlukta kitap okumayı seçtim. Bu artık bir meydan okuma olmaktan çıktı. Zaten okumayı çok severdim şu ara tamamen kendimi kaybetmiş durumdayım.
Biraz toparlanmaya karar verdim ama. Buraları da ihmal etmemek gerek. Merak edip mail atan herkese teşekkürler.
Cuma akşamı bundan çok farklı değil. 9 farklı kitap okuyor, ev işleriyle uğraşıyor, her gün yaklaşık 2 saati spor salonunda geçiriyor, tarçınla oynuyor, yeni filmleri izlemeye çabalıyorum. Bu arada okulda salsa derslerine gidiyor, cuma günleri 3-7 arası dansediyorum. Her sabah 5.45'te kalkıyorum. Akşam kaçta yatacağım pek belli değil. Hiçbir şeyden vazgeçmek istemiyorum. Daha az okumayı da o filmi izlememeyi de evi pis bırakmayı da kabul edemiyorum. Bunun yanında sevgiliyle dışarılarda sürtmekten de kendimi alıkoyamıyorum. Çılgın bir tempo içinde sürekli koşturuyorum. Yarın tatil. Bugün de izinliydim ama kalktım dans etmeye gittim. Yarın bile günüm tıklım tıkış dolu. En kötüsü ise ne biliyor musunuz? Ben bu yoğun temponun delisiyim. Böyle olmasa mutsuz olurdum. Hayatımın hemen her dönemini böyle yaşadım. Hayat yavaşladığında elim ayağıma dolaşıyor, ne yapacağımı bilemiyorum.
Neden buralar ihmal edildi derseniz onun nedeni bu yoğunluk değil. Yoksa bulduğum aralıklarda yazabilirdim diye düşünüyorum. Ama ben her bulduğum boşlukta kitap okumayı seçtim. Bu artık bir meydan okuma olmaktan çıktı. Zaten okumayı çok severdim şu ara tamamen kendimi kaybetmiş durumdayım.
Biraz toparlanmaya karar verdim ama. Buraları da ihmal etmemek gerek. Merak edip mail atan herkese teşekkürler.
Etiketler:
Tırtılın Hayatı
9 Nisan 2012 Pazartesi
Ben Geçen Ay (yüzsüzlüğün bu kadarı:)
Ben geçen hafta postları bir anda ben geçen ay postuna dönüşüverdi. Kalıcı olmasını düşündüğüm bir şey değil ama üzerimde mart soğukluğu varken ne yazayım ben, yazamam:))
Geçen ay ben
7 kitap okumuşum. :)) Bir önceki posttan biliyorsunuz zaten:)
Hatırlamıyorum neredeyse.
Ben şimdi bu Marilyn filmini de beğenemedim. Nedenini yazmaya başlasam 2 tam sayfa anlatırım. En önemlisi çizdiği Marilyn portresi yüzünden sevmedim filmi. Bu kadar hastalıklı olmamalıydı vs vs.
The Help. Gayet klişe bir film. Her zaman tutar. Her zaman etkiler de. Mutlu son sayılabilecek bir sonunun olması güzel kısmı. Genelde bu tarz filmlerin sonunda salya sümük ağlarım çünkü.
Bizim Demet Akalın beğenmeyip parasını geri istemişti değil mi? Sonrasında da bir dolu kişi Demet Akalın'a verdi veriştirdi. Evet Demet Akalın en güzide kıro kadın şarkıcılarımızdan biri. Ama herkesin güzel dediğine güzel demek, beğenmek zorunda değil. Belki tavrı daha sakin, daha terbiyeli olabilirdi. Ama "beğenmedi, zaten ne anlar salak" tarzı yaklaşımlarla ondan ne farkınız kalıyor acaba? Sosyal mesajımı da vereyim ben:))
Geçen ay ben
Ne Okudum?
7 kitap okumuşum. :)) Bir önceki posttan biliyorsunuz zaten:)
İnci Küpeli Kız. Filmini izlemediğim kitaplardan. Sırada filmi var yani. Ben kitabı sevdim. Bilge Kültür Sanat'tan çıkmış kitap.
Harry Potter serisini okumaya ve ardından filmlerini izlemeye karar verdim. He gülün bana bu zamana kadar aklın neredeydi diye. Bilmiyorum açıkçası. Zamanı şimdi gelmiş. Ama ben kitaba bayıldım. Neden bu kadar hayranı var onu da anladım:)
Bu neyin nesi hiç anlamadım:))) Kütüphanede buldum. çik-lit konusunda yeni sayılırım biliyorsunuz. Hemen aldım. Eee bir Sophie Kinsella kadar eğlenceli değil evet. Olsun.
İşte yine izlenecek filmlerden birinin kitabı. Hannibal Doğuyor. O kadar güzel ki konusu. Ve o kadar canlıydı ki olaylar gözümün önünde okurken. Benim kitabı okuyunca sempatim arttı. Filmi hayal kırıklığına uğratabilir.
Bir kaç yerde görmüş, okumayı kafama koymuştum. Kütüphanede bulunca aldım hemen. 3 bambaşka hayat, 3 bambaşka acı, dünyanın 3 bambaşka şehrinde ortak bir rahatlama, kendini kurtarma, tedavi etme, huzura kavuşma yolu. Sufle yapmaya, daha önemlisi yemek yapmaya heveslendiren bir yandan da ah benim hayatım dedirten bir kitap olmuş. Tavsiye edebilirim.
Aziz Nesin için söyleneccek bir şey yok. Her zaman okuması zevkli. Hikayeleri güncelliğini asla kaybetmiyor.
Ben Genç Werther'in Acıları'nı Bordo-Sİyah yayınlarından okumak durumunda kaldım. Kütüphanede vardı. Ama kendime Can Yayınlarından çıkan baskısını almayı düşünüyorum. Hayır Bordo-Siyah kötü değil. Hatta açıkçası çok iyi bir çeviri olmuş diye düşünüyorum. Ama yayınevi takıntım var. Can, İletişim, Ayrıntı, YKY, İş Kültür ardından İthaki, Doğan en sevdiklerim. Son 2 senedir bunlara Turkuvaz Kitap eklendi. Bordo-Siyah hala giremedi listeme. :/
2. Ne İzledim?
Hatırlamıyorum neredeyse.
Kitabı okumadan filmi izlemiş oldum. Ben filmi beğendim sayılır. Çok ağır aksak ilerledi. Bir sahnede kesiyorsan kes şu dalı be kızım diye söylendim bile. 10 dakika dal mı kesilir filmde? Zaten böyle ütopik konuları seven benim için oldukça tatmin ediciydi film. Kitabı okuyanlar arasından hayal kırıklığı yaşayanlar var mı acaba? Ben şimdi kitabı almayı düşünüyorum.
izlebizle.net diye bir site bulmuştuk ya. Orada Audrey Hepburn filmleri buldum. Patlamış mısırımı çayımı alıp izliyorum. Mutlu akşamlar için.
Hugo... 10 kere 20 kere 40 kere izleyebilirim:)))
Ben şimdi bu Marilyn filmini de beğenemedim. Nedenini yazmaya başlasam 2 tam sayfa anlatırım. En önemlisi çizdiği Marilyn portresi yüzünden sevmedim filmi. Bu kadar hastalıklı olmamalıydı vs vs.
The Help. Gayet klişe bir film. Her zaman tutar. Her zaman etkiler de. Mutlu son sayılabilecek bir sonunun olması güzel kısmı. Genelde bu tarz filmlerin sonunda salya sümük ağlarım çünkü.
The Artist. Uzun bir film olsa usandırırdı. Ama gayet tadında, güzel, etkileyeci bir film olmuş.
Bizim Demet Akalın beğenmeyip parasını geri istemişti değil mi? Sonrasında da bir dolu kişi Demet Akalın'a verdi veriştirdi. Evet Demet Akalın en güzide kıro kadın şarkıcılarımızdan biri. Ama herkesin güzel dediğine güzel demek, beğenmek zorunda değil. Belki tavrı daha sakin, daha terbiyeli olabilirdi. Ama "beğenmedi, zaten ne anlar salak" tarzı yaklaşımlarla ondan ne farkınız kalıyor acaba? Sosyal mesajımı da vereyim ben:))
3. Dilime Dolanan
Multitap'tan benim haberim yoktu. Yine çok gerilerde kalmışım:)) Bir sabah serviste dinledim. Allahım nasıl baharlık, nasıl eğlenceli:))
4. Nereye?
Evimden dışarı çıkmıyorum:) Yani arada çıkmaların dışında genelde evdeyim. Özel bir nedeni yok. İhtiyacım olan bu. Fırtına öncesi sessizlik..
5. Ne Yemeli?
Ahaha. Mercimek salatası. Şu ara yeşillikler çıkmaya başladı. Kuzu kulağı alın mutlaka mesela. Çıtır çıtırlar.
Bunca yeşillik varken ortalıkta hem sağlıklı, hem protein değeri yüksek bir öğün için mercimek salatası harika bir seçim.
Yapması da çok kolay. mercimeği haşlıyor, suyunu süzüyorsunuz. Elinize geçen bütün yeşillikleri doğruyorsunuz. Karbonhidrat da olsun içinde derseniz kuskusu da haşlayıp koyabilirsiniz içine. Hepsini mercimekle karıştırıp üzerine zeytinyağı bol limon ve biraz nar ekşisi, tuz ve benim önerim kuru nane koyuyorsunuz. Tıka basa yiyorsunuz.
6. Mutluluk Veren?
Güneş ve Tarçın. Yeni kesilmiş çimlerin kokusu. Taze kahve kokusu. Baharın kokusu. Sevgili. Güzel şarkılar. Algida Fruttare. Kitaplar. Uyku. Alışveriş fikirleri. Yapılacak yeniliklerin planlanması. Değişim.
7. Sıkıntı Veren?
Şu ara canımı çok sıkan bir şey var. Uzun uzun anlatıp sıkmak istemem sizi. Ben farkına varmadım ama 2 haftadır çok melankolikmişim. Bu tamamen kariyerle ilgisi olan konu son dönemde beni çok sıktı. Sonunda ben de o nefret ettiğim şikayet etmekten başka bir şey yapmayan kişilere dönüştüm. Haftasonu silkelendim. Evet elimden gelecek fazla bir şey yok. Ama hiçbir şey yapamayacak durumda da değilim. Herkesin hayatının gidişatının kendi elinde olduğuna inanıyorum. Evet şartlar bazen sizi olmadık durumlara sürüklüyor ama o durumu kabullenmekte, değiştirmekte sizin elinizde. Öyleyse ben neden duruyorum? Bu tembellik, atıllık niye? Neden zaman harcıyorum? Bu hayatı revize etme zamanı gelmiş. Hemen çalışmalara başlamalı.
8. Alışveriş?
İçimde kanayan bir yaradır alışveriş. Daha önce bahsettim ya alışveriş yapmıyorum ben. Ben?! Aaahh. Bir çöp bile almadım kendime. Tarçına aldıklarım sayılmaz. Çocuğun ihtiyaçları var. Ama ya o mint yeşili puantiyeli kot, peki ya o çiçekli pantolon, asimetrik etek, sırtı açık elbise, hardal sarısı çanta, o bikiniler, takılar, tokalar, ayakkabılar.. Patlamaya hazır bomba gibiyim. Ve amacım haziran ortasına kadar alışveriş yapmamak. Sanırım mayıs ortasında dayanamayacak duruma gelir bir şeyler alırım. Her gün pinterest'de çantalar, elbiseler paylaşıyorum. Kendimi böyle oyalamaya çalışıyorum. Sabır dileyin bana:)
NOT: Beni Pinterest'ten takip etmek isterseniz tıklayınız:)))
Etiketler:
Film Tırtılı,
Kitap Tırtılı,
Müzik Tırtılı,
Tırtılın Hayatı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















































