12 Haziran 2011 Pazar

Uğur Böcüüüü:)

Hani biz son 2 haftadır deli gibi çalıştık ya.. En son perşembe günü nasıl olduysa bir ara bulduk (nasıl olduysa diil aslında bir deneyi yapmayı reddettiğimizden oluştu o boşluk ya neyse çaktırmayalım).. Bizim okulumuzun bir iç bahçesi var.. Geçen temizlenmişti.. Biz de kahvelerimizi alıp oraya indik.. 

İşte bizim orta bahçemiz.. Bir ara yukardan fotoğrafını çekip göstereyim size:)

Havuzun içine bir kaç su bitkisi atılmış..







Onlara bakalım deyince ne gördük dersiniz:)))) Ta taaaa!!





 Aaaaa şapşallara bakar mısız?? Havuz keyfi yapıyorlar:))))


Hay allahım çok tatlı değiller mi? İngilizce'de bu tatlılara "Ladybug" denmesi boşa değil... Pek hanım hanımcıklar:))))) 


Biraz onlarla oyalandıktan sonra kahvelerimizi içip kitap okuyalım dedik.. 



 Benim kaymaz, düşürmez, rahat lab ayakkabılarım:))


Yukarıdan çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın (!) üstümüze su sıkmasıyla son buldu bu maceramız.. Kaçmaya bile halimiz yoktu paşa paşa ıslandık:) 



Yüzme denemeleri!!!


Ay bu kadar uğur böceği resmi yetti aaaa diyorsunuz belki:) O zaman bu uğur böcekleri uğur getirsin hepimize.. Tam şu an ne diliyor, istiyorsak o gerçekleşsin:)) Tırtılınız bol olsun:)))

11 Haziran 2011 Cumartesi

Ben Geçen Hafta...

Ya da ben geçen haftalarda... :))

1. Ne Okudum??

S'nin hediyesi bir kitap.. Çok zaman olmuştu bana hediye edeli.. Ama özel olan kitapları okumak için keyifli zamanları kollarım. Cumartesi sabahı çok keyifli uyanınca kütüphaneden kaptığım gibi çıktım evden..

Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Soförü, Etkar Keret, Siren Yayınları, 147 sayfa, 14 TL. (internette daha uygun fiyatlar çıkacaktır karşınıza)

Bir solukta okunur bu kitap.. Çok güzel, oturun boş bir vaktinizde 1-2 saatte okuyun kalkın:) Küçük hikayelerden oluşuyor..  Son derece eleştirel ve bir o kadar komik:))

2. Ne İzledim?? 

Sonunda Karayip Korsanları'nın sonuncusunu 3D olarak izledim.. Ha 3 boyutlu izlemeseniz daha iyi.. En azından gözleriniz yorulmaz.. Yoksa bu seri beni asla hayal kırıklığına uğratmıyor.. Artık Elizabet ve Turner dan sıkılmıştık.. Konunun tamamen başka taraflara kayması çok iyi olmuş.. Beşinciyi bekliyorumm:)))



Allahım bakmalara doyamıyor insan:))

Bunun dışında Sideways'i izledim.. İzlemeye değer bir film.. Yumuşak, eğlenceli.. Yorgun akşamların filmi olmaya aday:))


Ayrıca tekrar Breakfast at Tiffany's.. Nedense mutluysam, üzgünsem hep aynı filmlere takılıyorum.. Amelie, Breakfast at Tiffany's, Roman Holiday:)) Zaten her iki Audrey'e de hayranım.. Çok fazla hem de..





3. Ne Dinledim/Dinliyorum?

A sayesinde Adele'den Rolling in the Deep:) Of of.. Nasıl mutlu eden, enerji veren bir şarkı.. Arka arkaya kaç kere dinledim çalışma arkadaşlarım söylerler:)

Bence tüm şarkıları sıradan dinlenir:)

4. Gezip Tozmalar.. 

Hmmm.. Bu ara her haftasonu dışardaydık.. Ne zamandır yazmadığımdan hepsini de çıkaramıyorum açıkçası:)


Bir önceki hafta sonu Moda'da kahvaltı ve tüm gün laklak ile geçmişti bak aklımda.. Bir cumartesi ise alış veriş çılgınlığı yaptık:))) Ardından bir sergi açılışına katıldık..


Geçen hafta sonu ise ben çalışıyordum.. Cumartesi deney üstüne önce Bebek şenliğine gittik.. Ardından A'nın ablasının süper eğlenceli arkadaşlarının teras partilerine.. 80'ler temalı bir partiydi.. Bizimse son anda haberimiz olduğundan olduğumuz gibi kaldık:) Çok eğlendiğimiz bir gerçek ama.. 



Şimdi bu manzarada başka napılır ki?

 Bundan her partiye bir tane koyun:)


Kızıım sabah işe gideceksin.. ohhooo..

Noldu sonra? Pazar sabahı kalkıp okula geldim. .Çalışmaya.. Hala çalışıyorum.. Ve o günden beri sürünüyorum..  Sanırım bu hafta sonu bolca uyuyabilirim:))

5. Yemeden uyumam dediğim?

Havuca takıldık bu hafta.. Her gün bir yeni havuç:)) 


6. İçmeden olmaz?

Muzlu süt yapıyorum.. İçine bir greyfurt sıkıyorum:)) Offf of:)))


7. Mutlu edenler?

Off yaz geldi ya gezip tozmalara bayılıyorum.. Arkadaşlarla sohbet edeyim, geç saatlere kadar oturayım.. Ama ertesi gün iş güç olmasın da şöyle en süperinden bir kahvaltı yapayım.. Güneşleneyim, yüzeyim.. Bir de çiçeğim açmış.. Öyle saf saf camdan bakıyor.. Mutlu oluyorum gözüme takıldıkça..

8. Gıcık edenler?

10 küsur gündür aralıksız çalışıyoruz.. Sabah uyandığımda ilk farkına vardığım şey ağrıyan yerlerim.. Başka şey demem..

9. Neler aldım??

Neler neler:)))


H&M, Çanta arıyordum buldum:)


 H&M 10'lu yüzük ve sadece 8 lira:)

 Bu bileklikler hep beraber 10 lira sanırım..


Çok çok güzel ama değil mi? 15 lira

Beylikdüzü pazarı ganimeti:) 10 gayme:)

 Ojeleri seviyorum:) Bunlar yeni ciciler..


Sally Hansen alternatifi.. Hem de daha ucuz..


Ya Flormar'ın bu oje kurutucusu bir mucizeymiş.. Ben sürer saatlerce bekler yine de bulaştırırdım:) Şimdi 5 dakika sadece:))

Bunların dışında bir akşam Mavi Jeans'te bir kot beğendim.. Hah dedim bunu almalıyım.. Ertesi gün Pendik'te ihraç fazlası ürünleri satan bir butikte aynı pantolonun modelinden Zara marka bir beyaz kot buldum.. Hem de 30 lira:)) Nerden baksan 70 lira karım var:)) Onu almışken bir de Bershka siyah bluz aldım o da 10 lira hey hey de hey:))






Viaport daki Mango Outlette çok güzel parçalar vardı.. Bir kırmızı pantolona 10 lira verdim.. Bir de mavi t-shirt aldım 15 lira:) 





Sözü geçen Bershka bluz..

Mango'dan aldığım t-shirt'ün fotoğrafı yok.. Kendisi hala yıkamadan çıkamadı:)))

10. Bu hafta neler yapmalı?

Gitmek görmek istediğim yer çok ama benim pilim bitmiş durumda.. Bir dolu dergi aldım.. Ben yatıp dergilere kitaplara gömülmeyi düşlüyorum doğrusu.. Yemek bile yapmayacağım.. Tek korkum kendimi gaza getirip alış verişe çıkmak.. Tırtıllı kalın tırtılseverler:)))

7 Haziran 2011 Salı

Hepinizi Pek Çok Seviyorum Ki Ben:)





Dün benim doğum günümdü.. Bir önceki akşamdan hafiften duygusallaşmaya başlamıştım zaten.. Sabahında zor uyandım, bütün hafta sonu hem çalışıp hem gezip tozduğum için:) Evden geç kalmanın verdiği sıkıntıyla koşturarak çıktıktan sonra maillerime bakayım dedim.. O andan sonra benim duygusallığım doruklara ulaştı.. İlkokul arkadaşlarım, ortaokul, lise, lisans, yüksek lisans, doktora, twitter, blog arkadaşlarım.. Hayatımın apayrı dönemlerinde tanıdığım, sevdiğim insanlar.. Sevgim karşılıksız değilmiş.. Çok çok mutlu oldum.. 


Geçen senemi düşündüm şöyle bir.. Çok çok üzüldüğüm 1-2 an dışında çok mutluydum ben.. Son bir kaç senemin aksine hem de.. Temmuz civarı çok sevdiğim bir arkadaşımın vefat haberini aldım.. Anneannemi biliyorsunuz.. Bir de her zaman yanımdadır diyebileceğim bir arkadaşım beni çok kırdı.. Sonra yine hep yanımdadır dediğim bir başka arkadaşım karıştı bu konuya ve ben bazı yanlış anlamalarla daha da çok kırıldım.. 



Bu kötü anların dışında bu sene her şey güzeldi.. Sanki elimi kolumu bağlayan her şeyden kurtulmuşum, rahatlamışım gibi hissediyorum.. Beni üzen ne varsa geride bıraktım.. Beni üzen olaylarla uğraşmak yerine hayatımdan çıkarmayı seçtim..  Yapmak istediğim şeyleri daha az erteler oldum.. Ara ara durup listelerimi gözden geçirdim.. Sanırım ben geçtiğimiz sene kendi içimde daha keyifli, daha huzurlu, mutlu, sakin bir insan oldum.. 





Yine de kendimden memnun değilim ben:)) Olması gereken bu sanırım.. Şimdi daha çok şey var yapmak istediğim, kendime kızdığım.. Güzel güzel.. Büyümeye devam yani:))

31 Mayıs 2011 Salı

Antepliyk 1...

Şimdi mi yazıyorsun, 1 ay oldu döneli, yok artık demeyin lütfen.. Bilinmez neden, bir tembellik gelmiş üstüme gitmiyor..




Neyse efenim haydi Antep seyahatimiz nasıldı bir bakalım.. Bir cuma akşamı yola çıktık.. İstanbulu pürneşe geride bırakırken uçaktakileri bezdirecek kadar çok konuşmuşuzdur sanırım.. Hatta yolculuğun sonlarna doğru benim lenslerimden biri gözümü terketti.. Bunun üzerine ben elimde lens napsam derken tükürükle dedi S.. Bende lensi tuttum ağzıma attım:))) Bu son olayla uçaktakileri deliliğimize kesin inandırıp kıkır kıkır indik ve Havaş'ı bulduk.. O ne şans ki tam öğretmen evinin önünde indik:))


Evet biz öğretmen evinde kaldık.. Sizlere de bu tarz gezilerde, gittiğiniz şehrin öğretmen evinde kalmanızı tavsiye ederim.. Bir kere ucuz.. Biz kamu personeli olarak öğretmenlerden biraz fazla, sivillerden ise biraz az ödeme yaptık.. Şöyle, 3 gece için kahvaltı dahil 82 lira ödedik:)) İkinci olarak temizdi çok.. Evet eski, evet lüks değil.. Ama temiz olması her şeyden önemli bence.. Fiyat bilgisi ve diğer merak ettikleriniz için TIK TIK.. Vee fikir vermesi açısından bir kaç resim...


 Restaurant..


 İlk gün odamızdan manzara böyleydi.. Sonra bizi başka bir odaya aldılar:)


 Banyo en önemlisi bence..


 Bahçe.. Kahvaltılarımızı hep bahçede yaptık.. Hava süperdi..


Ve oda..


Evet ilk akşam odaya girmemizle çıkmamız bir oldu.. Hemen öğretmenevinin dibindeki "Yeşilsu" adında cafe tipli yeri keşfettik.. Buranın da fotoğrafını çekmemişiz diğer pek çok yer gibi.. O kadar kendimizden geçip mest olduk ki genelde fotoğraf çekmeyi unuttuk.. :( Sıradan bir kafe belki, ama porsiyonlar büyük ve her şey son derece lezzetliydi..


Evett neyse o gece çok fazla uyumamış olmamıza rağmen son derece enerjik kalktık yataklarımızdan.. Hava harikaydı.. Biz de son hızla hazırlanıp kahvaltıya indik.. Bahçede temiz havada yaptığımız kahvaltıdan sonra bölümden hemşerim olan V'nin verdiği bilgilere biraz navigasyon biraz da amca, teyze yardımı ekleyerek dolaşmaya başladık..


İlk durağımız Kale oldu.. Kaleye giriş öğrenciyseniz 50 kuruş yoksa 1 tl:)) Aksini belirtmezsem eğer her yeri bu fiyatlara gezdiğimizi söylemeliyim..Antep'te müzecilik anlayışı çok gelişmiş.. İstisnasız gezdiğimiz her yer çok özenliydi.. Öyle iki parça bir şey koyup müze diye yutturmuyorlar.. Kale'de Kurtuluş Savaşı'nın panoraması sergileniyor birbirinden iyi hazırlanmış heykeller ve bir belgeselle..


Daha içeriye girmeden bizim gözlerimiz dolmaya başladı..


Sonra içeri girdik ve belgeseli izlemeye başladık.. Herhalde bir yarım saat ayakta, başından ayrılamadan, sıkılmadan ve ağlaya ağlaya izledik.. Antep halkının çoluk cocuk, kadın erkek, yaşlı genç hep beraber, yardım almaksızın kendi kendilerine özgürlüklerini nasıl savunduklarını öğrendikçe siz de tutamazsınız kendinizi eminim.. Evet maalesef yardım ulaştırılamamış Anteplilere.. Bir yerde gözden çıkarılmışlar.. Onlarsa nüfusun üçte birinin şehit olması pahasına savunmuşlar topraklarını..


Belki bu yüzden Antep'te her yerde bir anıt var.. Onlar için belki bir parça daha önemli o yıllar ve yaşananlar.. Hiçbirimizin sahip olmadığı bir duyarlılığa sahipler..


Gözlerimizdeki yaşları sile sile çıktık oradan ve hemen yakındaki "Emine Göğüş Mutfak Sanatları Müzesi"ne geçtik.. Göğüş ailesi belli ki Antep'in en köklü ailelerinden.. Bu harika ev de müzeye dönüştürülmüş.. Çok güzel olmuş.. 



İçine küçük bir de kafe  yapmışlar.. Burada da yine bir gösterim.. Bu defa Antep Mutfağı belgeseli.. Soluklanırken "Menegiç*" kahvelerimizi içip, belgeseli izledik.. Duvarda ise Antep Mutfağı ile ilgili yerli yabancı pek çok gurmenin yorumlarına yer verilmiş.. Otururken otururken gözümüz döndü.. Acıktık diye bir hışım kalktık oradan:))

Yemeğe gitmeden önce hadi şu cam müzesine de uğrayalım dedik.. Çünkü o da kalenin dibindeydi.. Uğramadan geçmek istemedik.. Müzeyi gezdikten sonra içerideki cam atölyesine geçip bir cam boncuk nasıl yapılırmış öğrendik..



Ve ben ilk alışverişimi burdan bir kolye alarak yaptım:)))



Ve artık yemek yemeliyiz diye bir yer aranırken yağmura yakalandık.. Sırılsıklam olarak öğretmen evine döndük.. Saat öğleni çoktan geçmiş ve biz çok çok acıkmıştık.. Üstelik sıçan gibiydik.. Evet S ve I acaba bu durumda ne yaptılar?? Karınlarını doyurabildiler mi?? Günün geri kalanı nasıl geçti?? Hepsinin cevabı bir sonraki postta:)))


*Menengiç kahvesi yabani/aşılanmamış antep fıstığından yapılıyor.. Sütle pişirildiğinde çok güzel bir içimi var.. Faydaları ise saymakla bitmeyecek gibi.. Öksürük kesme, nefes açma, ayak terlemelerini önleme vs. vs.. İstanbul'da satılıyor mısır çarşısında görmüştüm ben.. Kavanoz kavanoz alıp tüketmeli.. Yapımını iyi öğrenmeli yalnız:))