7 Şubat 2012 Salı

Ben Geçen Hafta..

1. Ne Okudum? 

Kitap bitiremedim ben geçen hafta. Nazar mı değdi nedir. Bitmesine 100-200 sayfa kalmış 3 kitap var elimde haftaya inşallah..

2. Ne İzledim?

Kitap uyarlamalarını izlemeye başladım. İlki Ejderha Dövmeli Kız oldu. Kitabı okuyunca tatmin etmiyor ama yine de beni sardı bu film. Kitabı okurken olduğu gibi heyecanlandım, gerildim.  


Diğeri ise Alacakaranlık oldu. Ah evet kitabı daha iyiydi (?!) Yani film o kadar kötü işte anlayın. 


3. Dilime Dolanan?

Bir sabah uyandım ki dilimde:))

Gülmeden dinleyin:))

4. Nereye? 

Ufak tefek gezmeler dışında evden çıkmadım. Bu soğuklarda içimden de gelmedi zaten. Ama haftasonu o süper güneşli günde havuzu görünce bir an kendimi atmak istedim suya :( Yaz değil ama baharı özledim.. Bahar insanıyım ben.. Hava ne çok sıcak olacak ne soğuk. Ilık bir rüzgar esecek. Ahhh mis gibi kokacak hava. Haziran doğumluyum ben. En sevdiğim aylar mayıs ile haziran. Sonbaharı da severim gerçi. Ama tamam o kadar:)) Kar yağmasa bu kış çekilmez. 


5. Yemek? 


Yaz günlerini hatırlatsın diye menemen ve yanına mis gibi demlenmiş çay:)


6. Mutluluk Verici?


Kar yağışı elbette. Tarçınımla ve A ile karda oynamamız, benim yuvarlanmalarım:) Çok güzeldi.


7. Alışveriş?


Hmmm. Oje, bir çift sneakers, Mango'dan bir bluz, ihtiyacım olan bir kaç çift ince çorap. Az az.. Bir şey almış sayılmam değil mi?


Acaba diyorum şu başka bloglarda gördüğüm "30 for 30" denemesini mi yapsam. Yapabilir miyim? 1 ay alış veriş yapmamak var işin sonunda. Olur mu? Baharı mı beklesem. Bilemiyorum. 

6 Şubat 2012 Pazartesi

Kar Delisi:)


Yakalık varken hayat onun için biraz zordu:) Her yere takılıyordu, kapılardan ilk seferde geçemiyordu. Yakalık çıktıktan sonra beraber ilk oynamaya çıkışımız. Üstelik karda..








Bir şey dicem. Hep beraber kara, soğuğa doyduğumuza göre bahar gelebilir mi?

5 Şubat 2012 Pazar

Bu da kar akıllısı:)




Burası bizim sokak. Bildiğiniz sokak işte dağ vs değil. İşte o kadar çok yağdı ve bu yağışı en güzel değerlendiren bu arkadaştı sanırım:)

4 Şubat 2012 Cumartesi

Sürpriz!!

Dedim ya size bir sürprizim var diye:) Bundan 2 hafta önce (18 Ocak) son derece karlı bir günde bir arabaya 5 arkadaş doluştuk ve Sarıyer'e gittik:) 


İşte nedeni:)


Çok uzun zamandır diyordum ya size bir köpeğim olsun istiyorum ama gidip pet-shop'tan almak istemiyorum diye. Ben terkedilmiş, sahipsiz kalmış bir yavruya bakmayı tercih ediyordum. Pet-shop'tan almak kolaydı. Ama sahipsiz  kalmış mutsuz o kadar çok kedi köpek var ki. 


Bu arayışlarımın sonu geldi işte. Karşınızda Tarçın:)))



Tarçın terkedilmiş ya da kaybolmuş. Sonra da stresten alerjik yaralar dökmüş. 10 gün antibiyotik tedavisi görmüş ve hipoalerjik mamadan başka bir şey yememesi gerekiyor. Geldiğinin ertesi günü hemen veterinere gittik. Anestezi verildi ve yaraları temizlendi. Bepanten ve ivermectin iğneleri oldu. Her gün bepanten ve medikasöl karşımını sürdüm yaralarına ve Avil içirdim. Onca zaman yakalıkla dolaşmak zorunda kaldı kaşımasın diye. O kanadı ben üzüldüm, panik olduğumda oldu:)



Dün yakalıktan kurtuldu kuşum. O kadar uslu ki. Kim neden bırakır anlamam. Neyse artık biz beraber yaşıyoruz. Bir ev arkadaşım var anlayacağınız:) 



3 Şubat 2012 Cuma

Ben Geçen Hafta (Ay:))

Yokluğum sırasında tek yaptığım şey okumak olmuş. Ocak ayı içinde 5 kitap bitirmişim:) Film izlemiyorum hala. Hatta filme başlayıp uyumak alışkanlık oldu.

1. Ne Okudum?

Murakami.. Sahilde Kafka geçen ay bitirdiğim ilk kitaptı. Murakami okumak hep gzel, hiç hayalkırıklığına uğratmıyor beni. Orhan Pamuk okumak gibi benim için.. 


Haruki Murakami, Sahilde Kafka, Doğan Kitap, 651 sf., 33 tl


Ben şu Alacakaranlık serisinin filmlerini izlemedim. Pek güzel şeyler de duymadım hakkında. Bari oturayım kitaplarını okuyayım dedim ve geçen ay Alacakaranlık ile Yeni Ay'ı bitirdim. Şimdi üçüncü kitaba geçiyorum. Çok beğendiğimi söyleyemem. Okurken Edward denen saçma vampirle kızı boğazlamak isteği doğuyor içimde:) Normal midir?


Alacakaranlık, Yeni Ay, Stephenie Meyer, Epsilon Yayınevi, 407 ve 440 sf, her ikisi de 20'şer tl.

Evet o bir çocuk kitabı. Ama bu elbette benim okumama engel değil. Filmini nasıl bayıla bayıla izledimse kitabı da öyle bayıla bayıla okudum. 


Roald Dahl, Charlie'nin Çikolata Fabrikası, Can Yayınları, 192 sf, 14 tl


Benim için geçen ayın sürprizi Jonathan Safran Foer'in Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın isimli kitabı oldu. Nasıl bitirdim anlamadım. Babası 11 Eylül saldırısında ölmüş bir çocuğun hikayesi. Aslında çok sıradan.. İçe işleyen, acıtan, gülümseten bir kitap. Yazar için ortak görüş keskin bir zekası olduğu sanırım. Okuyun lütfen, okutun da..


Jonathan Safran Foer, Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, 367 sf, 24 tl.

Son kitap bir Maeve Binchy kitabı: Leylak Zamanı. Daha önce yazarın başka bir kitabını okumaya çalışmış becerememiştim. Bu ikinci denemem. Kolay okunan yazlık kitaplardan. 



Maeve Binchy, Leylak Zamanı, Doğan Kitap, 173 sf, 9 tl

2. Ne İzledim?

Hala izlemiyorum. Dedim ya film izlemeye başladığımızda uyuyorum. Sıraya koyduğum yığınla film var üstelik. İlk olarak da okuduğum kitapların filmlerini izlemek istiyorum. Alacakaranlık, Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın. Haydi bana şans dileyin:)

3. Ne dinledim?

Benim artık bir müzik setim var:)))  (Televizyonum olmadığnı biliyordunuz değil mi?)

Çalma listemin başındaki isim Karen Elson. Buyrun buradan dinleyin:) Sabahları beni uyandıran şarkı bu:)

4. Alışveriş?

Vazgeçemiyorum. Hele indirim dönemi ne zor şey. 

Butiğimden bayıla bayıla aldığım gömlek:)


Sezon başında görüp beğendiğim etek 20 liraya düşünce kaptım:) Koton'dan



Daha minnak olan çantalarımda kullanabilmek için ufak bir cüzdan arıyordum. Onu da Koton'da buldum. Görür görmez almam gerekiyordu napayım.




H&M'de dolaşıp hiçbir şey bulamayan bir ben varım sanırım. Ancak takı alabiliyorum. Bir de krem rengi dantel çorap aldım. Yanıma kar kaldı.



Sonraaaa Stradivarius ve Bershka'dan sezon başında 2,5 katı fiyata aldığım bluzlardan aldım yine. Ahlaya vahlaya tabii..

Veee aldığım en güzel şey Murakami seti oldu.. :)



Yine de çok bir şey almamışım evet iyi durumdayım:)


Yeni yıl hediyeleri arasında en sevdiğim bu terlikler bu arada. Paylaşmasam olmazdı:)






5. Nerelerdeydim?






Bence geçen ayın en güzel günü inanılmaz karlı bir günde Sarıyer'e gidişim oldu:) Neden mi? Bir sonraki postun sürprizi bu işte:)))

2 Şubat 2012 Perşembe

Durmak







Ben bazen dururum. 1,5 aydır olduğu gibi işte. Her şey mükemmel olsun isteyen biriyim. Bundan daha kötü bir huy olamaz. Her ne istiyorsam hemen olsun isterim. Bozulan fırınım hemen tamir olsun, ev hep temiz olsun, istediğim o kek kalıbını tam istediğim anda alayım bir saniye sonra bile değil, hep bakımlı kalayım, tüllerin eskidiğini farkettiğim anda hooop yenisi gelsin. Bu o kadar yorucu ve zor ki. Elbette her şeyin anında olması mümkün değil. Bazen zaman, bazen maddi imkanlar, bazen bambaşka şeyler engel oluyor buna. Ve ben böyle anlarda duruyorum. Sıkılıp bunalıyorum. Acilen değiştirmem gereken bir durum bu. Kaliteli geçirebileceğim tüm zamanı yiyor bu huyum. Böyle hissettiğim  anlarda diğer her şeyi bırakıyorum. Yemek yapmasam da olur zaten fırınım bozuk, saçlarımı boyamasam da olur zaten vaktim yok!!! 


Böyle bir dönemden yeni çıktım. Acilen yapılacak ve alınacak listesi yapmalı, hepsine zaman atamalı ve sakin olmalıyım. Hayat ne zaman dört dörtlük sanki öyle değil mi?


p.s. Şunca zamandır ne demeye yazmıyordun diyenlere gelsin bu yazı..


p.s. Bir de ne çok şey birikti anlatacak bilseniz:)

1 Şubat 2012 Çarşamba

Tanıdığım En Güçlü Kadına..

Benim tanıdığım en güçlü kadın o.. Tanıştığımız gün dün gibi aklımda.. 2004 senesinin ağustosunda ben istemediğim bir alanda yüksek lisans yapıyor ve bunu değiştirmeye çalışıyordum. Her yolu denememe rağmen hep önüme bir engel çıkardılar. Ben de  bulunduğum yeri bırakıp başka bir okula geçmeye karar vermiştim. Ama tüm okullar çoktan bitirmişti alımları. Bir hocam önerdi şu an bulunduğum yeri. 


Mülakat günüydü, ben heyecanlıydım. Dışarıda insanlar ellerinde notlar çalışıyorlardı ve ben hiç çalışmamıştım. O halde mülakata girdim. Beyazı bol saçlarını topuz yapmıştı (bunun o güne özel olduğunu, aslında upuzun saçlarını hep açık bıraktığını sonradan öğrendim). Üzerinde çiçekli lacivert bir bluz vardı (bu da o güne özel bir değişiklikti aslında). Tek makyajı dudaklarındaki kırmızı ruj ile, inanılmaz güzel gözlerindeki rimeldi. o bir masanın başında oturuyordu ve diğer herkes onun etrafında. Hep öyleydi zaten. Bir O vardı bir de diğerleri. Mülakat başladı. Ben bildiğim soruları cevapladım, bilmediklerime de açıkça bilmiyorum dedim. O her soruda göz göze geldiğimizde bir şekilde destek oldu bana, hissettim. İşte biz böyle tanıştık. 


Hep lacivert ya da siyah giyerdi (sonra sonra değişti bu ama onun imzası koyu renk kıyafetleriydi). Makyajı,  güzel gözlerini iyice belirginleştiren rimeliydi. Upuzun, hiç boya görmemiş, aralarda beyazı bol saçları hep açıktı. Sabahlara kadar çalışırdı. Gece yarısı ondan gelen bir mesajla, maille uyanmak sıradan bir olaydı. Sıradışıydı. İstediği her şeyi yaptırabilecek bir etkileyiciliği vardı ve yaptırırdı da. Onca sene içinde ona hayır diyen, diyebilen kimseyi görmedim. Kontrol edemediği şeylerden hoşlanmazdı o. Belki bu yüzden hep stresliydi.


Onunla çok güzel anılarım var. Bazen birbirimizi anlayamadığımız da oldu. Hatta şimdi bile, bazı anlarda neden böyle olmuş acaba diyorum. Ama son 6 yılda bana destek olduğunu bildim. O varken bazı şeylerin daha kolay olduğunu bildim. Onunla müzikten, filmlerden, yabancı dillerden konuşmak (etrafımda konuşabilecek başka kimsenin olmadığı zamanlar varken üstelik) hep zevkliydi. Bir gün İtalyan Kültür Merkezi'nde karşılaştığımda aslında şaşırmamam gereken kişi oydu. 


Herkesin ortak görüşü onun ne kadar etkileyici ve sıradışı bir kadın olduğu. Öyleydi evet. Sırf bu yüzden asla unutulmayacak. Bir şekilde hep örnek alınacak. Bir aydan uzun süredir aramızda değil belki ama sanki hep buralarda. Hep buralarda kal hocam.. Hep etrafımızda..